Aramızdaki Gizli Kelime: Bir Akşamın Ardından Gelen Gerçekler

“Anne, şimdi mi söylemeliyim?” Kızım Elif’in gözleri korkuyla bana bakarken, mutfakta ellerim titredi. O an, aramızda belirlediğimiz gizli kelimeyi kullanıp kullanmamak arasında gidip geldiğini anladım. O kelimeyi söylerse, her şeyi bırakıp onun yanında olmam gerektiğini biliyordum. Ama Elif’in sesi titriyordu; sanki boğazında bir düğüm vardı.

O akşam, eşim Murat işten geç gelmişti. Evdeki hava gergindi; Murat’ın yüzünde alışık olmadığım bir öfke vardı. Elif, babasının yanına yaklaşmaya çekiniyordu. Ben ise mutfakta yemek hazırlarken kulaklarım salonda, gözüm Elif’in üzerindeydi. Birden Elif’in sesi duyuldu: “Anne, bana yardım eder misin? Şu… şey var ya, hani… Lale.” Lale bizim gizli kelimemizdi. O an kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.

Çocukken annem bana da bir gizli kelime öğretmişti. Okuldan eve dönerken biri beni almaya geldiğinde, eğer o kişiyi tanımıyorsam ve annem göndermediyse, o kişiden gizli kelimeyi söylemesini isterdim. Şimdi ise kendi kızımla aynı yöntemi kullanıyordum. Ama dün akşam, bu kelimenin sadece dışarıdan gelen tehlikelere karşı değil, evin içindeki huzursuzluklara karşı da bir kalkan olabileceğini öğrendim.

Elif’in yanına gittim. Ellerini sıkıca tutmuştu, tırnakları avuçlarına geçmişti. “Ne oldu kızım?” diye fısıldadım. Gözleri dolmuştu. “Baba bugün çok sinirli… Bana bağırdı. Korktum anne.” O an içimde bir şeyler koptu. Murat’ın son zamanlarda iş stresi yüzünden eve gergin geldiğini biliyordum ama Elif’in bu kadar korktuğunu fark etmemiştim.

Murat salona girdiğinde Elif hemen arkamda saklandı. “Ne oluyor burada?” dedi Murat, sesi sertti. “Hiçbir şey,” dedim ama sesim de titriyordu. Elif’in elini sıktım; ona güvende olduğunu hissettirmek istedim. Ama içimdeki korku büyüyordu: Ya bu gerginlik devam ederse? Ya Elif bir daha bana ulaşamazsa?

O gece Elif’le odasında uzun uzun konuştuk. “Anne,” dedi, “Bazen babam çok değişiyor. Sanki başka biri oluyor.” Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Ona sarıldım, “Sana söz veriyorum, ne olursa olsun yanında olacağım,” dedim. Ama içimde bir suçluluk vardı; belki de Murat’la daha önce konuşmalıydım, belki de Elif’in korkularını daha erken fark etmeliydim.

Sabah olduğunda Murat işe gitmişti. Elif kahvaltıda sessizdi. Ben de öyle… Sonunda dayanamadım, annemi aradım. “Anne,” dedim, “Sen bana çocukken gizli kelime öğretmiştin ya… Şimdi ben de Elif’e öğrettim ama dün akşam o kelimeyi evimizin içinde kullandı.” Annem sustu, sonra yavaşça konuştu: “Bazen en büyük tehlike en yakınımızda olur kızım. Çocuğun sana güvenmesi büyük bir şey.”

O gün Murat’la konuşmaya karar verdim. Akşam eve geldiğinde Elif odasındaydı. Mutfağa geçtik. “Murat,” dedim, “Son zamanlarda çok gerginsin ve bu Elif’i korkutuyor.” Önce inkâr etti, sonra sustu. Gözleri doldu; “İş yerinde her şey üstüme geliyor,” dedi. “Ama bunu eve taşımamalısın,” dedim, “Elif senden korkuyor.” O an Murat’ın gözlerinden yaşlar aktı; ilk defa bu kadar kırılgan gördüm onu.

Ertesi gün ailece oturup konuştuk. Elif’e söz verdik; ne olursa olsun duygularını bizimle paylaşabilecekti ve ben de Murat’a destek olacaktım. Ama o gece yatağımda dönerken düşündüm: Kaç ailede çocuklar korkularını söyleyemiyor? Kaç evde gizli kelimeye ihtiyaç var ama kimse bunu dillendiremiyor?

Bir hafta geçti; evde hava biraz daha yumuşadı ama her şey hemen düzelmedi tabii ki… Elif hâlâ bazen tedirgin bakıyor babasına ama artık biliyor ki bir kelimeyle bana ulaşabilir. Ben ise her gün kendime soruyorum: Bir anne olarak yeterince dikkatli miyim? Eşimle aramızdaki sorunları çocuğuma yansıtmadan çözebiliyor muyum?

Bir akşam Elif yanıma geldi, “Anne,” dedi, “Lale’yi kullanmak zorunda kalmam umarım bir daha gerekmez.” Ona sarıldım; “Ama gerekirse her zaman kullanabilirsin,” dedim.

Şimdi size soruyorum: Sizin ailenizde böyle bir gizli kelime var mı? Çocuklarınız size her durumda ulaşabileceklerini biliyor mu? Yoksa siz de bazen evinizdeki sessiz çığlıkları duymakta zorlanıyor musunuz?