Bir Kadının Sessiz Çığlığı: Evdeki Yabancılık

“Sen bu evi yönetemiyorsun, Elif!” Murat’ın sesi mutfakta yankılandı. Elimdeki çay bardağı titredi, neredeyse yere düşecekti. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Gözlerim doldu ama ağlamamaya çalıştım. “Ne demek istiyorsun Murat?” dedim, sesim çatallandı. O ise gözlerini kaçırdı, sonra derin bir nefes aldı. “Annemle konuştum… O da fark etmiş. Evin hali, yemekler… Her şey dağınık. Annem böyle bir gelin beklemiyordu.”

Bir yıl önce evlendiğimizde, Murat bana hayatımın en güzel günlerini yaşatacağına söz vermişti. Oysa şimdi, annesinin ağzından çıkan her kelimeyle bana batıyordu. Kayınvalidem Şükran Hanım, her fırsatta evimize gelip göz ucuyla eşyaları süzüyor, mutfağa girip tencerelerin kapağını kaldırıyor, bazen de “Bizim zamanımızda kadınlar…” diye başlayan cümlelerle beni küçümsüyordu.

Oysa ben de çalışıyordum. Sabah yedide kalkıp işe gidiyor, akşam altıda eve dönüyordum. Yorgun argın eve geldiğimde bazen yemek yapacak halim kalmıyordu. Ama Murat’ın annesi için bunların hiçbir önemi yoktu. Ona göre iyi bir gelin, her zaman güler yüzlü, evi pırıl pırıl, sofrada çeşit çeşit yemek olan kadındı.

Bir akşam işten eve döndüğümde Şükran Hanım salonda oturuyordu. Masanın üstünde bulaşıklar, yerde birkaç kırıntı… Hemen toparlamaya başladım ama çok geçti. “Elif kızım,” dedi, sesi buz gibiydi. “Senin annen sana hiç mi ev işi öğretmedi? Benim oğlum böyle dağınıklığa alışık değil.”

O an içimdeki tüm öfkeyi yutmak zorunda kaldım. Annemi savunmak istedim ama Murat’ın bakışları beni susturdu. O gece yatağa girdiğimde gözyaşlarımı yastığıma akıttım. Murat ise sırtını dönüp uyudu.

Bir sabah kahvaltı hazırlarken Murat yine başladı: “Bak Elif, annem haklı. Senin biraz daha özenli olman lazım. Benim işim de zor ama yine de annemle konuşunca utanıyorum.”

“Ben de çalışıyorum Murat! Senin kadar yoruluyorum,” dedim. “Ama kimse bana aferin demiyor.”

“Sen kadınsın Elif, bunlar senin görevin,” dedi ve ekmeğini çaya batırmaya devam etti.

O an içimde bir fırtına koptu. Kadın olduğum için mi her şey benim üzerimdeydi? Neden kimse bana teşekkür etmiyordu? Neden annesinin sözleri Murat için benim hislerimden daha önemliydi?

Bir gün annemi aradım, sesim titriyordu: “Anne, ben bu evde mutlu değilim.” Annem sustu, sonra yavaşça konuştu: “Kızım, evlilik kolay değil. Ama kendini ezdirme. Sen de insansın.”

O gün karar verdim; kendimi kaybetmeyecektim. Akşam Murat eve geldiğinde ona açıkça konuştum: “Murat, ben bu evde sadece hizmetçi değilim. Ben de insanım, ben de yoruluyorum. Annenin sözleri beni incitiyor.”

Murat önce şaşırdı, sonra öfkelendi: “Sen anneme laf mı söylüyorsun? O kadıncağız seni düşünüyor!”

“Beni düşünmek bu mu? Sürekli eleştirmek mi?” dedim.

O gece kavga ettik. İlk defa sesimi yükselttim. Murat kapıyı çarpıp çıktı. Ben ise mutfakta tek başıma kaldım, ellerim titriyordu.

Ertesi gün Şükran Hanım aradı: “Kızım, Murat bana geldi dün gece. Ne yaptın oğluma?”

“Hiçbir şey yapmadım anne,” dedim istemsizce. “Sadece kendimi savundum.”

“Bak Elif,” dedi Şükran Hanım, “Bizim ailemizde kadınlar laf dinler. Sen de haddini bil.”

O an anladım ki bu savaş sadece Murat’la değil, onun ailesiyle deydi.

Günler geçtikçe evdeki hava daha da ağırlaştı. Murat bana soğuk davranıyor, annesi ise her fırsatta arayıp laf sokuyordu. İş yerinde ise güler yüzlü olmaya çalışıyordum ama içimde fırtınalar kopuyordu.

Bir akşam işten dönerken otobüste yanımda oturan yaşlı bir kadın bana baktı: “Kızım iyi misin? Çok solgunsun.” O an gözyaşlarımı tutamadım. Kadın elimi tuttu: “Evlat, kimse için kendini harcama.”

O gece uzun uzun düşündüm. Hayatımı kimin için yaşıyordum? Kendi mutluluğum neredeydi?

Bir sabah Murat’a dedim ki: “Ben artık böyle yaşamak istemiyorum. Ya birlikte çözüm buluruz ya da yollarımızı ayırırız.”

Murat ilk defa sessiz kaldı. Sonra başını eğdi: “Bilmiyorum Elif… Annemi üzmek istemiyorum.”

“Ya beni üzmek?” dedim.

O günden sonra evdeki sessizlik daha da derinleşti ama ben artık kendimi daha güçlü hissediyordum. Kendi sınırlarımı çizdim; kayınvalidemin sözlerine kulak asmadım, Murat’ın ilgisizliğine karşı kendime vakit ayırdım.

Bir gün işten dönerken aynada kendime baktım ve dedim ki: “Elif, sen değerlisin.”

Şimdi düşünüyorum da; bir kadının evdeki emeği neden görünmez olur? Neden toplumda hâlâ kadınlar sadece ev işiyle ölçülür? Sizce de artık bu kalıpları kırmanın zamanı gelmedi mi?