Bir Evin İki Oğlu: Mirasın Gölgesinde Kırık Hayaller

— Anne, ne oldu? Sesin çok tuhaf geliyor.

Telefonun ucundaki annemin sesi titriyordu. “Kızım, Nermin Teyzen çok kötü durumda. Sabah ağlayarak aradı beni. Seninle konuşmak istiyor, bir avukat olarak ona yardım edebilir misin? Lütfen git, yalnız bırakma onu.”

Nermin Teyze… Çocukluğumun geçtiği apartmanın en sıcak kalpli kadınıydı. Annemle birlikte büyüttüler bizi, komşuluk değil, adeta akrabalık bağı vardı aramızda. Hemen hazırlanıp eski mahalleye gittim. Kapıyı açtığında gözleri kan çanağı gibiydi, elleri titriyordu.

— Hoş geldin kızım, dedi boğuk bir sesle. İçeri buyur etti. Salonun köşesinde eski bir koltukta oturduk. Bir süre sessizce ağladı. Sonra derin bir nefes aldı ve anlatmaya başladı:

— Biliyor musun, ben bu evi yıllarca dişimle tırnağımla aldım. Rahmetli eşimle birlikte çocuklarım rahat etsin diye uğraştık. Ama şimdi… Şimdi oğlum Selim bana düşman oldu.

Şaşkınlıkla baktım yüzüne. Selim, Nermin Teyze’nin büyük oğluydu; çalışkan, biraz içine kapanık ama hep saygılı bir çocuk olarak bilirdim.

— Ne oldu ki aranızda? dedim.

— Geçen yıl bu evi küçük oğlum Emre’nin üstüne yaptım. Selim bunu duyunca bana öyle şeyler söyledi ki… “Sen beni hiç sevmedin! Hep Emre’yi kayırdın! Şimdi de evini ona verdin, ben senin oğlun değilim artık!” diye bağırdı. O günden beri ne arıyor ne soruyor. Komşulara da hakkımda kötü konuşuyormuş.

Nermin Teyze’nin elleri birbirine kenetlenmişti, gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

— Kızım, ben ne yaptım? Bir anneyim ben! İki oğlum arasında ayrım yapmadım ki… Emre işsizdi, evlenmek istiyordu. Selim’in ise kendi evi var, işi gücü yerinde. Sadece Emre’ye de bir yuva olsun istedim. Ama Selim bunu asla affetmedi.

Kafamda binbir düşünce dolaşıyordu. Türkiye’de miras meseleleri ne kadar hassastı… Hele ki anne-baba hayattayken yapılan paylaşımlar, çoğu zaman aileleri paramparça ediyordu.

Nermin Teyze anlatmaya devam etti:

— Geçen hafta Selim geldi, kapıyı çaldı. “Bu ev benim de hakkım! Eğer Emre’ye verdiysen, bana da payımı ver!” diye bağırdı. Komşular duydu kavga ettiğimizi. Ben de dayanamadım, “Oğlum, senin her şeyin var, Emre’nin ise hiçbir şeyi yoktu,” dedim. O da bana “Sen annelik yapmadın bana!” diye bağırıp gitti.

O an gözümde canlandı: Yıllarca aynı sofrada oturmuş bir aile, şimdi birbirine düşman olmuştu. Nermin Teyze’nin gözlerinde hem suçluluk hem de çaresizlik vardı.

— Kızım, ben yanlış mı yaptım? Bir anne olarak iki oğlumun da iyiliğini istedim sadece…

Bir süre sustuk. Sonra ona hukuki haklarını anlattım; ev hayattayken devredildiği için Selim’in yasal olarak yapabileceği pek bir şey yoktu ama manevi olarak yaşanan kırgınlık çok büyüktü.

O sırada kapı çaldı. Nermin Teyze irkildi.

— Kimseyle görüşmek istemiyorum…

Ama kapıdaki ses tanıdıktı: Emre’ydi.

— Anne, açsana kapıyı! Konuşmamız lazım!

Nermin Teyze kapıyı açtı. Emre içeri girdiğinde yüzünde endişe vardı.

— Anne, Selim dün gece beni aradı. “O evi sana yedirtmem! Annemi de seni de mahvederim!” dedi. Çok korktum anne…

Nermin Teyze’nin dizlerinin bağı çözüldü adeta. Ellerini başına götürdü:

— Ben ne yaptım çocuklarım? Allah’ım bana sabır ver!

Emre bana döndü:

— Ablacığım, annem çok üzgün. Selim abim neden böyle oldu? Biz eskiden çok iyi anlaşırdık…

İçimde bir öfke kabardı. Hepimizin bildiği o klasik Türk ailesi tablosu: Miras yüzünden kardeşler birbirine düşman oluyor, anne-baba arada eziliyordu.

Emre devam etti:

— Ablam, ben bu evi istemiyorum artık! Annem üzülmesin yeter ki… Gerekirse tapuyu geri veririm!

Nermin Teyze gözyaşları içinde oğluna sarıldı:

— Oğlum, ben seni korumak istedim sadece… Ama galiba hepinizi kaybettim.

O an içimde bir şeyler koptu. Yıllarca aynı apartmanda oynadığımız çocukların şimdi birbirine düşman olması… Bir annenin çaresizliği…

Emre sessizce odadan çıktı. Nermin Teyze bana döndü:

— Kızım, sence ben kötü bir anne miyim? Bir ev için iki oğlumu kaybetmeye değer miydi?

Gözlerim doldu. Ona sarıldım ve sadece şunu söyleyebildim:

— Bazen en iyi niyetimiz bile sevdiklerimizi incitebiliyor Nermin Teyze…

Şimdi düşünüyorum da; Türkiye’de neden miras meseleleri bu kadar kanayan yara? Bir ev için aileler neden birbirine düşman olur? Sizce Nermin Teyze yanlış mı yaptı? Yoksa asıl sorun paylaşmayı bilmemek mi?