Çim Biçerken Bulduğum Aşk: Hayatımın Dönüm Noktası

— Emir, kalk oğlum! Güneş doğmadan tarlada olman lazım! Kış yaklaşıyor, hayvanlara yem hazırlamadan olmaz! Annemin sesi, sabahın sessizliğini yırtarak kulaklarımda yankılandı. Gözlerimi ovuşturarak doğruldum. Yorganın sıcaklığından çıkmak istemesem de, annemin beklentileri ve babamın sert bakışları aklıma gelince, istemeye istemeye kalktım.

Köyümüzde herkes birbirini tanır, herkesin hayatı birbirine karışır. Babam İsmail, köyün en çalışkan adamı olarak bilinir; annem Zeynep ise lafını esirgemez, ne düşünüyorsa söylerdi. Ben ise onların gözünde hep biraz eksik, biraz yetersizdim. Üniversiteyi kazanamamıştım; şehirde şansımı denemek istesem de, ailem buna asla izin vermedi. “Köyde iş çok, şehirde ne yapacaksın?” derlerdi hep.

O sabah, tırpanı omzuma atıp çayırın yolunu tuttum. Hava serindi, çiy damlaları ayaklarımı ıslatıyordu. İçimde bir boşluk vardı; sanki yıllardır bir şeyleri arıyor ama bulamıyordum. Tırpanın sesiyle düşüncelerim dağıldı. Tam o sırada, yan tarladan bir ses duydum:

— Kolay gelsin Emir!

Başımı kaldırdım. Komşumuzun kızı Elif’ti bu. Yüzünde utangaç bir gülümseme vardı. Elif’i çocukluğumdan beri tanırdım ama son yıllarda aramızda mesafe oluşmuştu. Babası köyün muhtarıydı; Elif ise kasabada liseyi bitirmiş, geri dönmüştü. Onunla konuşmak hep zor gelirdi bana; sanki onun yanında kendimi daha da yetersiz hissederdim.

— Sağ ol Elif, sen de mi tarladasın?

— Babam gönderdi, yoncaları toplamam lazım. Yardım ister misin?

Bir an tereddüt ettim ama sonra başımı salladım. Yan yana çalışmaya başladık. Arada sessizlikler oldu ama Elif’in varlığı içimi ısıttı. Bir ara bana döndü:

— Emir, hiç düşündün mü? Hayatımız hep başkalarının istediği gibi geçiyor. Sen ne istiyorsun gerçekten?

Bu soru beni hazırlıksız yakaladı. Ne istediğimi bilmiyordum ki… Sadece huzur, biraz sevgi ve kendi kararlarımı verebilmek istiyordum.

— Bilmiyorum Elif… Belki de sadece özgür olmak istiyorum.

Elif başını salladı, gözlerinde bir hüzün vardı.

— Ben de öyle… Ama babam asla izin vermez. Kasabaya dönmek istiyorum ama burada kalmamı istiyorlar.

O an aramızda görünmez bir bağ oluştuğunu hissettim. İkimiz de ailemizin ve köyün baskısı altında eziliyorduk. O gün saatlerce konuştuk; hayallerimizden, korkularımızdan, kaçmak isteyip de kaçamadığımız hayatlardan…

Akşam eve döndüğümde annem hemen sorguya çekti:

— Neden bu kadar geç kaldın? Yoksa yine Elif’le mi konuştun? Bak oğlum, o kız sana göre değil! Muhtarın kızıyla aranda uçurum var!

İçimde bir öfke kabardı ama sustum. Annem haklıydı; köyde herkes sınıfını bilirdi. Elif’le aramızda görünmez duvarlar vardı.

Geceleri uyuyamaz oldum. Elif’le geçirdiğim o saatler aklımdan çıkmıyordu. Bir gün cesaretimi topladım ve babama açıldım:

— Baba, ben Elif’i seviyorum.

Babam önce sustu, sonra öfkeyle masaya vurdu:

— Oğlum, hayal kurma! Muhtar seni damat olarak istemez! Bizim soyadımız belli, yerimiz belli! Sen önce adam ol!

O gece evden kaçmayı bile düşündüm. Ama nereye gidecektim ki? Şehirde iş yoktu, param yoktu…

Elif’le gizlice buluşmaya başladık. Her buluşmamızda biraz daha umutlanıyor, biraz daha korkuyordum. Bir gün Elif bana dedi ki:

— Emir, birlikte kaçalım mı? Kasabada bir iş buluruz belki…

Kalbim deli gibi atmaya başladı. Ama ya ailem? Ya köydeki dedikodular? Ya Elif’in babası bizi bulursa?

O gece sabaha kadar düşündüm. Sonunda kararımı verdim: Ya kendi hayatımı yaşayacaktım ya da sonsuza kadar başkalarının gölgesinde kalacaktım.

Ertesi sabah Elif’le buluşmak için dere kenarına gittim. Elif beni bekliyordu; elinde küçük bir çanta vardı.

— Hazır mısın Emir?

Başımı salladım ama içimde fırtınalar kopuyordu.

Tam o sırada Elif’in babası ve birkaç köylü yanımıza geldi. Bizi birlikte görünce öfkeyle bağırdı:

— Ne yapıyorsunuz siz burada? Kızımı kandırmaya mı çalışıyorsun Emir?

Elif araya girdi:

— Baba, ben Emir’i seviyorum! Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum!

Muhtar bir an durdu; sonra gözleri doldu ama öfkesi dinmedi.

— Sen benim kızımsın! Benim sözümden çıkamazsın!

O an Elif’in elini tuttum.

— Amca, ben Elif’i kandırmıyorum. Onu seviyorum ve onunla bir hayat kurmak istiyorum.

Köylüler fısıldaşmaya başladı; herkes bize bakıyordu. Annem ve babam da gelmişti; annem ağlıyordu.

O an hayatımda ilk kez kendi kararımı verdim.

— Ya şimdi birlikte gideriz ya da burada ömür boyu mutsuz oluruz!

Elif’in gözlerinde kararlılık vardı.

Muhtar başını eğdi; sonra sessizce uzaklaştı.

O gün kasabaya gitmedik ama artık herkes bizim sevgimizi biliyordu. Zamanla köylüler alıştı; ailelerimiz de kabullendi.

Şimdi yıllar geçti; Elif’le evlendik, çocuklarımız oldu. Hâlâ o sabahı hatırlıyorum: Çim biçerken bulduğum aşkı ve cesareti…

Bazen düşünüyorum: Eğer o gün korksaydım, hayatım nasıl olurdu? Siz hiç kendi hayatınız için her şeyi göze aldınız mı?