Bir Anne, Bir Gelin ve Bir Boşanmanın Ardından: Zor Bir Yolculuk

“Yine mi dişçiye gidiyorsun, anne?” dedi kızım Derya, sabah kahvaltı masasını toplarken. Gözlerimi kaçırdım, çünkü asıl derdim dişim değil, içimdeki sızıydı. Dişçi koltuğunda otururken bile aklımda hep aynı soru dönüp duruyordu: Elif şimdi ne yapıyor? Oğlum Murat’ın eski eşi, torunum Defne’nin annesi… Boşanmanın üzerinden altı ay geçti ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Murat, Elif’ten ayrılmak istediğini söylediğinde dünyam başıma yıkılmıştı. “Anne, olmuyor işte. Sürekli tartışıyoruz, Defne de etkileniyor,” demişti. O an Murat’a kızmalı mıydım, yoksa anlamaya mı çalışmalıydım bilemedim. Ama Elif’in gözlerindeki o çaresizliği, evden son kez çıkarken bana attığı bakışı asla unutamıyorum. “Teşekkür ederim her şey için, Ayşe Hanım,” demişti sessizce. O an ona sarılmak istedim ama ellerim havada asılı kaldı.

Elif’in ailesi Yozgat’ta yaşıyor. Boşandıktan sonra Defne’yle birlikte oraya döndü. Murat ise işine gücüne devam etti, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Ama ben… Ben her gece Defne’nin sesini duymak için telefonun başında bekliyorum. Torunumu ayda bir görebiliyorum artık. Elif’in sosyal medyada paylaştığı fotoğraflara bakıyorum; bazen Defne parka gitmiş, bazen Elif bir kafede arkadaşlarıyla oturuyor. İçimden bir ses “Bu kadar çabuk mu atlattı?” diyor, diğer yanım ise “Belki de güçlü görünmeye çalışıyor,” diye fısıldıyor.

Geçen hafta komşumuz Şengül Hanım uğradı. “Ayşe abla, Elif’i geçen gün gördüm. Saçlarını boyatmış, yeni bir iş bulmuş galiba. Ama kızcağız çok değişmiş,” dedi. Sanki değişmemesi gerekiyormuş gibi… O an içimde bir öfke kabardı: Neden herkes Elif’i yargılıyor? Oysa kimse onun ne yaşadığını bilmiyor.

Bir akşam Murat eve geldiğinde dayanamadım sordum: “Oğlum, Defne’yi özlemiyor musun? Elif’le konuşuyor musunuz?” Murat başını eğdi: “Anne, Elif benimle konuşmak istemiyor. Haklı belki de… Ama Defne’yi görememek çok zor.”

O gece uyuyamadım. Yatakta dönüp dururken kendi kendime sordum: Ben nasıl bir anneyim? Oğlumun tarafında mı olmalıyım, yoksa Elif’e destek mi olmalıyım? Toplumda hep gelinler suçlanır ya… “Kocasıyla geçinemedi, hemen boşandı,” derler. Ama kimse o kadının neler yaşadığını sormaz.

Bir gün cesaretimi topladım ve Elif’i aradım. Telefonu açınca sesi titriyordu: “Ayşe Hanım, nasılsınız?”

“İyiyim kızım, sen nasılsın? Defne nasıl?” dedim.

Bir süre sessizlik oldu. Sonra Elif ağlamaya başladı: “Ayşe Hanım, ben kötü bir anne miyim? Herkes bana sırtını döndü. Annem bile ‘Keşke biraz daha sabretseydin’ diyor. Ama ben artık dayanamıyordum…”

O an gözlerim doldu. “Kızım, kimse seni yargılayamaz. Ben de oğluma kızgınım aslında. Keşke konuşabilseydiniz…” dedim.

Elif derin bir nefes aldı: “Ayşe Hanım, ben burada iş buldum ama çok zorlanıyorum. Defne’yi kreşe verdim ama geceleri ağlıyor. Bazen keşke hiç evlenmeseydim diyorum.”

O an içimde bir şeyler koptu. Kendi gençliğim aklıma geldi; kayınvalidemin bana nasıl davrandığı, annemin bana ‘Sabret’ deyişleri… Hep kadınlar susar, erkekler yoluna bakar bu ülkede. Ama ya çocuklar? Onlar ne olacak?

Bir hafta sonra Murat’la tekrar konuştum: “Oğlum, Defne’yi daha sık görmelisin. Elif’e destek olmalısın.” Murat başını salladı: “Anne, haklısın ama Elif benimle konuşmak istemiyor.”

“Sen yine de dene,” dedim.

O günden sonra Elif’le daha sık konuşmaya başladık. Bazen bana dert yanıyor, bazen sadece Defne’nin fotoğraflarını gönderiyor. Bir gün bana şöyle dedi: “Ayşe Hanım, siz olmasaydınız belki de tamamen yalnız hissedecektim.”

İşte o an anladım ki; boşanma sadece iki insanın ayrılması değilmiş. Bir ailenin yeniden şekillenmesiymiş. Toplumun kadınlara yüklediği o ağır yükü omuzlamak zorunda kalan yine kadınlarmış.

Geçenlerde mahalledeki kadınlar arasında laf dolaşıyordu: “Elif hemen kendine yeni hayat kurmuş.” Oysa kimse onun geceleri nasıl ağladığını bilmiyor. Kimse onun Defne için nasıl mücadele ettiğini görmüyor.

Bir gün Defne’yle telefonda konuşurken bana şöyle dedi: “Babaanne, annem bazen üzülüyor ama ben ona sarılınca gülüyor.” O an gözyaşlarımı tutamadım.

Şimdi düşünüyorum da; biz anneler hep çocuklarımız mutlu olsun isteriz ama bazen onların mutluluğu için kendi doğrularımızdan vazgeçmemiz gerekiyor. Belki de en büyük cesaret, yargılamadan dinlemek ve yanında olmakmış.

Sizce de toplum olarak kadınlara ve özellikle boşanmış annelere daha fazla destek olmamız gerekmiyor mu? Yoksa biz de susup olanları izlemeye devam mı edeceğiz?