Bir Anda Değişen Hayat: Kayınvalidemle Aynı Evde Yaşamak
“Elif, bu evde bana da bir oda ayarlarsınız artık, değil mi?” Kayınvalidemin sesi mutfakta yankılandığında elimdeki çay bardağı titredi. O an, hayatımın bir daha asla eskisi gibi olmayacağını hissettim.
On yıl önce, büyük umutlarla evlendiğim Serkan’la birlikte İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, küçük ama huzurlu bir evde yaşıyorduk. Altı yaşındaki kızımız Defne, hayatımızın neşesiydi. İkimiz de çalışıyor, ay sonunu zor getiriyor ama yine de mutluyduk. Ta ki o güne kadar…
Kayınvalidem, Nermin Hanım, her zaman mesafeli ve biraz da otoriter bir kadındı. Kocası yıllar önce vefat etmiş, iki çocuğunu tek başına büyütmüş. Serkan’ın kız kardeşi Derya ise, annesinin gözbebeği. Derya, üniversiteyi bitirip iş bulamamış, hâlâ annesinin yanında kalıyordu. Biz ise kendi halimizde, kimseye yük olmadan yaşamak için çabalıyorduk.
O gün Nermin Hanım elinde bir poşetle çıkageldi. Yüzünde alışılmadık bir kararlılık vardı. “Elif, Serkan’ı da çağır. Konuşmamız lazım.” dedi. Serkan işten gelince oturduk salonda. Nermin Hanım derin bir nefes aldı:
“Ben artık yalnız yaşamak istemiyorum. Yaşlandım, hastalıklarım arttı. Derya da artık kendi hayatını kurmalı. Ben sizin yanınıza taşınmak istiyorum. Kendi evimi de Derya’ya vereceğim.”
O an beynimden vurulmuşa döndüm. Serkan’ın yüzü bembeyaz oldu. Defne ise odasında sessizce oyun oynuyordu, hiçbir şeyden habersiz.
“Anne, bu çok ani bir karar,” dedi Serkan titrek bir sesle.
“Serkan, ben size yük olmam,” dedi Nermin Hanım. “Zaten eviniz küçük, bana bir oda yeter. Hem Defne’ye de bakarım, siz rahat edersiniz.”
İçimden bir fırtına koptu ama sesimi çıkaramadım. O gece Serkan’la sabaha kadar konuşamadık. Yatağın içinde gözlerim tavanda, kafamda binbir düşünce…
Ertesi gün iş yerinde bile aklım hep evdeydi. Annemle telefonda konuştum:
“Elif, sakın hemen kabul etme,” dedi annem. “Kendi düzeniniz var, bozulur kızım.”
Ama Serkan arada kalmıştı. Bir yanda annesi, bir yanda ben ve Defne… Akşam eve döndüğümde Nermin Hanım çoktan eşyalarını toplamış, salonda oturuyordu.
İlk günler her şey idare eder gibiydi. Ama zamanla Nermin Hanım evin düzenine karışmaya başladı. Sabahları Defne’yi okula ben götürmek isterken, “Sen işe geç kalırsın, ben götürürüm,” dedi. Akşam yemeklerinde “Elif kızım, şu yemeği böyle yapsan daha iyi olur,” diye karıştı. Çamaşırları bile kendi istediği gibi yıkamaya başladı.
Bir gün mutfakta bulaşık yıkarken Derya aradı:
“Abla, annem iyi mi? Evde sorun çıkarmıyor değil mi?”
“Yok Derya’cığım, iyiyiz,” dedim ama içimden ağlamak geldi.
Serkan ise annesinin yanında hep sessizdi. Onunla baş başa kaldığımızda ise “Ne yapalım Elif? Annem yaşlı… Derya da iş bulursa zaten kendi başının çaresine bakar,” diyordu.
Ama işler hiç de öyle olmadı. Nermin Hanım evin adeta yeni sahibi oldu. Defne bile bana gelip “Anneanne bana kızdı bugün,” demeye başladı.
Bir akşam yemek masasında patladım:
“Nermin Hanım, siz buraya taşındığınızdan beri kendimi bu evde misafir gibi hissediyorum.”
Serkan şaşkınlıkla bana baktı. Nermin Hanım ise gözlerini kaçırdı:
“Elif kızım, ben size yük olmak istememiştim…”
Ama olan olmuştu bir kere. O gece Serkan’la büyük bir kavga ettik.
“Senin annen benim hayatımı alt üst etti!” diye bağırdım.
“Elif, o benim annem! Ne yapmamı istiyorsun?”
“Beni de düşün! Benim de bir hayatım var!”
O günden sonra evde soğuk rüzgarlar esti. Defne bile huzursuzdu. Annem aradığında sesim titriyordu:
“Anne, dayanamıyorum artık.”
“Elif, kendi aileni korumak zorundasın,” dedi annem.
Bir gün işten eve döndüğümde Defne ağlıyordu:
“Anneanne bana bağırdı! Oyun oynarken halıyı kirletmişim diye…”
O an kararımı verdim. Serkan’la oturup konuştum:
“Ya annen kendi evine döner ya da ben Defne’yle birlikte anneme giderim.”
Serkan ilk kez bu kadar çaresizdi:
“Elif… Ne olur biraz daha sabret…”
Ama sabrım kalmamıştı.
O gece Nermin Hanım’la yüzleştim:
“Nermin Hanım, sizi seviyorum ama bu şekilde devam edemem. Kendi ailemizin huzuru bozuldu.”
Nermin Hanım gözleri dolu dolu bana baktı:
“Ben sadece yalnız kalmak istemedim Elif… Ama galiba yanlış yaptım.”
Ertesi hafta Derya iş buldu ve Nermin Hanım kendi evine döndü. Biz ise Serkan’la aylarca toparlanamadık.
Şimdi bazen düşünüyorum: Bir kadının kendi ailesiyle huzur içinde yaşaması neden bu kadar zor? Fedakarlık hep kadından mı beklenir? Siz olsaydınız ne yapardınız? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın…