Uçakta Aşağılanan Kadının İntikamı: İnsanlara Böyle Davranılmaz
“Bunu kabul edemem! Yanımdaki koltukta oturamaz, bakın ne kadar yer kaplıyor!” diye bağırdı genç kadın, hostese dönerek. Uçağın içindeki herkesin bakışları bir anda üzerime çevrildi. O an, içimdeki utanç ve öfke birbirine karıştı. Yıllardır fazla kilolarımla mücadele ediyorum, evet, ama kimseye rahatsızlık vermemek için her zaman iki bilet alırım. O gün de öyle yapmıştım. Ama yanımdaki koltukta oturan Elif, sanki varlığım ona hakaretmiş gibi davranıyordu.
Hostes, nazikçe bana döndü: “Hanımefendi, iki biletiniz var, koltuklarınız burada. Herhangi bir sorun yok.” Ama Elif pes etmedi. “Ama ben böyle bir şeyle karşılaşmak istemiyorum! Uçağa binmeden önce böyle bir şey olacağını bilseydim başka bir uçuş seçerdim!” dedi, sesi titreyerek. O an, yıllardır içimde biriktirdiğim tüm utanç, öfke ve kırgınlık bir anda patladı. Annemin sesi kulaklarımda çınladı: “Kızım, kimseye yük olma, kimseye dert olma.” Ama ben kimseye yük olmamak için zaten fazlasını yapıyordum.
Yanımdaki koltuğa oturdum, gözlerim doldu. Elif’in bakışları, sanki bir suç işlemişim gibi üzerimdeydi. Uçak havalanırken, içimden geçenleri bastıramadım. “Biliyor musunuz,” dedim ona, “ben yıllardır kimseye rahatsızlık vermemek için iki bilet alıyorum. Sadece yolculuk etmek istiyorum, tıpkı sizin gibi. Ama siz, bana insan olmadığımı hissettirdiniz.” Elif bir an sustu, sonra yüzünü çevirdi. Diğer yolcuların bazıları bana acıyarak, bazıları ise Elif’e öfkeyle bakıyordu.
Çocukluğumdan beri kilolarımla mücadele ettim. Babam, “Kızım, biraz daha dikkat et, insanlar acımasızdır,” derdi. Annem ise her zaman beni korumaya çalışırdı. Ama okulda, işte, otobüste, her yerde insanlar bana bakarken fısıldaşır, gülerlerdi. Yıllar içinde içime kapanmıştım. Ama o gün, uçakta yaşadıklarım bardağı taşıran son damla oldu.
Uçuş boyunca Elif’in huzursuzluğu devam etti. Sürekli hostesi çağırıyor, şikayet ediyordu. “Bana su getirin, camı açın, çok sıkışık burası!” diyordu. Hostesler ise sabırla ona yardımcı olmaya çalışıyordu. Ben ise sessizce pencereden dışarı bakıyor, gözyaşlarımı tutmaya çalışıyordum. Yanımdaki yaşlı bir amca bana dönüp, “Kızım, kimseye kulak asma. Senin yerin burası, hakkınla aldın biletini,” dedi. O an biraz olsun içim rahatladı.
Uçak inişe geçtiğinde, Elif bir kez daha patladı: “Ben bu durumu havayolu şirketine şikayet edeceğim! Böyle bir şey olamaz!” dedi. O an kararımı verdim. Sessiz kalmayacaktım. Uçaktan inerken, hosteslere ve diğer yolculara döndüm:
“Bugün burada yaşadıklarım, sadece benim değil, birçok insanın yaşadığı bir utanç. Fazla kilolu olmak bir tercih değil, çoğu zaman bir hastalık, bir mücadele. Ben kimseye yük olmamak için fazladan bilet alıyorum, kimseyi rahatsız etmemek için elimden geleni yapıyorum. Ama yine de aşağılanıyorum. Sadece insan gibi davranılmak istiyorum. Lütfen, kimseyi dış görünüşüne göre yargılamayın. Bir gün sizin de başınıza gelebilir.”
O an uçaktaki herkes sustu. Elif’in yüzü kıpkırmızı oldu. Birkaç yolcu bana destek verdi, “Çok haklısınız,” dediler. Hostesler bana teşekkür etti, “Sizin gibi duyarlı yolculara ihtiyacımız var,” dediler. Elif ise başını öne eğdi, bir şey söyleyemedi.
Uçaktan indikten sonra, havaalanında beni bekleyen ablam Zeynep’e sarıldım. Gözyaşlarımı tutamadım. “Yine mi?” dedi Zeynep, “Yine mi insanlar seni yargıladı?” Başımı salladım. “Ama bu sefer susturmadım kendimi,” dedim. “İlk defa sesimi yükselttim.” Zeynep gözlerimin içine baktı: “İşte bu! Artık kendini savunmanın zamanı geldi. Senin hayatın, senin bedenin. Kimse sana nasıl olman gerektiğini söyleyemez.”
Eve döndüğümüzde annem sofrayı hazırlamıştı. Masada her zamanki gibi sağlıklı yemekler vardı. Annem, “Kızım, bugün nasıldı yolculuğun?” diye sordu. Bir an duraksadım, sonra yaşadıklarımı anlattım. Annem gözyaşlarını sildi, “Seninle gurur duyuyorum,” dedi. Babam ise sessizce başını salladı, “İnsanlar acımasız, ama sen daha güçlüsün,” dedi.
O gece yatağımda uzun süre uyuyamadım. Elif’in sözleri, bakışları aklımdan çıkmıyordu. Ama aynı zamanda, ilk defa kendimi savunduğum için içimde bir huzur vardı. Belki de artık kendimi saklamam, küçültmem gerekmiyordu. Belki de insanlar değişebilirdi, eğer onlara doğruyu gösterirsem.
Ertesi gün sosyal medyada yaşadıklarımı paylaştım. Binlerce insan bana destek oldu. “Aynı şeyleri ben de yaşadım,” diyenler, “Seninle gurur duyuyoruz,” yazanlar oldu. Elif’in de mesaj attığını gördüm: “Dün çok kaba davrandım, özür dilerim. Farkında olmadan seni incittim.” Ona cevap yazdım: “Önemli olan hatanı anlaman. Umarım bir daha kimseye böyle davranmazsın.”
Hayatım boyunca kimseye yük olmamaya çalıştım. Ama artık biliyorum ki, insanlara kendimizi anlatmazsak, onlar da bizi anlamıyor. Belki de bazen sesimizi yükseltmek, hakkımızı savunmak gerekiyor. Siz hiç, sadece dış görünüşünüz yüzünden aşağılandınız mı? Sizce insanlar değişebilir mi, yoksa hep aynı mı kalacaklar?