Hayat Yeniden Başlarken: Kendini Seçen Kadının Hikayesi

“Anne, ben bu akşam Elif’le sinemaya gidiyorum, geç dönebilirim!” diye seslendi oğlum Emir, kapıdan çıkarken. Cevap vermeye çalıştım ama sesim boğazımda düğümlendi. O an, evin içinde yankılanan sessizlikte kendimi ilk kez bu kadar yalnız hissettim. Emir’in arkasından baktım; genç, özgür ve umut doluydu. Oysa ben… Ben yıllardır aynı evin içinde, aynı duvarlara bakarak yaşlanıyordum.

Kocam Selim, her zamanki gibi akşam haberlerini izliyordu. “Yemek hazır mı?” diye sordu, gözünü televizyondan ayırmadan. “Hazır,” dedim kısık bir sesle. Sofraya oturduk. Selim’in kaşığı tabağa her değdiğinde içimde bir şeyler kırılıyordu sanki. Yıllardır aynı rutinin içinde kaybolmuştum; sabahları kahvaltı hazırlamak, evi toplamak, akşam yemeği yapmak… Kendi isteklerim, hayallerim, gençliğim… Hepsi bir köşede tozlanmıştı.

Bir gün annem aradı. “Kızım, nasılsın? Yüzün hiç gülmüyor sesinde,” dedi. “İyiyim anne,” dedim ama gözlerim doldu. Annem anlamıştı; anneler hep anlar. “Bak kızım,” dedi, “Sen de insansın. Biraz da kendini düşün. Hayat geçiyor.” O an annemin sözleri içimde yankılandı. Gerçekten de hayat geçiyordu ve ben sadece izliyordum.

O gece uyuyamadım. Yatakta dönüp dururken Selim’in horlaması kulaklarımı tırmalıyordu. İçimde bir öfke vardı; ona değil, kendime. Neden hep başkalarını mutlu etmeye çalışıyordum? Neden kendi isteklerimi bu kadar bastırmıştım? Gençken resim yapmak isterdim; hayalimdi ressam olmak. Ama babam “Kız kısmı ressam mı olur?” deyince vazgeçmiştim. Sonra Selim’le evlendim, Emir doğdu… Hayat bir şekilde aktı gitti.

Ertesi sabah Emir kahvaltıya indiğinde ona baktım; gözlerinde hayat vardı. “Emir,” dedim, “Senin yaşındayken ben de hayaller kurardım.” O şaşkınlıkla bana baktı. “Ne hayali anne?” diye sordu. Bir an sustum, sonra cesaretimi topladım: “Ressam olmak isterdim.” Emir gülümsedi: “Neden şimdi başlamıyorsun ki?”

O an içimde bir kıvılcım yandı. Belki de geç değildi…

O gün evdeki eski kutuları karıştırdım ve yıllar önce aldığım boyaları buldum. Tozlanmışlardı ama hâlâ renkliydiler. Bir tuval bulup ilk fırça darbesini attığımda ellerim titredi; ama içimde tarifsiz bir huzur vardı.

Selim akşam eve geldiğinde beni boyalarla görünce şaşırdı. “Ne yapıyorsun sen?” diye sordu sertçe. “Resim yapıyorum,” dedim kararlı bir sesle. Kaşlarını çattı: “Bırak şimdi çocuk işi bunları, yemek hazır mı?”

İşte o an yıllardır biriktirdiğim öfke patladı: “Yeter artık Selim! Ben de insanım! Sadece senin için yaşamaktan yoruldum!”

Evde buz gibi bir hava esti. Selim masaya oturdu ama konuşmadı. O gece Emir odama geldi. “Anne, iyi misin?” dedi endişeyle. Gözyaşlarımı tutamadım: “Bilmiyorum oğlum… Sadece kendim olmak istiyorum.” Emir sarıldı bana: “Sen ne istersen yap anne, ben hep yanındayım.”

O günden sonra her gün resim yapmaya başladım. Renkler hayatıma yeniden anlam kattı. Komşumuz Ayşe Teyze bir gün uğradı; resimlerimi görünce çok beğendi: “Bunları sergilesene kızım!” dedi heyecanla.

İlk başta çok korktum; insanlar ne derdi? Ama sonra düşündüm: Yıllarca başkalarının ne dediğini önemseyerek yaşadım ve mutlu olamadım. Bu kez kendim için bir şey yapmalıydım.

Ayşe Teyze’nin yardımıyla mahallede küçük bir sergi açtık. İnsanlar resimlerimi görünce şaşırdı; bazıları takdir etti, bazıları ise alay etti: “Bu yaştan sonra ressam mı olunurmuş?”

Ama umurumda değildi artık. Çünkü ilk kez kendimi özgür hissediyordum.

Selim ise hâlâ kabullenememişti. Bir akşam sofrada patladı: “Ailemi rezil ediyorsun! Herkes konuşuyor!”

O an gözlerinin içine baktım: “Senin için yaşadığım yıllar boyunca hiç mutlu olmadım Selim! Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum.”

Evde büyük bir kavga çıktı; bağırışlar, gözyaşları… Sonunda Selim evi terk etti.

Bir süre sonra yalnız kalınca korktum; yıllarca alıştığım düzen bozulmuştu. Ama Emir yanımdaydı ve bana güç veriyordu.

Bir gün Emir yanıma geldi: “Anne, seninle gurur duyuyorum,” dedi. O an anladım ki doğru yoldaydım.

Resimlerim zamanla daha çok ilgi gördü; hatta bir sanat galerisi benimle çalışmak istediğini söyledi.

Şimdi her sabah güne umutla uyanıyorum; aynaya baktığımda kendimi görüyorum artık.

Hayatım boyunca başkalarını mutlu etmeye çalıştım ama sonunda kendimi seçtim.

Peki siz hiç kendiniz için bir adım attınız mı? Yoksa hâlâ başkalarının hayatını mı yaşıyorsunuz?