Bir Yaz Boyu Sessizlik: Kayınvalidemle Sınavım
“Zeynep’i bu yaz size bırakıyorum, kızım. Benim de dinlenmeye hakkım var!” dedi Emine Hanım, gözlerini hiç kaçırmadan bana bakarak. O an mutfakta ellerimdeki çay bardağı neredeyse yere düşüyordu. Eşim Murat, gazeteden başını kaldırıp annesine baktı, ama bir şey söylemedi. İçimde bir öfke dalgası yükseldi. Zeynep altı yaşında, bizim biricik kızımız. Emine Hanım’ın diğer torunları, yani Murat’ın ablası Gülşah’ın çocukları Mert ve Elif ise bu yaz Emine Hanım’la birlikte köydeki yazlık eve gidecekmiş. Ama bizim Zeynep… O bizimle kalacakmış, hem de bize danışılmadan!
“Anne, bu kararı bize sormadan nasıl verebilirsin?” dedim titreyen bir sesle. Emine Hanım’ın yüzünde küçümseyici bir gülümseme belirdi. “Siz gençsiniz, bakarsınız. Ben de biraz nefes alayım. Hem Zeynep’in annesi sensin, değil mi?”
O an içimde yıllardır biriken tüm kırgınlıklar birdenbire gün yüzüne çıktı. Emine Hanım, Murat’la evlendiğimizden beri beni hep ikinci planda tutmuştu. Gülşah’a olan sevgisini hiç gizlememiş, torunları arasında da ayrım yapmaktan çekinmemişti. Ama bu kadarını beklemiyordum.
Murat sessizliğini bozdu: “Anne, Zeynep de köye gitmek istiyor olabilir. Onu da götürsen olmaz mı?”
Emine Hanım kaşlarını çattı: “O evde üç çocukla baş edemem. Hem Mert’le Elif’in yaşı daha büyük, Zeynep küçük kalır aralarında.”
Zeynep o sırada salonda oyuncaklarıyla oynuyordu. Bizi duymamıştı ama içimde bir korku vardı: Ya bu ayrımcılığı hissederse? Ya kendini istenmeyen biri gibi görürse?
O gece Murat’la uzun uzun konuştuk. “Belki de iyi olur,” dedi Murat, “Zeynep bizimle daha çok vakit geçirir.” Ama ben öyle düşünmüyordum. Bu sadece bir tatil meselesi değildi; bu, ailemizdeki adaletsizliğin ve sevgisizliğin bir göstergesiydi.
Ertesi gün Emine Hanım aradı. “Hazırlıklarını yapın, haftaya çocukları alacağım,” dedi. Sanki karar çoktan verilmişti ve bizim söz hakkımız yoktu.
Annemle konuştum, gözlerim dolu dolu: “Anne, ben ne yapacağım? Zeynep’e nasıl anlatacağım?”
Annem derin bir iç çekti: “Kızım, bazen büyüklerin bencilliği çocukların kalbini kırar. Ama sen Zeynep’in yanında olursan o bunu atlatır.”
Bir hafta boyunca Zeynep’e hiçbir şey belli etmemeye çalıştım. Ama içim içimi yedi. Gülşah’ın çocukları heyecanla bavullarını hazırlarken Zeynep neden köye gitmediğini sormaya başladı.
Bir akşam yemeğinde Zeynep bana döndü: “Anneciğim, ben de Mert Abi’yle Elif Abla’yla köye gidebilir miyim?”
Yutkundum, gözlerim doldu. Murat hemen araya girdi: “Bu yaz biz birlikte vakit geçireceğiz canım.”
Zeynep’in yüzünde hayal kırıklığı gördüm. O an kalbim paramparça oldu.
Emine Hanım çocukları almaya geldiğinde Gülşah’ın çocuklarını sarılarak öptü, onlara şekerler verdi. Zeynep’e ise sadece başını okşamakla yetindi.
Gülşah bana sessizce yaklaşıp fısıldadı: “Annem bazen böyle… Sen üzülme.”
Ama nasıl üzülmem? Kendi çocuğumun gözünde değersiz hissetmesine nasıl dayanırım?
Yaz boyunca Zeynep’le birlikte parka gittik, dondurma yedik, sinemaya gittik ama o hep bir eksiklik hissetti. Bir gün parkta elimi tuttu: “Anneciğim, ben kötü bir şey mi yaptım? Neden babaanne beni istemedi?”
O an gözyaşlarımı tutamadım. Sarıldım ona: “Hayır canım, sen çok değerlisin. Bazen büyükler yanlış kararlar verir.”
Murat işten geç geliyordu, evdeki huzursuzluk arttı. Benim içimdeki öfke büyüdükçe büyüdü. Bir akşam Murat’a patladım: “Neden annenin bu tavrına ses çıkarmıyorsun? Kızımızın kalbi kırılıyor!”
Murat başını öne eğdi: “Ben de üzülüyorum ama annemi değiştiremiyorum.”
“Peki ya biz? Kendi ailemizi koruyamayacak mıyız?”
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kafamda binbir düşünce… Acaba yanlış mı yapıyorum? Belki de fazla hassas davranıyorumdur… Ama sonra Zeynep’in gözlerindeki hüznü hatırladım.
Yaz sonunda Emine Hanım döndü, Gülşah’ın çocuklarıyla birlikte eve geldi. Herkes neşeliydi ama Zeynep onlara yaklaşmadı bile.
Emine Hanım bana döndü: “Kızın çok içine kapanık olmuş bu yaz.”
İçimdeki öfkeyi zor tuttum: “Çünkü kendini dışlanmış hissetti.”
Emine Hanım omuz silkti: “Abartıyorsun.”
O an anladım ki bazı insanlar asla değişmeyecek. Ama ben kızımı korumak için elimden geleni yapacağım.
Şimdi size soruyorum: Siz olsaydınız ne yapardınız? Ailedeki bu adaletsizliğe nasıl karşı koyardınız? Çocuğunuzun kalbi kırıldığında ne hissedersiniz?