Yalnız Bir Yılbaşı: Halime’nin Hikayesi
“Yine mi yalnızsın Halime?” diye kendi kendime söylendim, mutfağın soğuk camına başımı yaslamışken. Dışarıda kar taneleri usulca süzülüyordu, apartmanın karşısındaki çocuk parkında ise tek bir ayak izi yoktu. Yılbaşı gecesiydi; herkesin evinde ışıklar yanıyor, kahkahalar yükseliyordu. Benim evimde ise sadece televizyonun cılız sesi vardı. Annemle babam yıllar önce köye dönmüş, kardeşim ise Almanya’ya göçmüştü. Boşanmanın ardından, bu şehirde bana kalan tek şey sessizlikti.
Tam o sırada kapı zili çaldı. Bir an irkildim. Kimseyi beklemiyordum. Kapıyı açınca karşıma yeni komşum Elif çıktı. Yanında minik kızı Zeynep vardı; gözleri kocaman, saçları dağınıktı.
“Merhaba Halime abla, rahatsız etmiyorum ya? Zeynep’in ateşi çıktı da, evde ateş ölçerimiz yok. Sende var mı acaba?” dedi Elif, sesi titrek ve mahcup.
Bir an duraksadım. Yabancılara pek kolay güvenmem ama Elif’in gözlerinde tanıdık bir hüzün vardı. Sanki kendi yalnızlığımı onda görüyordum.
“Tabii ki var, hemen getireyim,” dedim ve onları içeri davet ettim. Zeynep’in alnına ateş ölçeri tuttum; çok şükür yüksek değildi.
Elif, “Kusura bakma, yeni taşındık ya, daha hiçbir şeyimiz yok. Eşimden yeni ayrıldım… Her şey çok zor geliyor,” dedi birden gözleri dolarak.
Bir an sustum. Boşanmanın ne demek olduğunu en iyi ben bilirdim. İnsanlar seni suçlar, ailen utanç duyar, komşular fısıldaşır. Hele ki kadınsan…
“Biliyorum Elif,” dedim usulca. “Ben de boşandım. Kolay değil ama geçiyor… Bir şekilde geçiyor.”
O gece Elif ve Zeynep bende kaldı. Birlikte çay içtik, eski Türk filmleri izledik. Zeynep uyuyunca Elif’le uzun uzun konuştuk. O anlattı, ben dinledim; ben anlattım, o dinledi.
“Annemler hâlâ bana kızgın,” dedi Elif. “Boşandığım için değil de, sanki onları utandırdığım için.”
İçimde bir sızı hissettim. Benim annem de bana aynı şekilde davranmıştı. “Kız başına ne işin var İstanbul’da? Dön köye!” demişti telefonda. Ama dönemezdim; burada işim vardı, hayatım vardı… Ya da öyle sanıyordum.
Elif’in gözleri doldu. “Bazen Zeynep için güçlü olmam gerektiğini düşünüyorum ama geceleri ağlamadan uyuyamıyorum,” dedi.
O an ona sarıldım. “Ağlamak da güçlülüktür Elif,” dedim. “Biz kadınlar ağlayarak ayakta kalıyoruz.”
Sabah olduğunda Elif ve Zeynep evlerine döndü ama içimde bir sıcaklık kalmıştı. O günden sonra sık sık görüşmeye başladık. Akşamları birlikte yemek yaptık, Zeynep’le oyunlar oynadık. Apartmandaki diğer komşular ise fısıldaşmaya başladı:
“İki boşanmış kadın yan yana… Kim bilir neler yapıyorlar?”
Bir gün marketten dönerken apartmanın girişinde Ayşe teyze önüme çıktı:
“Halime kızım, sen de Elif’i kendine benzettin ha! Eskiden ne hanım hanımcık kızdın… Şimdi kimseyle görüşmüyorsun, hep o kadınla berabersin.”
İçimde öfke kabardı ama sesimi çıkarmadım. Eve çıkınca Elif’e anlattım.
“Biliyor musun Elif,” dedim, “bu mahallede kadınlar birbirini ezmekten başka bir şey bilmiyor.”
Elif başını salladı: “Ama biz birbirimize tutunduk ya Halime abla… Onların dedikodusu umurumda değil.”
Bir akşam Zeynep hastalandı; ateşi bir türlü düşmüyordu. Elif panikledi, ben hemen taksi çağırdım ve birlikte hastaneye koştuk. Acil serviste saatlerce bekledik; Elif’in elleri titriyordu.
“Ya ona bir şey olursa?” diye fısıldadı.
Elini tuttum: “Hiçbir şey olmayacak Elif. Sen güçlüsün, Zeynep de güçlü.”
O gece hastane koridorunda otururken geçmişimi düşündüm: Boşanma sonrası yaşadığım utancı, ailemin bana sırt çevirmesini, iş yerindeki alaycı bakışları… Ama şimdi yanımda biri vardı; aynı acıları paylaşan biri.
Zeynep iyileştiğinde Elif bana sarıldı: “Sen olmasaydın ne yapardım bilmiyorum.”
Birlikte ağladık; o an anladım ki yalnızlık paylaşıldıkça azalıyor.
Yılbaşı gecesi geldiğinde Elif ve Zeynep’i yemeğe davet ettim. Masayı özenle hazırladım; annemin köyden gönderdiği tarhanadan çorba yaptım, birlikte börek sardık. Zeynep masanın altına saklanıp “Halime abla seni çok seviyorum!” diye bağırdı.
O an içimde bir huzur hissettim; belki ailem yanımda değildi ama yeni bir aile kurmuştum kendime.
Gece yarısı camdan dışarı bakarken düşündüm: Yalnızlık bazen insanı öldürmez mi? Ama belki de doğru insanlarla karşılaşınca yeniden doğmak mümkün… Sizce de öyle değil mi? Yalnızlık paylaşıldıkça azalır mı gerçekten?