Keşke Daha Önce Karşılaşsaydık: Bir Hayatın Kırılma Noktası

— Herkes on iki numaralı doktora mı bekliyor? diye sordum, sesim titreyerek. Annemin elini sıkıca tutuyordum; avuçlarım terlemişti. Karşımdaki adam, pencere kenarında, elleri cebinde bana baktı.

— Evet, on ikiye. Sıra sizde mi? dedi, sesi yorgun ama bir o kadar da sıcak.

O an, annemin nefes alışları daha da hızlandı. Yıllardır süren şeker hastalığı, son zamanlarda böbreklerini de vurmuştu. Babam ise yine yanımızda yoktu; iş bahanesiyle kaçmıştı. Oysa annem, çocukluğumdan beri bana hep “Aile her şeydir, kızım,” derdi. Ama ailemizin yarısı hep eksikti.

O sabah evden çıkarken babamla tartışmıştık. “Senin yüzünden bu hale geldik!” diye bağırmıştı bana. Oysa ben sadece annemi kurtarmak istiyordum. Hastane koridorunda beklerken, içimdeki suçluluk ve öfke birbirine karışıyordu.

Adam tekrar konuştu:

— Sizi daha önce hiç görmedim burada. İlk defa mı geliyorsunuz?

Başımı salladım. “Evet, ilk defa. Annem için…”

Adam gözlerini kaçırdı. “Ben de annem için buradayım,” dedi sessizce.

Bir an sustuk. Koridorda yaşlı kadınların fısıldaşmaları, uzaktan gelen hemşire çağrıları arasında zaman ağır akıyordu. Annemin elleri buz gibiydi.

— Kızım, baban gelmeyecek mi? dedi annem kısık bir sesle.

— Gelecek anne, dedim yalan söyleyerek. Oysa biliyordum; babam gelmeyecekti.

Adam bana döndü:

— Bazen insan en çok sevdiklerinden en büyük yarayı alıyor, dedi. Gözlerinde yılların yorgunluğu vardı.

O an içimde bir şeyler koptu. Gözyaşlarımı tutamadım. Adam bana mendil uzattı.

— Benim adım Cemil, dedi.

— Ben de Elif.

Birbirimize acılarımızı anlatmadan anladık sanki. Annem içeri alındıktan sonra Cemil’le koridorda oturduk. O da annesinin kanser olduğunu söyledi. “Her gün buradayım,” dedi. “Ama her gün biraz daha yalnız hissediyorum kendimi.”

O gün Cemil’le saatlerce konuştuk. Hayatlarımızda ne kadar çok ortak nokta olduğunu fark ettikçe şaşırdım: İkimiz de küçük yaşta aile içi kavgalarla büyümüştük; ikimiz de annelerimizin gölgesinde kalmıştık; ikimiz de babalarımızdan sevgi görmemiştik.

Akşam eve döndüğümde babam salonda oturuyordu. Televizyon açıktı ama gözleri ekrana bakmıyordu.

— Neredesin sen? diye sordu sertçe.

— Hastanedeydim baba, dedim yorgun bir sesle.

— Hep hastane, hep dert! Bir gün de bana huzur verin!

O an içimdeki öfke patladı:

— Anne hasta! Sen hâlâ kendini düşünüyorsun!

Babam ayağa kalktı, sesi yükseldi:

— Ben olmasam bu evde kimse aç kalmazdı! Senin yüzünden annen bu hale geldi!

O gece odamda sabaha kadar ağladım. Annemin hastalığı, babamın sevgisizliği ve kendi çaresizliğim arasında sıkışıp kalmıştım.

Ertesi gün yine hastaneye gittim. Cemil oradaydı. Bana bir çay ısmarladı.

— Elif, dedi, “Bazen insanın hayatında bir dönüm noktası olur ya… Belki de bizimkisi bu koridordur.”

Gülümsedim ama gözlerim doldu.

— Keşke daha önce karşılaşsaydık Cemil, dedim. Belki hayatımız farklı olurdu.

Cemil başını eğdi:

— Ben de aynı şeyi düşünüyorum Elif. Ama geçmişi değiştiremeyiz; sadece geleceğe tutunabiliriz.

O günden sonra Cemil’le her gün hastanede buluştuk. Annelerimizin durumu kötüye gittikçe birbirimize daha çok sarıldık. Birlikte ağladık, birlikte umut ettik.

Bir akşam annem bana döndü:

— Kızım, hayat kısa… Kendini suçlama artık. Babanı da affetmeye çalış. İnsan bazen en çok sevdiklerine zarar verir ama bu onların kötü olduğu anlamına gelmez.

Annemin sözleri içimi yaktı ama haklıydı. Babamı affetmek kolay değildi ama denemeye karar verdim.

Bir sabah Cemil’in annesi vefat etti. Onu koridorda bulduğumda gözleri bomboştu.

— Elif, dedi, “Artık kimsem kalmadı.”

Elini tuttum:

— Ben varım Cemil… Biz varız.

O günden sonra hayatımız değişti. Annem iyileşmeye başladı; babamla aramızdaki buzlar yavaş yavaş eridi. Cemil’le ise aramızda tarifsiz bir bağ oluştu.

Yıllar sonra dönüp o hastane koridoruna baktığımda şunu düşünüyorum: Hayat bazen en karanlık anlarda bile yeni bir başlangıç sunar insana. Belki de asıl mesele, o başlangıcı görebilmekte…

Siz hiç hayatınızın en zor anında bir yabancıya tutundunuz mu? Ya da ailenizle yaşadığınız kırılma noktalarını affedebildiniz mi?