Çocukluğumun Gölgesinde: Dayımın Gelişiyle Değişen Hayatım

“Baran, gel buraya!” Annemin sesi, mutfağın kapısından taş gibi yuvarlanıp salonun ortasına düştü. O an, televizyonun karşısında dizlerimi karnıma çekmiş, çizgi film izliyordum. Annemin sesiyle irkildim. İçimde bir huzursuzluk, sanki kötü bir şey olacakmış gibi. Kapının önünde, annemin yanında bir adam duruyordu. Yabancı. Yüzünde gülümsemeye benzer bir şey vardı ama gözleri soğuktu. Annem, ellerini telaşla ovuşturuyordu. “Baran, bu dayın Cemil. Artık bizimle yaşayacak.”

O an içimde bir şey kırıldı. Babamı üç yıl önce kaybetmiştik, annem o zamandan beri yalnızdı. Ama bu adam… Onun gelişiyle evimizin havası değişti. İlk günler sessizce izledim onu. Annemle konuşurken sesini alçaltıyor, bana ise mesafeli davranıyordu. Bir akşam annemle mutfakta tartıştıklarını duydum. “Baran alışır,” dedi annem titrek bir sesle. Cemil ise, “Çocuk dediğin laf dinler,” diye sertçe karşılık verdi.

O günden sonra Cemil’in varlığı, evdeki her şeyi değiştirdi. Annem daha gergin oldu, bana daha az sarılır oldu. Cemil ise bana her fırsatta emirler yağdırıyor, en ufak hatamda bağırıyordu. Bir gün okuldan eve döndüğümde odamdaki oyuncaklarımın bir kısmının kaybolduğunu fark ettim. Anneme sorduğumda gözlerini kaçırdı: “Cemil’in yeğenine verdik, sen zaten büyüdün.” O an içimde bir öfke kabardı. Babamın bana aldığı son arabayı bulamayınca ağlamaya başladım. Cemil kapıdan içeri girdi, “Ağlamayı bırak! Erkek adam ağlamaz!” diye bağırdı.

O gece yatağımda sessizce ağladım. Annem yanıma geldiğinde ona sarılmak istedim ama o da yorgundu, üzgündü. “Baran, lütfen idare et,” dedi sadece. O an anneme de kırıldım. Neden beni anlamıyordu? Neden bu adamı seçmişti? Ertesi gün okulda öğretmenim Zeynep Hanım gözlerimin şiş olduğunu fark etti. “Bir şey mi oldu Baran?” diye sordu. Başımı eğdim, “Yok bir şey,” dedim ama içimde fırtınalar kopuyordu.

Günler geçtikçe Cemil’in baskısı arttı. Akşam yemeklerinde sessiz oturmak zorundaydım. Bir keresinde yanlışlıkla suyu döktüm diye Cemil masadan kalkıp bana bağırdı: “Sen ne zaman adam olacaksın?” Annem araya girmeye çalıştı ama Cemil’in bakışları onu susturdu. O an anneme bakarken gözlerinde çaresizliği gördüm. Ben de çaresizdim.

Bir gün okuldan eve dönerken apartmanın önünde komşumuz Emine Teyze’yle karşılaştım. “Baran oğlum, iyi misin?” dedi yumuşak bir sesle. Gözlerim doldu ama yine de hiçbir şey söylemedim. İçimdeki öfkeyi ve kırgınlığı kimseye anlatamıyordum. Evde ise Cemil’in gölgesi her yere sinmişti.

Bir akşam annemle baş başa kalabildik. Cesaretimi toplayıp sordum: “Anne, neden Cemil’le yaşıyoruz? Babamdan sonra neden böyle oldu?” Annem gözlerini kaçırdı, uzun süre sustu. Sonra ağlamaya başladı: “Baran, yalnız kaldım… Hayat çok zor… Sana iyi bir hayat vermek istedim ama galiba hata yaptım.” O an anneme sarıldım ama içimdeki boşluk dolmadı.

Cemil’in baskısı sadece bana değildi; annemi de zamanla değiştirdi. Eskiden neşeli olan annem şimdi sessizdi, gözlerinin altı morarmıştı. Bir gece salonda tartıştıklarını duydum: “Baran’ı rahat bırak!” dedi annem titreyen bir sesle. Cemil ise daha da sinirlendi: “Sen de oğlunu şımartıyorsun!” O gece ilk defa korktum; evimizde güvenli hissetmiyordum artık.

Bir sabah okula gitmek istemedim. Annem zorla kaldırdı beni, Cemil ise kapıda dikilip “Adam olacaksın!” diye bağırdı yine. Okul yolunda içimden defalarca kaçmayı düşündüm ama nereye gidecektim ki? Okulda arkadaşlarımın babalarıyla oynadığını görünce içim acıdı.

Yıllar böyle geçti. Cemil’in baskısı altında büyüdüm; çocukluğumun en güzel yılları korku ve öfkeyle geçti. Annem ise her geçen gün daha da içine kapandı. Lise yıllarımda artık evde duramaz oldum; ders çalışmak bahanesiyle kütüphanede saatlerce kalıyordum.

Bir gün annem hastalandı; hastaneye kaldırdık. O an Cemil’in de çaresiz kaldığını gördüm ama ona acımadım bile. Annem bana son kez sarıldığında fısıldadı: “Baran, affet beni…” O an gözyaşlarımı tutamadım.

Annemin vefatından sonra Cemil’le aynı evde kalmak istemedim; üniversiteyi başka şehirde kazandım ve çıktım o evden. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda hâlâ içimde o çocukluk yarası var.

Şimdi kendi çocuğum olduğunda bazen aynaya bakıp kendime soruyorum: Ben de hata yapar mıyım? Çocuklarımıza güvenli bir yuva sunmak bu kadar zor mu gerçekten? Sizce çocukların sesi neden bu kadar kolay kısılıyor?