Kayınvalidemi Habersiz Ziyaretlerden Nasıl Vazgeçirdim: Beklemediği Bir Ders
Kapı zili öyle bir çaldı ki, sanki evin duvarları titredi. Gözlerimi ovuşturup saate baktım: sabahın sekizi. Murat hâlâ uyuyordu, ben ise gece boyunca yeni işimdeki sunum için hazırlık yapmıştım. Yorgunluktan gözlerim yanıyordu. Kapıya koşarken içimde bir his vardı; yine o gelmişti. Kapıyı açtığımda, karşımda Gülseren Hanım’ı gördüm. Elinde poşetler, yüzünde sanki bana iyilik yapıyormuş gibi bir gülümseme. “Kızım, erkenden geldim, kahvaltı hazır mı?” dedi. İçimden bir fırtına koptu ama yüzüme zoraki bir tebessüm yerleştirdim.
“Hoş geldiniz Gülseren Hanım, keşke haber verseydiniz. Hazırlıksız yakalandık,” dedim. O ise aldırmadı, ayakkabılarını çıkarıp salona geçti. Murat’ın uyanmasını beklemeden, mutfağa girip dolabı açmaya başladı. “Siz gençler hep geç kalkıyorsunuz, evde düzen yok,” diye homurdandı. O an, içimde bir şeyler koptu. Bu kaçıncı gelişiydi? Her hafta, bazen haftada iki kez, habersizce geliyordu. Evdeki düzeni, mahremiyeti hiçe sayıyordu. Murat ise annesine bir şey diyemiyor, arada kalıyordu. Ben ise her seferinde içime atıyordum.
O gün, kahvaltı boyunca Gülseren Hanım’ın eleştirileri bitmedi. “Bu peynir çok tuzlu, ekmek bayat, Murat’a iyi bakmıyorsun,” dedi. Murat ise sessizce tabağına bakıyordu. Göz göze geldiğimizde, ona bakışlarımla ‘bir şey söyle’ dedim ama o başını eğdi. O an karar verdim: Bu böyle devam edemezdi. Kendi evimde, kendi hayatımda bu kadar rahatsız edilmek, artık tahammül sınırlarımı zorluyordu.
O günün akşamı Murat’la konuştum. “Bak Murat, ben senin anneni seviyorum ama bu habersiz gelişler beni çok yoruyor. Kendi evimde rahat edemiyorum. Lütfen onunla konuş,” dedim. Murat ise klasik savunmasına geçti: “O annem, yalnız hissediyor, kırılır.” Gözlerim doldu. “Peki ya ben? Benim hislerim, benim sınırlarım?” dedim. Murat sessiz kaldı. O an anladım ki, bu işi kendim çözmeliydim.
Ertesi hafta, yine bir sabah kapı çaldı. Bu sefer hazırlıklıydım. Kapıyı açtığımda Gülseren Hanım’ı yine elinde poşetlerle buldum. “Kızım, yine geldim, sana yardım edeyim dedim,” dedi. Bu sefer gülümsemedim. “Gülseren Hanım, bugün çok işim var, misafir kabul edemem,” dedim. Yüzü düştü. “Ama ben oğlumu görecektim,” dedi. “Murat işte, ben de çalışıyorum. Lütfen bir dahaki sefere önceden haber verin,” dedim. O an, ilk defa ona sınır koymuştum. Ama kolay pes etmeyeceğini biliyordum.
Bir hafta sonra, Murat’la dışarıda bir akşam yemeği planladık. Tam evden çıkacakken, kapı yine çaldı. Gülseren Hanım, bu sefer yanında komşusu Şengül Teyze’yle gelmişti. “Kızım, sürpriz! Şengül ablayla sana geldik,” dedi. O an, içimdeki öfke patladı. “Gülseren Hanım, biz Murat’la dışarı çıkıyoruz. Keşke önceden haber verseydiniz, sizi ağırlayamayacağım,” dedim. Şengül Teyze şaşkınlıkla bana baktı. Gülseren Hanım’ın yüzü kıpkırmızı oldu. “Demek ki gelmemiz istenmiyor,” dedi. “Hayır, öyle değil. Ama herkesin bir programı var. Lütfen bundan sonra önceden arayın,” dedim. Murat ise yine sessizdi.
O gece, Murat’la büyük bir tartışma yaşadık. “Sen annemi evden kovdun!” diye bağırdı. “Hayır, sadece sınır koydum. Bu evde ikimizin de sözü geçmeli. Ben artık kendi evimde huzur istiyorum,” dedim. Murat ilk defa beni anladı. “Belki de haklısın,” dedi. Ama Gülseren Hanım’ın kolay kolay vazgeçmeyeceğini biliyordum.
Bir plan yaptım. Ertesi hafta, Gülseren Hanım’ın geleceğini tahmin ederek, evde temizlik başlattım. Tüm evi dağıttım, koltukları ters çevirdim, mutfakta bulaşıkları biriktirdim. O sabah, kapı çaldığında, kapıyı açtım ve “Hoş geldiniz, tam da temizlik yapıyordum, yardım eder misiniz?” dedim. Gülseren Hanım şaşkınlıkla etrafa baktı. “Ben aslında oturmaya gelmiştim,” dedi. “Ama ben çok yorgunum, yardım ederseniz çok sevinirim,” dedim. O gün, bütün gün temizlik yaptık. Gülseren Hanım’ın elleri su topladı, sırtı ağrıdı. Akşam olduğunda, “Kızım, bir daha böyle habersiz gelmeyeyim, çok yoruldum,” dedi. İçimden gülmek geldi ama belli etmedim.
Bir süre sonra, Gülseren Hanım aramadan gelmemeye başladı. Her seferinde önce arıyor, “Müsait misiniz?” diye soruyordu. Murat ise bana teşekkür etti. “Senin sayende annemle aramızda daha sağlıklı bir mesafe oluştu,” dedi. Ben ise içimde bir huzur hissettim. Kendi sınırlarımı koruyabilmiş, evliliğimi kurtarabilmiştim.
Ama bazen geceleri, Gülseren Hanım’ın yalnızlığını düşünüyorum. Belki de onun tek derdi, oğluna ve ailesine yakın olmak, kendini bir yere ait hissetmekti. Yine de, herkesin bir sınırı olmalı. Peki siz olsaydınız, kendi mahremiyetiniz için neleri göze alırdınız?