Bir Anne Sezgisi: Elif’in Kendi Sesini Bulma Hikayesi

“Elif, bu çocuk böyle mi büyütülür? Ben olsam çoktan ek gıdaya başlatmıştım!”

Kayınvalidem Nermin Hanım’ın sesi mutfağın ortasında yankılandı. O an, ellerim titredi, oğlum Emir’in mamasını yere döktüm. İçimde bir öfke kabardı ama yine de sustum. Çünkü annemden öğrendiğim tek şey buydu: Büyüklerin karşısında susmak, saygıdan gelirdi. Ama içimde bir şeyler kırılıyordu artık.

Eşim Baran’la evlendiğimizde, ikimiz de kendi ayaklarımız üzerinde durmak istiyorduk. Baran, mühendis olarak yeni bir işe başlamıştı, ben de öğretmenlik yapıyordum. İstanbul’da küçük bir ev tuttuk, borçsuz, kimseye muhtaç olmadan yaşamak istiyorduk. Ama Nermin Hanım, oğlunun evlenmesini bir türlü kabullenememişti. Her fırsatta, “Ben olmasam bu evde çorba bile kaynamaz!” derdi. İlk başlarda, yardımını iyi niyetli sanıyordum. Ama zamanla, her yaptığı iyiliği yüzümüze vurduğunu fark ettim.

Bir gün, Baran işten geç döndü. Oğlum Emir ağlıyordu, ben de yorgunluktan bitap düşmüştüm. Nermin Hanım kapıyı çaldı, elinde bir tencere dolma. “Yine yemek yapamamışsın, Elif. Ben olmasam aç kalacaksınız!” dedi. O an, içimdeki sabır taşı çatladı. Ama yine de bir şey diyemedim. Baran, annesine karşı çıkmaya çekiniyordu. “Anne, Elif’in üstüne gitme,” demekle yetiniyordu. Ama Nermin Hanım’ın gözleriyle verdiği mesaj açıktı: Bu evde söz sahibi benim.

Bir akşam, Baran’la otururken, “Elif, annem iyi niyetli. Bize yardım etmek istiyor. Kırmak istemiyorum,” dedi. Gözlerim doldu. “Baran, ben bu evde kendimi misafir gibi hissediyorum. Her yaptığım eleştiriliyor. Kendi çocuğumu bile büyütemiyorum,” dedim. Baran sustu. O da annesinin gölgesinde büyümüştü, ona karşı gelmekten korkuyordu.

Bir gün, Emir hastalandı. Gece boyunca ateşi düşmedi. Sabaha karşı hastaneye gittik. Nermin Hanım, sabah kapımızı çaldı. “Ben olmasam çocuğu hastaneye bile götüremezdiniz!” dedi. O an, içimde bir fırtına koptu. “Nermin Hanım, ben Emir’in annesiyim. Onun için ne gerekiyorsa yaparım. Lütfen artık bana güvenin,” dedim. Gözlerimden yaşlar süzüldü. Nermin Hanım bir an duraksadı, sonra başını çevirdi. O an, ilk defa ona karşı sesimi yükseltmiştim.

Ama bu sadece başlangıçtı. Nermin Hanım, bu sözlerimi Baran’a şikayet etti. Baran, arada kalmıştı. Bir akşam, sofrada sessizlik vardı. Nermin Hanım, “Benim emeğimi kimse görmüyor. Elif, bana nankörlük ediyor,” dedi. Baran bana baktı, ben de ona. İçimde bir boşluk hissettim. O an, kendi annemi düşündüm. Annem, babamı genç yaşta kaybetmiş, üç çocuğunu tek başına büyütmüştü. Hiç kimseden yardım istememişti. Onun gücünü hatırladım. Ben de güçlü olmalıydım.

O gece, Baran’la uzun uzun konuştuk. “Baran, ben bu şekilde devam edemem. Kendi ailemizi kurmak istiyorsak, sınırlarımızı çizmeliyiz. Annene saygım sonsuz ama bu şekilde yaşayamam,” dedim. Baran başını eğdi. “Haklısın Elif. Annemle konuşacağım,” dedi.

Ertesi gün, Baran annesiyle konuştu. Nermin Hanım, ilk başta çok kırıldı. “Ben sadece yardım etmek istedim,” dedi. Ama Baran, “Anne, Elif de bu evin kadını. Ona güvenmelisin,” dedi. O günden sonra, Nermin Hanım’ın tavrı değişmeye başladı. İlk başlarda mesafeli davrandı. Ama zamanla, bana daha çok güvenmeye başladı. Emir’in bakımında bana danışmaya başladı. Ben de ona danıştım, ama kendi kararlarımı da uyguladım.

Bir gün, Emir’in ilk adımlarını attığı anı birlikte izledik. Nermin Hanım’ın gözleri doldu. “Elif, sen iyi bir annesin. Ben bazen haddimi aşıyorum galiba,” dedi. O an, içimde bir huzur hissettim. Ona sarıldım. “Sizin tecrübeleriniz benim için çok değerli ama ben de kendi yolumu bulmak istiyorum,” dedim. O da başını salladı.

Hayat kolay değildi. Bazen hâlâ tartışıyoruz, bazen kırılıyoruz. Ama artık kendi sesimi buldum. Artık, ne hissettiğimi söylemekten korkmuyorum. Çünkü biliyorum ki, bir ailede herkesin sesi duyulmalı.

Şimdi, geceleri Emir’i uyuturken, kendi annemi düşünüyorum. Onun bana öğrettiği en önemli şey, kendi ayaklarım üzerinde durmak oldu. Ben de oğluma bunu öğretmek istiyorum. Kendi yolunu bulmasını, kendi kararlarını vermesini…

Bazen düşünüyorum: Bir kadının kendi sesini bulması neden bu kadar zor? Ya siz, kendi sesinizi bulabildiniz mi?