Beni Umutlarla Besledin, O Beni Akşam Yemeğiyle: Her Şeyi Kaybetmenin Hikayesi

“Yeter artık! Daha fazla dayanamıyorum!” diye bağırdım, sesim mutfağın fayanslarında yankılandı. Murat, elindeki çay bardağını masaya öyle bir bıraktı ki, ince belli bardak çatladı. Gözleriyle bana bakmadı bile, sadece başını öne eğdi. O an anladım; yıllardır süren bu sessiz savaşın galibi yoktu. Sadece kaybedenler vardı.

O sabah, annem aramıştı. “Kızım, Murat’la aranız nasıl? Yine suratın asık geliyor telefonda,” demişti. Annemin sesi bile içimi acıtıyordu artık. Ona ne anlatabilirdim ki? Herkesin gözünde örnek bir aileydik; iki çocuklu, düzenli bir hayatımız vardı. Ama kimse benim geceleri yastığa başımı koyduğumda içimdeki boşluğu, Murat’ın bana dokunmayan ellerini, göz göze gelmediğimiz akşam yemeklerini bilmiyordu.

Murat’la evlendiğimizde 23 yaşındaydım. O zamanlar her şey çok güzeldi; bana şiirler okur, hayaller kurardık. Ama zamanla o hayallerin yerini faturalar, çocukların okul masrafları ve bitmek bilmeyen tartışmalar aldı. Murat’ın işi yoğundu, eve yorgun gelir, televizyonun karşısına geçerdi. Ben ise evin içinde bir gölgeye dönüştüm. Sanki görünmezdim; ne hissettiğim, ne düşündüğüm kimsenin umurunda değildi.

Bir gün, çocukları okula bırakırken apartmanın girişinde Emre’yle karşılaştım. Emre yeni taşınmıştı; dul ve yalnız bir adamdı. İlk başta sadece selamlaşıyorduk. Sonra bir gün asansörde ağladığımı fark etti. “İyi misiniz?” diye sordu. O an gözyaşlarımı tutamadım. O günden sonra Emre’yle konuşmaya başladık. Bana kendimi değerli hissettiren tek insandı o dönem.

Bir akşam Murat yine geç geleceğini mesaj attı. Çocuklar babaannelerindeydi. Emre kapımı çaldı, elinde iki tabak sıcak yemekle. “Yalnız yemek yemekten sıkıldım,” dedi gülümseyerek. O sofrada yıllardır hissetmediğim bir huzur buldum. Emre bana hayatın hâlâ güzel olabileceğini gösterdi.

Ama suçluluk duygusu içimi kemiriyordu. Annem hep “Kadın evini tutmalı, yuvayı dişi kuş yapar,” derdi. Peki ya ben? Benim yuvam çoktan dağılmıştı ama kimse görmüyordu.

Bir gece Murat eve geldiğinde gözlerimin içine baktı ve ilk defa sordu: “Neden bu kadar mutsuzsun?” O an içimdeki her şey dökülmek istedi ama sustum. Çünkü biliyordum; konuşsam da değişmeyecekti hiçbir şey.

Geceleri uykusuz kalıyordum. Emre’yle konuşmalarımız daha derinleşti; bana çocukluğundan, kaybettiği eşinden bahsetti. Ben de ona Murat’la olan çıkmazımı anlattım. Bir gün Emre bana “Sen mutlu olmayı hak ediyorsun,” dediğinde ağlamaya başladım.

Bir sabah Murat’ın telefonunda bir mesaj gördüm: “Toplantıdan sonra geç geleceğim.” Yine aynı bahaneler… O an karar verdim; ya bu evlilikte kendimi tamamen kaybedecektim ya da cesaret edip yeni bir yol çizecektim.

O akşam mutfakta tabakları dizerken Murat’a dönüp “Artık böyle devam edemem,” dedim. Gözlerim doldu ama ağlamadım. Murat önce anlamadı, sonra öfkelendi: “Ne demek istiyorsun? Çocukları düşünmüyor musun?”

“Çocuklar için yaşamak başka, kendini feda etmek başka,” dedim titreyen sesimle.

Murat sandalyeye çöktü, elleriyle yüzünü kapattı. “Ben de mutsuzum,” dedi sessizce.

O gece sabaha kadar konuştuk; geçmişimizi, hatalarımızı, kırgınlıklarımızı… Ama hiçbir şey çözülmedi. Sabah olduğunda Murat valizini topladı ve annesine gitti.

Çocuklar ilk başta anlamadı ne olduğunu. Onlara anlatmak en zoruydu: “Bazen anne ve babalar ayrı yaşamak zorunda kalır,” dedim gözyaşlarımı saklamaya çalışarak.

Komşular hemen konuşmaya başladı: “Ayşe Hanım’ın kocası evi terk etmiş.” Annem aradı, bağırdı: “Ne yaptın kızım? Kimseye laf mı bırakacaksın?”

Ama ben ilk defa kendim için bir şey yapmıştım.

Emre’yle ilişkimiz hemen başlamadı; önce kendimi bulmam gerekiyordu. Aylarca yalnız kaldım, psikoloğa gittim, çocuklarımla daha çok vakit geçirdim. Sonra bir gün Emre’yle parkta yürürken elimi tuttu ve “Hayat bazen ikinci şansı hak eder,” dedi.

Şimdi hâlâ zorluklar var; eski eşimle çocuklar için görüşüyoruz, ailemle aram soğuk… Ama artık aynaya baktığımda kendimi görüyorum.

Bazen düşünüyorum: Bir kadın ne zaman kendi hayatını seçme hakkına sahip olur? Sizce ben bencil miyim yoksa cesur mu? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın.