Kendi Evimde Yabancı: Bir Anne Hikayesi
“Anne, bak, bu ev artık bize dar geliyor. Sen de yaşlandın, tek başına burada ne yapacaksın?”
Oğlum Serkan’ın sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor. O gün mutfakta çayımı karıştırırken, kızım Elif’le birlikte karşıma oturmuşlardı. Gözlerinde bir telaş, dudaklarında tuhaf bir gerginlik vardı. O an içime bir sıkıntı çöktü; sanki yıllardır emek verdiğim bu ev, bir anda bana ait olmaktan çıkmıştı.
“Ben burada iyiyim, yavrum,” dedim titrek bir sesle. “Burası sizin babanızla kurduğumuz yuvamız. Her köşesinde anınız var.”
Elif gözlerini kaçırdı. Serkan ise ısrarcıydı: “Anne, bak, biz de çocuklarla sıkıştık. Senin de artık bakıma ihtiyacın olacak. En iyisi şu evi satalım, sana küçük bir daire alalım. Biz de biraz rahatlarız.”
O an içimde bir şeyler koptu. Yıllarca tek başıma çalışıp didindim; sabahları temizliklere gittim, akşamları dikiş diktim. Eşim Hasan’ı kaybettiğimde Serkan dört yaşındaydı, Elif ise altı. Onlara hem anne hem baba oldum. Okul masrafları, hastalıklar, açlık… Hepsini göğüsledim. Şimdi ise çocuklarım bana yükmüşüm gibi davranıyordu.
O gece uyuyamadım. Tavanı izlerken gözlerimden yaşlar süzüldü. “Nerede yanlış yaptım?” diye sordum kendime. Onlara fazla mı fedakârlık ettim? Kendi hayatımdan vazgeçip onların mutluluğu için mi yaşadım? Şimdi ise kendi evimde fazlalık olmuştum.
Bir hafta sonra Serkan yine geldi. Yanında eşi Derya da vardı. Derya’nın bakışları her zamanki gibi soğuktu.
“Bak Meryem teyze,” dedi Derya, “biz de çocuklarla çok zorlanıyoruz. Serkan’ın işleri de iyi gitmiyor. Bu evi satsak herkes rahat eder.”
“Ben nereye gideceğim?” dedim sessizce.
“Biz sana küçük bir yer buluruz,” dedi Serkan. “Hem yalnız kalmazsın, komşuların olur.”
O an içimdeki öfkeyi bastıramadım: “Ben size yük mü oldum? Yıllarca sizin için çalıştım! Bu evde her tuğlada benim emeğim var!”
Serkan başını eğdi, Derya ise dudak büktü: “Kimse sana yük oldun demiyor Meryem teyze. Ama hayat bu, herkesin şartları değişiyor.”
O gün ilk defa kendimi bu kadar yalnız hissettim. Komşum Şengül Hanım’a uğradım. O da benim yaşlarımda, iki oğlu Almanya’da yaşıyor.
“Çocuklar büyüyünce insanı unutur,” dedi Şengül Hanım. “Sen yine iyisin, yanında olan var.”
Ama ben biliyordum ki yanımda olanlar sadece çıkarları için buradaydı.
Bir akşam Elif aradı: “Anneciğim, bak, abim de haklı. Senin sağlığın için de iyi olur. Hem yeni bir evde yeni arkadaşlar edinirsin.”
“Ben arkadaş istemiyorum Elif,” dedim ağlayarak. “Ben yuvamı istiyorum.”
Elif sustu. Sonra telefonu kapattı.
Günler geçtikçe üzerimdeki baskı arttı. Serkan sürekli emlakçıdan bahsediyor, Derya ise bana soğuk davranıyordu. Bir sabah mutfağa indiğimde Derya’nın annesiyle konuştuğunu duydum:
“Kadıncağız anlamıyor ki… Evi satsak borçlarımızdan kurtulacağız.”
O an içimdeki umut tamamen söndü.
Bir gün kapı çaldı. Karşımda bir emlakçı vardı.
“Meryem Hanım, oğlunuz evi göstereceğimi söyledi,” dedi.
Şaşkınlıkla kapıyı kapattım. Serkan’a telefon açtım: “Sen benden habersiz nasıl böyle bir şey yaparsın?”
“Anne, mecburuz,” dedi Serkan. “Başka çaremiz yok.”
O gece sabaha kadar ağladım. Evin duvarlarına dokundum; Hasan’ın fotoğrafına sarıldım. “Beni affet,” dedim ona içimden, “yuvamızı koruyamadım.”
Bir hafta sonra Elif geldi. Yanında torunum Zeynep vardı. Zeynep bana sarıldı: “Babaanne, sen bizimle kalırsın değil mi?”
Gözlerim doldu: “Bilmiyorum yavrum… Bilmiyorum.”
Elif sessizce oturdu karşıma: “Anneciğim… Belki de haklısın ama biz de zor durumdayız. Herkesin yükü ağır.”
“Ben sizin yükünüz müyüm Elif?” dedim titreyen ellerimle.
Elif gözyaşlarını sildi: “Hayır anne… Ama hayat işte…”
Ev satıldıktan sonra küçük bir apartman dairesine taşındım. İlk gecem çok soğuktu; duvarlar yabancıydı, pencereden dışarı bakınca hiçbir şey tanıdık gelmiyordu.
Serkan ve Elif arada sırada uğradılar ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ben artık kendi evimde yabancıydım; çocuklarım için yaptığım fedakârlıkların karşılığı bu muydu?
Şimdi her sabah eski evimin önünden geçerken içim sızlıyor. Pencerelerde başka bir aile var; çocuk sesleri geliyor ama o sesler bana ait değil.
Belki de en büyük hatam, kendimi tamamen çocuklarıma adamaktı… Şimdi soruyorum size: Bir anne ne zaman fazlalık olur? Yıllarca emek verdiği yuvadan vazgeçmek zorunda kalan kaç kişi var aranızda? Siz olsanız ne yapardınız?