Kayınvalidem Evlenmek İstediğinde: Bir Telefonun Ardından Dağılan Hayatlar
“Anne, sen ne diyorsun ya? Bu yaşta evlenmek de nereden çıktı?”
Telefonun ucunda damadım Serkan’ın sesi titriyordu. Kızım Elif’in arka planda fısıldadığını duydum. O an, yıllardır içimde biriktirdiğim bütün duygular, bir anda boğazıma düğümlendi. Ellerim titredi, kalbim hızla çarpmaya başladı. Oysa ki tek istediğim, hayatımda ilk defa kendim için bir adım atmaktı.
Ben Gülseren. 52 yaşındayım. Hayatım boyunca önce annemin, sonra eşimin, sonra da çocuklarımın isteklerini ön planda tuttum. Kocam İsmail’i altı yıl önce kaybettim. O günden beri yalnızım. Yalnızlığımı bastırmak için torunlarıma baktım, kızım Elif’in evine koştum, oğlum Murat’a yemekler yaptım. Ama geceleri yatağa uzandığımda, içimde büyüyen boşlukla baş başa kaldım.
Geçen ay mahalledeki komşumuz Nihat Bey bana talip oldu. Dürüst, iyi kalpli bir adam. Onunla sohbet ederken kendimi genç hissettim. İlk başta çok korktum, ama sonra düşündüm: Ben de insanım, ben de sevilmek, değer görmek istiyorum. Kendi mutluluğum için bir adım atmaya karar verdim.
Bunu ilk Elif’e söyledim. Yüzüme uzun uzun baktı, gözleri doldu. “Anne, sen ciddi misin?” dedi. “Evet kızım,” dedim, “ben de mutlu olmak istiyorum.”
O günden sonra her şey değişti. Elif’in tavırları soğudu. Torunlarımı eskisi gibi görememeye başladım. Serkan ise bana karşı açıkça cephe aldı. Bir gün Elif’in evine gittiğimde Serkan kapıyı açtı ve yüzüme bile bakmadan, “Elif yok, sen git istersen,” dedi. O an içimde bir şeyler kırıldı.
Bir akşam Elif beni aradı. Sesi titriyordu: “Anne, lütfen bu işten vazgeç. Torunların var, insanlar ne der? Babamın mezarında kemikleri sızlar.”
O gece sabaha kadar ağladım. Kendi evimde bile yabancı gibi hissettim. Sabah olduğunda Nihat Bey’i aradım ve buluşmak istediğimi söyledim. Parkta buluştuk. Ona olanları anlattım. “Gülseren Hanım,” dedi, “hayat kısa, kimse için kendinizi feda etmeyin.”
Ama kolay mı? Yıllarca başkaları için yaşamış bir kadın olarak, bir anda kendi mutluluğumu seçmek…
Bir hafta sonra Serkan aradı. Sesi öfkeliydi: “Bakın Gülseren Hanım, siz bizim için aile büyüğüsünüz ama bu yaptığınız doğru değil. Elif’i çok üzdünüz. Torunlarınızı düşünün biraz!”
Dayanamadım: “Serkan, ben sadece anne değilim! Ben de insanım! Ben de sevilmek istiyorum!”
Telefonu kapattıktan sonra ellerim titredi. O an anladım ki, benim mutluluğum kimsenin umurunda değilmiş.
Oğlum Murat’a da açıldım. O daha anlayışlıydı ama o da “Anne, insanlar konuşur,” dedi. “Senin yaşında kadınlar torun bakar.”
Peki ya ben? Benim hayallerim? Benim ihtiyaçlarım?
Bir sabah mahalledeki bakkala giderken komşum Ayşe Hanım yanıma yaklaştı: “Duydum ki evleniyormuşsun Gülseren abla… Ne gerek var şimdi?”
O an utandım, yüzüm kızardı. Sanki suç işlemişim gibi hissettim.
Ama sonra düşündüm: Neden utanıyorum? Neden herkesin mutluluğu önemli de benimki değil?
Nihat Bey’le tekrar buluştum. Elini tuttuğumda içimde bir huzur hissettim. “Gülseren Hanım,” dedi, “siz mutlu olmayı hak ediyorsunuz.”
Eve döndüğümde Elif kapıda bekliyordu. Gözleri şişmişti ağlamaktan.
“Anne,” dedi, “bizi bırakıp gidecek misin?”
“Hayır kızım,” dedim, “sizi bırakmıyorum. Sadece kendi hayatımı da yaşamak istiyorum.”
Elif bana sarıldı ama gözyaşlarını tutamadı.
O gece yine uyuyamadım. Anneliğimle kadınlığım arasında sıkışıp kaldım.
Bir hafta sonra ailece toplandık. Herkes bana karşıydı. Oğlum Murat sessizdi ama Elif ve Serkan öfkeliydi.
“Anne,” dedi Elif, “biz sensiz ne yaparız?”
“Ben ölünce ne yapacaksınız?” dedim istemsizce.
O an herkes sustu.
Sonunda kararımı verdim: Kendi hayatımı yaşayacağım.
Nihat Bey’le nikah tarihini aldık. Düğün istemedim; sade bir nikah olsun istedim.
Elif ve Murat gelmedi nikaha. Sadece birkaç eski arkadaşım ve komşular vardı yanımda.
Nikah sonrası eve döndüğümde içimde hem bir huzur hem de bir burukluk vardı.
Günler geçtikçe çocuklarım bana yaklaşmaya başladı. Torunlarımı tekrar görmeye başladım ama aramızda hâlâ bir mesafe var.
Bazen geceleri hâlâ ağlıyorum; annelik vicdanı başka bir şey… Ama biliyorum ki bu hayatta herkesin ikinci bir şansı olmalı.
Şimdi size soruyorum: Bir kadın kaç yaşında olursa olsun kendi mutluluğunu seçemez mi? Anneliğimizden vazgeçmeden kadınlığımızı yaşayamaz mıyız?