Annemin Eşiğinden Geri Çevrilen Ziyaret: Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Hayır, Zeynep. Sadece sen ve Defne gelin. Onu istemiyorum evimde.” Annemin sesi telefonda buz gibi çınladı. Elimdeki çay bardağı titredi, dudaklarımda biriken kelimeler boğazımda düğümlendi. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Yıllardır annemle aramda ördüğüm köprü, bir anda yıkılmıştı sanki.
Eşim Emre’yle evlendiğimde, annem başta çok sevinmişti. “Kızım mutlu olsun, başka bir şey istemem,” demişti. Ama zamanla Emre’nin işsizliği, ailesinin maddi durumu, hatta Karadenizli olması bile annemin diline dolandı. “Bizim aileye uygun mu bu çocuk?” diye sorup durdu. Ben ise her defasında Emre’yi savundum. Çünkü onu gerçekten seviyordum. Lise yıllarında tanışmıştık; uzun boylu, güler yüzlü, hayata umutla bakan biriydi. Onun yanında kendimi güvende hissediyordum. Ama annem için hiçbir zaman yeterli olmadı.
Bu akşam annem aradı. “Bayramda geliyorsunuz değil mi?” dedi önce. Sevinçle “Tabii ki anneciğim,” dedim. Sonra sesi birden ciddileşti: “Ama Emre gelmesin. Sadece sen ve Defne gelin.”
O an içimde bir fırtına koptu. “Anne, neden böyle diyorsun? O benim eşim!”
“Benim evimde istemiyorum! O adam yüzünden ailemizin huzuru kaçtı. Baban hâlâ affetmedi onu. Sen de anlamıyorsun!”
Gözlerimden yaşlar süzüldü. Defne odasında oyuncaklarıyla oynuyordu, hiçbir şeyden habersiz. Ben ise iki ateş arasında kalmıştım: Bir yanda annem ve babam, diğer yanda Emre ve kızımız Defne…
Telefonu kapattıktan sonra Emre geldi yanıma. Yüzünde endişe vardı.
“Ne oldu Zeynep? Annem mi aradı?”
Başımı eğdim, gözlerimi kaçırdım.
“Emre… Annem seni istemiyor. Sadece ben ve Defne’yi çağırdı.”
Bir an sessizlik oldu. Emre’nin gözlerinde kırgınlık ve öfke birbirine karıştı.
“Yine mi Zeynep? Kaç yıl geçti hâlâ beni kabul etmiyorlar mı?”
Cevap veremedim. Çünkü ben de bilmiyordum nedenini. Belki de annem hiçbir zaman Emre’yi olduğu gibi kabul etmemişti.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Geçmişi düşündüm; düğünümüzü, annemin suratını astığı o günü… Babamın sessizce masadan kalkıp odasına çekilişini… Her bayramda yaşanan gerginliği…
Bir sabah kahvaltısında annem bana şöyle demişti: “Kızım, insan eşini seçerken ailesini de düşünmeli.” O zaman anlamamıştım ne demek istediğini. Şimdi ise her kelimesi beynimde yankılanıyordu.
Ertesi gün Defne’yi okula bırakırken bana sarıldı: “Anneciğim, bayramda babaanneye gidecek miyiz?”
Yutkundum, gülümsemeye çalıştım: “Gideceğiz kızım… Ama bu sefer baban gelmeyecek.”
Defne’nin yüzü asıldı: “Ama ben babamı da istiyorum!”
O an içimdeki acı daha da büyüdü. Kendi ailemin mutluluğu için verdiğim mücadele, kızımı da etkiliyordu artık.
Akşam Emre’yle oturduk, konuştuk.
“Zeynep,” dedi, “Senin ailen beni istemiyor olabilir ama ben seni ve Defne’yi asla bırakmam. İstersen git annenlere, ama ben bu eve dönmeni beklerim.”
Gözlerim doldu. Emre’nin sevgisiyle annemin sevgisi arasında sıkışıp kalmıştım.
Bayram sabahı Defne’yle birlikte annemin kapısına gittik. Kapıyı açınca annem beni sarılarak karşıladı ama gözleri hâlâ öfkeliydi.
“Emre gelmedi mi?” diye sordu.
“Sen istemedin anne…” dedim sessizce.
Annem içeri buyur etti bizi ama sofrada babam tek kelime etmedi. Defne neşeyle dedesine sarıldı ama babam başını okşamakla yetindi.
Yemek boyunca annem sürekli Emre hakkında konuştu:
“Bak kızım, senin iyiliğin için söylüyorum. O adam sana layık değil. İşsiz güçsüz biriyle ömür mü geçer?”
Dayanamadım:
“Anne! Emre iş buldu artık, çok çalışıyor! Neden hâlâ onu kabullenemiyorsunuz?”
Annem gözlerini kaçırdı:
“Baban affetmedi onu… O gün sana bağırdı ya… Bizim ailemizi küçük düşürdü.”
O an geçmişteki o kavga gözümde canlandı. Düğünden bir hafta önce Emre ile babam tartışmıştı; babam Emre’nin ailesinin maddi durumunu küçümsemişti, Emre ise dayanamayıp karşılık vermişti. O günden beri aralarındaki buz hiç erimedi.
Bayram boyunca evde bir huzursuzluk vardı. Defne bile bunu hissetmiş olacak ki sürekli bana sarıldı.
Akşam eve döndüğümüzde Emre kapıda bizi bekliyordu. Defne koşup babasına sarıldı.
Ben ise kapının önünde durup gözyaşlarımı tutamadım.
Emre yanıma geldi:
“Zeynep… Ne oldu?”
Sadece başımı salladım:
“Hiçbir şey değişmemiş…”
O gece pencereden dışarı bakarken kendi kendime sordum: Bir kadın olarak neden hep iki ateş arasında kalmak zorundayım? Ailem mi yoksa kendi kurduğum aile mi? Hangisini seçmeli insan?
Siz olsaydınız ne yapardınız? Annenizin sevgisiyle eşinizin sevgisi arasında kalınca hangi yolu seçerdiniz?