Avucumdaki ‘M’ Harfi: Kaderimle Yüzleştiğim Gün

“Bak kızım, avucunun ortasında bir ‘M’ var. Bu, senin kaderinin sıradan olmayacağını gösteriyor.” Annemin sesi, sabahın sessizliğinde yankılandı. Kahvaltı masasının başında, çaydanlığın tıslayan sesiyle karışan bu cümle, içimde bir şeyleri yerinden oynattı. Elimi açıp baktım; gerçekten de ince çizgiler, avucumun ortasında bir ‘M’ harfi oluşturuyordu. Annem, gözlerinde hem korku hem umutla bana bakıyordu. “Senin yolun farklı olacak, ama dikkat et. Büyük güç, büyük sorumluluk getirir,” dedi. O an, annemin gözlerinde kendi kaderimi aradım. Ama babam, her zamanki gibi gazeteye gömülmüş, bu konuşmayı duymamış gibi yaptı.

O gün, okula giderken elimdeki ‘M’ harfini düşündüm. Arkadaşım Elif’e gösterdim. “Senin elinde de var mı?” dedim. Elif, avucuna baktı, gülümsedi. “Yok, ama ne olacak ki? Bunlar batıl inanç,” dedi. Ama ben, annemin sözleriyle büyümüştüm. Bizim evde, her işaretin bir anlamı vardı. Annem, dedemin köyünden getirdiği hikâyelerle büyütmüştü beni. Herkesin bir kaderi olduğuna inanırdı. Ama babam, “Kızım, bu devirde hâlâ böyle şeylere inanıyor musunuz?” derdi. O, her zaman gerçekçi ve katıydı. Ben ise arada kalmıştım.

Liseyi bitirdiğimde, babam beni üniversiteye göndermek istemedi. “Kız kısmı okuyup da ne olacak? Evde otur, annene yardım et,” dedi. Annem ise sessizce gözyaşı döktü. O gece, avucumdaki ‘M’ harfine bakarak uyudum. “Benim yolum başka olmalı,” dedim kendi kendime. O yaz, gizlice üniversite sınavına girdim. Kazandığımda, babama söylemeye korktum. Annem, gözleri dolu dolu bana sarıldı. “Senin kaderin farklı, ben biliyorum,” dedi. Ama babam öğrendiğinde, evde kıyamet koptu. “Benim sözümden mi çıkıyorsun? Bu evde benim dediğim olur!” diye bağırdı. O an, içimde bir şey kırıldı. Ama pes etmedim.

Üniversiteye başladığımda, İstanbul’a taşındım. İlk defa ailemin dışında bir hayatım oluyordu. Yalnızdım, ama özgürdüm. Her gece, avucumdaki ‘M’ harfine bakıp, “Gerçekten özel miyim?” diye sordum kendime. Okulda, farklı insanlarla tanıştım. Bir gün, sınıfta tartışma çıkınca, hocamız bana döndü: “Senin liderlik özelliğin var, konuş bakalım.” O an, içimde bir cesaret doğdu. Konuştum, savundum, herkes sustu. Arkadaşlarım, “Senin dediğin doğru,” dediler. O gün, annemin sözlerini hatırladım. Belki de gerçekten farklıydım.

Ama hayat kolay değildi. İstanbul’da yaşamak, ailemin desteği olmadan çok zordu. Bursum yetmiyordu, geceleri kafede çalışıyordum. Bir gün, babam aradı. “Paran bitti mi? Geri dönmek istiyorsan kapımız açık,” dedi. Ama sesinde bir gurur vardı. “Hayır baba, ben kendi ayaklarımın üstünde duracağım,” dedim. O an, babam sessiz kaldı. Annem ise her gece arayıp, “Kızım, iyi misin? Yalnız mısın?” diye soruyordu. Onun sesi, bana güç veriyordu.

Bir gün, kafede çalışırken, bir adam bana yaklaştı. “Senin elinde bir işaret var,” dedi. Şaşırdım. “Ne işareti?” dedim. Adam, avucuma baktı. “Bu ‘M’ harfi, liderlerin, güçlü kadınların işaretidir. Senin yolun açık,” dedi. O an, tüylerim diken diken oldu. Annemin sözleri, adamın sözleriyle birleşti. Belki de gerçekten kaderimde büyük bir şey vardı. Ama bu güç, bana yalnızlık da getiriyordu. Arkadaşlarım, “Sen çok güçlüsün, bize ihtiyacın yok,” demeye başladı. Oysa ben de yalnız kalmak istemiyordum.

Üniversitenin son yılında, bir projede lider seçildim. Herkes bana güveniyordu, ama ben içten içe korkuyordum. Bir gece, annemi aradım. “Anne, ya başarısız olursam?” dedim. Annem, “Kızım, avucundaki işaret sana yol gösterecek. Korkma, senin kaderin bu,” dedi. O sözlerle, projeyi başarıyla tamamladım. Ama mezuniyet günü, babam gelmedi. Annem, gözleri yaşlı bir şekilde bana sarıldı. “Baban gururundan gelmedi, ama seni seviyor,” dedi. O an, içimde bir boşluk hissettim. Babamın sevgisini hep onayına bağlamıştım. Oysa ben, kendi yolumu çizmiştim.

Mezun olduktan sonra, iyi bir iş buldum. Kendi evime çıktım. Bir gün, babam aradı. “Kızım, seninle gurur duyuyorum,” dedi. O an, gözlerim doldu. Yıllarca beklediğim cümle buydu. Annem ise, “Bak gördün mü, avucundaki ‘M’ seni buraya getirdi,” dedi. Ama ben biliyorum ki, o harf sadece bir işaret. Asıl önemli olan, kendi yolumu seçmemdi. Şimdi, her gece avucuma bakıp, “Gerçekten kaderimizi ellerimiz mi belirler, yoksa biz mi kaderimizi ellerimizle yazarız?” diye düşünüyorum. Sizce, kader mi güçlüdür, yoksa insanın kendi iradesi mi?