Gece yarısı, annemin cansız sesiyle irkildim: “Zeynep, yine rahatsızlandım galiba…” Bir an düşündüm; odama sessizce süzülen hüzün ve öfke birbirine karıştı. Çünkü yıllardır bu evde herkes bir şey bekler, ama kimse hiçbir yükü taşımazdı. Kardeşim Onur’un bir zamanlar annemin gözünde prenses gibi parlayan minik kardeşi olmak nasıldı, hatırlayamıyorum artık. Şimdi herkes benden güçlü olmamı bekliyor. Sanki bütün dünyanın yükü, evimizin eski halılarına sinmiş hüzün gibi sırtıma yapıştı… Ben dayanmak zorunda mıyım hep? Onur neden yine yok…? Korkan bir çocuk, kırgın bir genç kadın ve yorgun bir anne. Ben birinin kızı, birinin ablası olmaktan fazlası olabilecek miyim?
Yılların sessiz kahramanı olmanın ne demek olduğunu düşünmek ister misiniz? Tüm ayrıntıları ve kendi sınırlarımı nasıl sorguladığımı aşağıda sizlerle paylaştım… Okuduktan sonra düşüncelerinizi ve benzer hissettikleriniz var mı, yoruma bırakmayı unutmayın! 👇❤️