Bir Akşam Ezanında Kırılan Hayaller: İnancımla Ailemi Yeniden Bir Araya Getirdim
“Yeter artık, Fatma! Bir gün de huzurla yemek yiyelim!” Babamın sesi, iftar sofrasında yankılandı. Annem, gözleri dolu dolu bana baktı. O an, içimde bir şey koptu. Kaşığımı bırakıp ellerimi dizlerimin üstüne koydum. O an, Allah’a sessizce dua ettim: “Allah’ım, ailemi koru.”
Benim adım Yusuf. İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde büyüdüm. Babam Hasan, annem Fatma. Kardeşim Zeynep ise henüz on yaşında. Bizim evde huzur, son yıllarda iftar sofralarına bile uğramaz olmuştu. Babam işsiz kaldığından beri her akşam tartışma, her sabah sessizlik… Annem evlere temizliğe gidiyor, babam ise kahvede gününü geçiriyordu. Ben ise üniversite sınavına hazırlanıyordum ama kafamda binbir düşünceyle.
O gece, babam sofradan kalkıp kapıyı çarptı. Annem ise gözyaşlarını saklamaya çalıştı. Zeynep korkuyla bana sarıldı. “Abi, babam bizi bırakır mı?” dedi titrek bir sesle. O an ne diyeceğimi bilemedim. Sadece başını okşadım: “Merak etme, hiçbir şey olmayacak.” Ama içimde fırtınalar kopuyordu.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Yastığa başımı koyduğumda, annemin sessizce ağladığını duydum. Babam ise eve dönmemişti. İçimde bir öfke vardı ama aynı zamanda büyük bir çaresizlik… Sabah ezanında kalkıp abdest aldım. Seccadeye oturup dua ettim: “Allah’ım, ailemi dağıtma. Bize sabır ver.”
Ertesi gün okuldan döndüğümde babam hâlâ yoktu. Annem gözleri şişmiş, mutfakta sessizce yemek yapıyordu. “Anne, babam nerede?” diye sordum. Gözlerini kaçırdı: “Bilmiyorum oğlum… Belki de dönmeyecek.”
O an içimde bir boşluk hissettim. Sanki evin duvarları üstüme yıkılıyordu. Zeynep odasında sessizce ağlıyordu. Annemin yanına gittim: “Anne, ne olur üzülme. Bir yolunu bulacağız.” Annem başını salladı ama gözlerinde umut yoktu.
O akşam, komşumuz Ayşe Teyze kapıyı çaldı. “Fatma kızım, iyi misiniz?” Annem gözyaşlarını tutamadı, Ayşe Teyze’ye sarıldı. Ben de mutfağın köşesinde onları izledim. Ayşe Teyze bana döndü: “Yusuf oğlum, sen güçlü olacaksın. Annenin ve kardeşinin sana ihtiyacı var.”
O gece yine dua ettim. Bu sefer Allah’a isyan etmek istedim ama dilim varmadı. Sadece sessizce ağladım: “Allah’ım, neden bizim başımıza geldi?”
Üç gün sonra babam eve döndü. Yorgun ve bitkin görünüyordu. Annem ona bakmadı bile. Zeynep ise korkuyla arkasına saklandı. Babam bana döndü: “Yusuf, gel oğlum.” Yanına gittim. Gözleri doluydu: “Biliyorum, size iyi bir baba olamadım. Ama elimden geleni yapmaya çalışıyorum.”
O an içimdeki öfke yerini acıya bıraktı. “Baba, biz senden sadece yanında olmanı istiyoruz,” dedim titreyen bir sesle.
Babam başını eğdi: “İş bulamadım oğlum… Kendimi çok çaresiz hissediyorum.”
Annem odaya girdi: “Hasan, biz senden para istemiyoruz! Birlikte olalım yeter!”
O an ilk defa üçümüz de ağladık. Zeynep de yanımıza koştu, hep birlikte sarıldık.
Ama sorunlar bitmemişti. Babam iş bulmak için her yere başvurdu ama yaşından dolayı kimse işe almak istemiyordu. Annem daha fazla ev temizliğine gitmeye başladı. Ben ise derslerime odaklanmaya çalışıyordum ama aklım hep evdeydi.
Bir gün okuldan dönerken mahalledeki caminin önünde imam Mehmet Hoca’yla karşılaştım. Halimi sordu, ben de dayanamayıp her şeyi anlattım.
Mehmet Hoca elini omzuma koydu: “Yusuf, bazen Allah insanı sınar. Ama unutma, dua eden asla kaybetmez.”
O günden sonra her akşam ailece dua etmeye başladık. Sofrada kavga yerine dua vardı artık. Babam iş bulamayınca mahalledeki çocuklara özel ders vermeye başladı; matematikte iyiydi çünkü eskiden öğretmendi.
Bir gün babam eve geldiğinde yüzü gülüyordu: “Bugün çocuklar bana ‘Hocam’ dedi… Unutmuşum bu hissi.” Annem ona çay koydu, Zeynep ise sarıldı.
Aylar geçti… Evimizde huzur yavaş yavaş geri geldi. Babam az da olsa para kazanmaya başladı, annem daha az yoruluyordu artık. Ben üniversiteyi kazandım; hayalim psikolog olmaktı çünkü insanların acılarını anlamak istiyordum.
Bir gün annemle balkonda otururken bana döndü: “Yusuf, sen olmasaydın biz dağılırdık.” Gözlerim doldu: “Anne, ben sadece dua ettim.”
Şimdi geriye dönüp bakınca düşünüyorum: Acaba o ilk gece dua etmeseydim, ailem bu kadar kenetlenir miydi? Bazen insanın tek dayanağı inancı oluyor… Siz olsanız benim yerimde ne yapardınız? Aileniz için ne kadar mücadele ederdiniz?