Eşim Beni Düğün Fotoğrafı Çekiminde Bilerek Havuzun İçine Attı – Babamın Tepkisi Herkesi Şaşırttı

“Emre, yapma! Lütfen, bak elbisem… Emre!” diye bağırdım, ama çok geçti. Bir anda kollarıma sarıldı ve beni, üzerimde bembeyaz gelinliğimle, havuzun içine fırlattı. Fotoğrafçının flaşı patladı, davetlilerden bir kahkaha tufanı yükseldi. Suyun serinliği tenime çarptığında utancım ve öfkem de içimi yakmaya başladı. O an, çocukluğumdan beri hayalini kurduğum o masalsı düğünümün paramparça olduğunu hissettim.

Havuzun içinde çırpınırken, annemin “Kızım! Allah’ım, ne yapıyor bu çocuk?” diye feryat ettiğini duydum. Babam ise bir an donakaldı, yüzünde öyle bir ifade vardı ki; öfke, şaşkınlık ve hayal kırıklığı birbirine karışmıştı. Emre ise kenarda hâlâ gülüyordu. “Aşkım, şaka yaptım ya! Bak herkes gülüyor!” dedi. Ama ben gülmüyordum. Gözlerimden yaşlar süzülürken, makyajım akıyor, gelinliğim suya bulanıyordu.

Çocukluğumdan beri babamın bana öğrettiği tek bir şey vardı: “Kimse seni küçük düşüremez, kızım. Kendine saygın olsun.” O an babamın gözlerinin içine bakamadım bile. Kendimi sudan çıkardığımda, annem hemen havlu getirdi, beni sardı. “Kızım, iyi misin?” dedi titreyen sesiyle. “İyiyim anne,” dedim ama sesim çıkmadı neredeyse.

Emre yanıma geldi, koluma dokundu. “Hadi ama, abartıyorsun. Herkes böyle şeyler yapıyor artık. Bak sosyal medyada binlerce video var!” dedi. O an içimde bir şey koptu. “Ben sosyal medya için mi evlendim Emre? Benim hayallerim, duygularım hiç mi önemli değil?” dedim titreyen bir sesle.

Babam yavaşça yanıma geldi. Herkesin gözü üzerimizdeydi. “Emre,” dedi tok bir sesle, “Senin için eğlence olabilir ama benim kızım için bu bir utanç. Bir kadına saygı duymak bunu gerektirir. Bugün burada herkesin önünde kızımı küçük düşürdün.” Salonda bir sessizlik oldu. Emre’nin yüzü bir anda asıldı.

O an annem ağlamaya başladı. Teyzemler fısıldaşıyor, kuzenlerim bana üzgün gözlerle bakıyordu. Düğünümüzün en güzel anı olması gereken o gün, bir anda ailemizin en büyük krizine dönüştü.

Gece eve döndüğümüzde annem bana sarıldı. “Kızım, ister burada kal, ister onunla git; karar senin. Ama unutma, kimse seni istemediğin bir şeye zorlayamaz.” O gece sabaha kadar ağladım. Emre ise odanın köşesinde sessizce oturuyordu.

Ertesi sabah babam kapımı çaldı. “Kızım,” dedi yumuşak bir sesle, “Hayatta bazen insanlar hata yapar ama önemli olan o hatadan ders alıp alamayacaklarıdır. Sen ne istiyorsun?” O an içimdeki karmaşayı anlatmak istedim ama kelimeler boğazıma düğümlendi.

Emre yanımıza geldi, gözleri doluydu. “Gerçekten üzgünüm,” dedi. “Sana böyle hissettirmek istemedim. Sadece eğlenmek istedim ama seni kırdığımı şimdi anlıyorum.” Babam ona döndü: “Bir kadının kalbini kırmak kolaydır Emre, ama onarmak zordur. Kızımı mutlu edemeyeceksen bırak gitsin.”

O an Emre’nin gözlerinde ilk defa gerçek bir pişmanlık gördüm. “Sana söz veriyorum, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım,” dedi titreyen sesiyle.

Günler geçti, ailemde bu olay konuşulmaya devam etti. Annem hâlâ her fırsatta “Kızım isterse boşansın,” diyordu. Teyzemler ise “Gençler arasında olur böyle şeyler,” diye geçiştiriyordu. Ama ben her gece o anı tekrar tekrar yaşadım.

Bir gün Emre bana çiçeklerle geldi. “Biliyorum sana güvenini kaybettirdim,” dedi. “Ama sana kendimi affettirmek için elimden geleni yapacağım.” İçimdeki kırgınlık kolay kolay geçmedi ama onun çabasını görünce biraz yumuşadım.

Babam ise hâlâ mesafeliydi Emre’ye karşı. Bir akşam sofrada babam Emre’ye döndü: “Bak oğlum,” dedi, “Bir kadının onuruyla oynanmaz. Senin için küçük bir şaka olan şey, onun için hayatının en önemli günüydü.” Emre başını önüne eğdi.

Aylar geçti, evliliğimizde bu olay hep bir gölge olarak kaldı. Her tartışmamızda o havuz sahnesi aklıma geldi. Bazen Emre’ye bakıp hâlâ ona güvenip güvenemeyeceğimi düşündüm.

Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu soruyorum kendime: Bir insanı gerçekten affetmek mümkün mü? Yoksa bazı yaralar hep kanar mı? Siz olsaydınız ne yapardınız?