Bir Cumartesi Sabahı Her Şeyi Değiştirdi: Süreyya Hanım’ın Market Hikâyesi
“Hanımefendi, sıranızı bekler misiniz?” Kasiyerin sesi, sabahın mahmurluğunda içime işledi. Elimdeki pazar filesini sıkıca kavradım, gözüm alışveriş listemdeydi. Yumurta, süt, biraz peynir… Her zamanki gibi, emekli maaşımı dikkatlice harcamalıydım. Arkamda sabırsızca homurdanan genç adamın nefesi enseme vuruyordu.
Cüzdanımı çıkarmak için çantama uzandım. Ellerim titriyordu; yaşlandıkça bu titreme arttı, ama kimseye belli etmemeye çalışıyordum. Çantamda cüzdanı bulamadım. Bir daha baktım, sonra tekrar. Panik yavaşça içimi sardı. “Cüzdanım yok… Allah’ım, cüzdanım yok!” diye fısıldadım kendi kendime.
Kasiyer başını kaldırdı, “Sorun mu var hanımefendi?” dedi. Arkadaki adam sabırsızca iç çekti. “Hadi ama teyze, acele et!” diye bağırdı. O an gözlerim doldu, ama yutkundum. “Cüzdanımı bulamıyorum, özür dilerim,” dedim kısık sesle.
Kasiyer hemen güvenliği çağırdı. İki iri yarı güvenlik görevlisi yanımda bitti. “Hanımefendi, sizi şöyle alalım,” dediler. Herkesin gözü üzerimdeydi; sanki suçluymuşum gibi hissettim. Kalbim deli gibi atıyordu. “Ben sadece alışveriş yapmak istemiştim,” dedim titrek bir sesle.
Beni marketin arka tarafındaki küçük bir odaya aldılar. Orada otururken, gözümden yaşlar süzüldü. Telefonumu çıkardım, oğlum Engin’i aradım. “Anneciğim, ne oldu?” dedi telaşla. “Cüzdanımı kaybettim oğlum… Marketten çıkamıyorum, güvenlik beni tutuyor,” dedim ağlayarak.
Engin’in sesi bir anda sertleşti: “Anne, yine mi? Geçen ay da anahtarlarını kaybettin! Ne yapacağız seninle?” İçimde bir şeyler kırıldı o an. Sanki yük olmuştum ona; sanki yaşlanmak suçtu.
Bir süre sonra polis geldi. Kimliğimi sorunca daha da utandım; cüzdanımla birlikte kimliğim de gitmişti. Polislerden biri bana şüpheyle baktı: “Hanımefendi, cüzdanınızı gerçekten kaybettiğinize emin misiniz?” dedi. Sanki yalan söylüyormuşum gibi hissettim.
O sırada markette anons yapıldı: “Bir müşterimizin cüzdanı bulunmuştur.” İçimde bir umut kıvılcımı yandı. Bir kadın cüzdanımı getirdi; yerde bulmuş. Herkes rahatladı ama ben rahatlayamadım. O an yaşadığım utanç ve yalnızlık içime işledi.
Engin markete geldiğinde yüzü asıktı. “Anne, bu kaçıncı oldu? Artık tek başına dışarı çıkmasan mı?” dedi alçak sesle ama herkesin duyacağı kadar yüksek bir tonda. O an gözlerim doldu; oğlumun bana acıyan bakışlarını görmektense yer yarılsa da içine girsem dedim.
Eve dönerken arabada sessizlik vardı. Engin radyoyu açtı, ben camdan dışarı baktım. İçimde fırtınalar kopuyordu. Gençken ne kadar güçlüydüm; üç çocuğu tek başıma büyütmüştüm, eşimi erken kaybetmiştim. Şimdi ise bir cüzdan yüzünden herkesin gözünde aciz bir yaşlıya dönüşmüştüm.
Eve vardığımızda Engin bana dönüp, “Anne, belki de artık yanımıza taşınsan daha iyi olur,” dedi. O an içimdeki gururla savaşmak zorunda kaldım. Kendi evimde, kendi hayatımda bağımsız olmak istiyordum ama oğlumun gözlerindeki endişe ve sabırsızlık arasında sıkışıp kalmıştım.
O gece uyuyamadım. Annem aklıma geldi; o da yaşlanınca ne kadar yalnız hissetmişti kim bilir? Yaşlılık sadece bedenin değil, ruhun da ağırlaştığı bir dönemmiş meğer.
Ertesi gün komşum Şükran Hanım uğradı. Ona olanları anlattım; gözleri doldu. “Süreyya abla, biz yaşlandıkça kimse bizi anlamıyor,” dedi hüzünle. “Ama unutma, sen hâlâ aynı insansın; sadece zaman değişti.” Onun bu sözleri biraz olsun içimi rahatlattı.
Ama ailemle aramdaki mesafe büyümüştü artık. Engin ve gelinim Zeynep bana çocukmuşum gibi davranmaya başladılar; ilaçlarımı kontrol ediyorlar, dışarı çıkarken nereye gittiğimi soruyorlar. Bazen kendimi evde bir misafir gibi hissediyorum.
Bir gün torunum Elif yanıma geldi ve bana sarıldı: “Babaanne, sen benim kahramanımsın,” dedi. O an gözlerim doldu; belki de hâlâ değerliydim birinin gözünde.
Ama yine de düşünüyorum: Yaşlanmak neden bu kadar zor? Neden insanlar yaşlıları anlamakta bu kadar güçlük çekiyor? Bir cüzdan kaybolmasıyla başlayan bu olay bana hayatın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
Şimdi pencereden dışarı bakarken kendi kendime soruyorum: Acaba siz hiç böyle hissettiniz mi? Yaşlandığınızda sevdiklerinizin gözünde değiştiğinizi fark ettiniz mi? Lütfen bana yazın; belki de yalnız olmadığımı bilmek iyi gelir.