Günah mı, Aşk mı? Oğlumun Vaftiz Babasına Duyduğum Yasak Hisler
“Bunu yapamazsın, Elif! Kendine gel!” diye fısıldadım aynada kendi yansımama bakarken. Gözlerim dolmuştu, ellerim titriyordu. Oğlumun odasından gelen hafif bir ağlama sesiyle irkildim. Hemen toparlanıp yanına koştum. Yatağında dönüp duruyordu, belli ki bir rüya görmüştü. Başını okşadım, “Buradayım oğlum, korkma,” dedim. Ama asıl korkan bendim. Kendi duygularımdan, kendi içimdeki fırtınadan korkuyordum.
Her şey, oğlumun sünnet düğününde başladı. O gün, ailemiz ve yakın dostlarımızla dolu bahçede, herkes mutluydu. Oğlumun manevi babası, yani en yakın arkadaşımın eşi Murat, her zamanki gibi neşeliydi. Eşim Serkan ise işten güçten başını kaldıramayan, evdeki huzursuzlukları görmezden gelen bir adam olmuştu son yıllarda. Murat ise bana hep destek olmuş, oğlumun doğumundan beri yanımızda olmuştu. Ama o gün, Murat’la göz göze geldiğimizde içimde bir şeyler değişti. Sanki yıllardır görmediğim bir rengi ilk kez görüyormuşum gibi hissettim.
O günden sonra Murat’la daha sık konuşmaya başladık. Önce oğlumun okuluyla ilgili, sonra hayatla ilgili… Bir gün bana, “Elif, bazen insan en yakınındakine bile anlatamadığı şeyleri bir yabancıya anlatır ya, ben de öyle hissediyorum,” dedi. O an kalbim yerinden çıkacak sandım. Çünkü ben de aynısını hissediyordum. Ama bu his, doğru muydu? Ahlaki miydi? Bunu kendime bile itiraf edemiyordum.
Bir akşam, Serkan yine geç saate kadar işteydi. Oğlum uyumuştu. Murat mesaj attı: “Biraz konuşabilir miyiz? Kafam çok dolu.” Evde yalnızdım. “Gel, bir çay içeriz,” dedim. Geldiğinde gözleri yorgundu, ama bana bakınca bir sıcaklık vardı. Oturduk, sustuk, sadece birbirimize baktık. Sonra Murat, “Elif, ben yanlış bir şey yapmak istemem. Ama sana karşı hislerimi saklayamıyorum artık,” dedi. O an içimde bir fırtına koptu. “Murat, bu imkansız. Ben evliyim, sen aile dostumuzsun. Oğlumun manevi babasısın,” dedim. Ama sesim titriyordu.
O gece Murat gittiğinde, saatlerce ağladım. Kendime kızdım, Murat’a kızdım, Serkan’a kızdım… En çok da hayata kızdım. Neden beni böyle bir ikilemin ortasında bırakmıştı? Ertesi gün Serkan’la kahvaltı masasında otururken, gözlerinin içine bakamadım. O ise her zamanki gibi telefonuna gömülmüş, iş konuşuyordu. “Elif, bugün şirkete uğramam lazım. Akşam geç gelirim,” dedi. İçimden “Zaten hep geç geliyorsun,” demek geçti ama sustum. Çünkü artık konuşacak gücüm yoktu.
Murat’la görüşmemeye çalıştım. Ama o da vazgeçmedi. Bir gün oğlumu okuldan almaya gittiğimde, Murat arabasıyla yanımda durdu. “Konuşmamız lazım,” dedi. “Murat, lütfen… Zorlaştırma,” dedim. “Elif, ben seni düşündükçe kendime kızıyorum. Ama hislerimi de inkar edemem. Sen de bana karşı boş değilsin, biliyorum,” dedi. Gözlerim doldu. “Bunu yapamayız. Hem kendi ailemize hem de dostluğumuza ihanet olur,” dedim. Murat başını eğdi, “Haklısın,” dedi ve gitti.
Ama o günden sonra içimde bir boşluk oluştu. Serkan’la aramızdaki mesafe daha da büyüdü. Akşamları evde iki yabancı gibi oturuyorduk. Oğlum ise aramızdaki soğukluğu hissediyor, bana daha çok sokuluyordu. Bir gece, oğlum yanıma gelip “Anne, neden üzgünsün?” diye sordu. “Üzgün değilim canım,” dedim ama gözlerim doldu. O an anladım ki, ne yaşarsam yaşayayım oğlumun mutluluğu her şeyden önemliydi.
Bir gün annem aradı. “Elif, sen iyi misin? Sesin solgun geliyor,” dedi. Anneme hiçbir şey anlatamadım. Çünkü anlatırsam, beni asla affetmezdi. “İyiyim anne, biraz yorgunum,” dedim. Ama annem annedir, anlar. “Bak kızım, insan bazen yanlış yollara sapar. Ama önemli olan geri dönebilmektir,” dedi. O an içimde bir şeyler kırıldı. Annemin sezgisi mi vardı, yoksa ben mi kendimi ele veriyordum?
Bir hafta sonra Murat’tan bir mesaj geldi: “Elif, seni son bir kez görmek istiyorum. Sonra hayatımdan çıkacağım.” Kalbim sıkıştı. Görüşmeli miydim? Yoksa tamamen bitirmeli miydim? O akşam buluştuk. Murat bana sarıldı, “Sana zarar vermek istemem. Ama seni sevmekten de vazgeçemem,” dedi. Gözyaşlarımı tutamadım. “Murat, biz yanlış bir yoldayız. Belki de hayat bize başka bir yol çiziyor,” dedim. Murat başını salladı, “Seni hep uzaktan seveceğim,” dedi ve gitti.
O günden sonra Murat’la görüşmedik. Serkan’la evliliğim ise iyice çıkmaza girdi. Bir gün Serkan bana, “Elif, aramızda bir şeyler yolunda gitmiyor. İstersen ayrılalım,” dedi. Şaşırdım. “Sen de mi hissediyorsun?” dedim. “Evet, ama sebebini bilmiyorum,” dedi. O an içimde bir rahatlama oldu. Belki de hayat bana yeni bir şans sunuyordu.
Şimdi, oğlumla baş başa yeni bir hayata başlıyorum. Murat’ı unutmak kolay olmayacak, ama oğlumun mutluluğu için güçlü olmalıyım. Bazen geceleri aynaya bakıp kendime soruyorum: “Aşk mıydı bu, yoksa sadece bir kaçış mı? Peki ya siz olsaydınız, kalbinizin mi yoksa aklınızın mı sesini dinlerdiniz?”