Dua ve Gözyaşı Arasında: Ailemle Barışa Giden Yolum
“Yeter artık, bu evde huzur kalmadı!” diye bağırdı annem, mutfak masasının başında elleriyle yüzünü kapatırken. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Babam, sessizce odasına çekildi. Kardeşim Zeynep ise gözlerini bana dikmiş, ne yapacağımı bekliyordu. O sabah, güneşin doğuşunu bile göremeden, evimizin üstüne kara bir bulut çökmüştü.
Babam altı aydır işsizdi. Her gün gazetelerde iş ilanlarını karıştırıyor, bazen umutla bazen öfkeyle eve dönüyordu. Annem ise evin geçimini sağlamak için temizlik işlerine gitmeye başlamıştı. Ben üniversite sınavına hazırlanıyordum ama ders çalışmak ne mümkün! Evdeki gerginlik, kitapların arasına sızıyor, zihnimi bulandırıyordu. Zeynep ise ergenliğin verdiği öfkeyle bana ve anneme sürekli çıkışıyordu.
Bir akşam, babam eve sarhoş geldi. Annem ona kızdı, “Çocuklarının yüzüne nasıl bakacaksın?” dedi. Babam ise “Benim de canım var!” diye bağırdı. O an Zeynep kapıyı çarpıp dışarı çıktı. Ben ise donup kalmıştım. O gece sabaha kadar dua ettim. Ellerimi açıp Allah’a yalvardım: “Ne olur, bize sabır ver, ailemi kurtar.”
Ertesi gün annem gözleri şişmiş halde kahvaltı hazırlıyordu. “Kızım,” dedi titrek bir sesle, “Sen güçlü olmalısın. Bizim için…” O an içimde bir şeyler değişti. Artık sadece kendim için değil, ailem için de ayakta durmalıydım.
O günden sonra her sabah namazdan sonra dua etmeye başladım. Anneme destek olmaya çalıştım; temizlik işlerinde ona yardım ettim, Zeynep’le daha çok konuşmaya başladım. Ama işler hemen düzelmedi. Bir gün Zeynep eve geç geldi. Annem telaşla bana döndü: “Ya başına bir şey geldiyse?” dedi. O an annemin ne kadar yalnız olduğunu fark ettim.
Bir gece Zeynep’le odasında konuşurken bana patladı: “Sen de annem gibisin! Hep nasihat, hep dua… Hiçbir şey değişmiyor!” Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Ona sarıldım: “Biliyorum zor ama başka çaremiz yok. Birlikte atlatacağız.” dedim. O an ilk defa bana sarıldı ve ağladı.
Babam ise giderek içine kapanıyordu. Bir akşam sofrada sessizce otururken ona döndüm: “Baba, birlikte dua edelim mi? Belki içimizdeki yük hafifler.” Başta şaşırdı ama sonra başını salladı. O gece ilk defa ailecek dua ettik. Annem ağladı, babam sessizce gözyaşlarını sildi.
Günler geçtikçe küçük değişiklikler oldu. Babam bir gün bana dönüp “Kızım, senin için güçlü olmaya çalışacağım,” dedi. Annem daha az ağlamaya başladı. Zeynep’le aramızda küçük sırlar oluştu; bazen birlikte dizi izledik, bazen dertleştik.
Ama en büyük sınavımız Ramazan ayında geldi. Babam hâlâ iş bulamamıştı ve iftar soframızda çoğu zaman sadece çorba ve ekmek vardı. Bir akşam annem “Allah’a şükretmeyi unutmayalım,” dediğinde babam gözlerini kaçırdı. O gece yine dua ettim: “Allah’ım, bize umut ver.”
Bir hafta sonra babama eski bir arkadaşı telefon etti: “Bir iş var, senin gibi dürüst birine ihtiyacımız var.” Babam gözleri dolu dolu bana baktı: “Duaların kabul oldu kızım,” dedi.
Babam işe başladıktan sonra evdeki hava değişti ama izler kolay silinmedi. Zeynep hâlâ zaman zaman öfkeleniyor, annem bazen sessizce ağlıyordu. Ama artık birlikteydik; sofrada dua ediyor, birbirimize sarılıyorduk.
Bir gün annem bana döndü: “Kızım, sen olmasaydın belki de dağılırdık.” O an gözlerim doldu; çünkü ben de çoğu zaman kırılmıştım, yorulmuştum ama inancımı kaybetmemiştim.
Şimdi geriye dönüp baktığımda düşünüyorum: Acaba o zor günlerde dua etmeseydim, Allah’a sığınmasaydım ailemle barışabilir miydim? Sizce insan en karanlık anında bile umudunu nasıl koruyabilir? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın; belki birinin duası da sizinle kabul olur.