İki Gece, Bir Gün: Bir Kadının Hayatındaki Sessiz Fırtına

— Yine saate bakıyorsun, Zeynep. Bir yere mi yetişeceksin? diye sordu baş muhasebeci Ayşe Hanım, gözlüğünün üzerinden bana bakarak.

Elim refleksle bileğimdeki saate gitti. Cevap vermek istemedim ama sessizlik daha çok dikkat çekiyordu. — Yok, öyle… dedim kısık sesle.

Ayşe Hanım dudak büktü. — Senin yaşında bir kadın ancak bir adam için böyle telaşlanır. Yoksa biri mi var? dedi alaycı bir gülümsemeyle.

İçimden geçenleri anlatmak istesem de kelimeler boğazıma düğümlendi. Oysa ne bir adam vardı hayatımda, ne de heyecanla beklediğim bir buluşma. Sadece evde hasta annem ve her akşam eve geç kalmamdan şikayet eden babam vardı. Ve tabii ki, her gün biraz daha ağırlaşan yalnızlığım.

Bilgisayar ekranına bakarken parmaklarım titredi. Son faturayı sisteme girerken gözlerim doldu. Kimse görmesin diye başımı eğdim. Ofisteki floresan ışıkları başıma vuruyordu; sanki her şey daha da ağırlaşıyordu.

Saat tam altı olduğunda, çantamı kaptığım gibi dışarı fırladım. Soğuk hava yüzüme çarptı; derin bir nefes aldım. Otobüs durağına yürürken telefonum çaldı. Annemdi.

— Zeynep, neredesin kızım? Babana yine laf anlatamıyorum. Yemeği bekletiyorum, acele et biraz.

— Anne, işten yeni çıktım. Otobüs gelirse hemen binerim, dedim yorgun bir sesle.

— Baban bugün yine sinirli. Sakın ters bir şey söyleme, olur mu?

Telefonu kapattım ve içimdeki öfkeyi yutmaya çalıştım. Babamın öfkesi, annemin çaresizliği ve benim tükenmişliğim… Her akşam aynı döngü.

Otobüste camdan dışarı bakarken kendi kendime konuşmaya başladım: “Ne zaman bitecek bu? Ne zaman kendi hayatımı yaşayacağım?”

Eve vardığımda babam koltukta oturmuş televizyona bakıyordu. Annem mutfakta sessizce yemek hazırlıyordu. Kapıdan girer girmez babamın sesi yükseldi:

— Yine geç kaldın! Her gün aynı şey. Bu kadar sorumsuzluk olur mu? Senin yaşında kızlar çoktan evlenip çocuk sahibi oldu!

Başımı eğip ayakkabılarımı çıkardım. Annem gözleriyle bana “sus” işareti yaptı. Sofraya oturduk. Babam kaşığını tabağa vurdu:

— Ne zaman adam olacaksın Zeynep? Ne zaman kendi evinin kadını olacaksın?

Cevap vermedim. İçimde fırtınalar kopuyordu ama dışarıdan sessizdim. Annem araya girdi:

— Zeynep bugün çok yorulmuş belli ki. Hadi, biraz rahat bırak onu.

Babam suratını astı, televizyonun sesini açtı. Yemeği zorla yuttum. O gece odamda uyuyamadım. Tavanı izlerken gözyaşlarım yastığa aktı.

Ertesi sabah işe gitmek için hazırlandığımda annem kapımı tıklattı:

— Kızım, baban dün gece çok ileri gitti. Kusura bakma ne olur… Ama biliyorsun, onun da hayatı kolay değil.

Başımı salladım ama içimde bir şeyler kırılmıştı artık. İşe giderken karar verdim: Artık böyle devam edemezdi.

O gün ofiste işler daha yoğundu. Ayşe Hanım yine yanımdaydı:

— Zeynep, seninle bir şey konuşmak istiyorum, dedi ciddi bir ifadeyle.

Kalbim sıkıştı. İşten mi çıkaracaklardı yoksa başka bir dert mi vardı?

— Son zamanlarda dalgınsın, hata yapmaya başladın. Bir sorun mu var?

Bir an sustum, sonra patladım:

— Herkes benden bir şeyler bekliyor Ayşe Hanım! Evde babam, burada siz… Ben ne zaman kendim olacağım?

Ayşe Hanım şaşırdı ama sonra yumuşadı:

— Zeynep, hayat kolay değil biliyorum ama bazen insan kendi yolunu çizmek zorunda kalıyor.

O akşam eve dönerken kararımı verdim: Kendi evimi tutacaktım. Anneme haber vermek için mutfağa girdim:

— Anne, ben taşınmak istiyorum.

Annemin gözleri doldu:

— Kızım, baban bunu duyarsa çıldırır! Hem sen tek başına nasıl yaşayacaksın?

— Anne, ben artık dayanamıyorum! Her gün azar işitmekten bıktım! Kendi hayatımı yaşamak istiyorum!

O sırada babam kapıda belirdi:

— Ne oluyor burada?

Annem hemen sustu ama ben devam ettim:

— Baba, ben taşınacağım! Kendi evimi tutacağım!

Babamın yüzü kıpkırmızı oldu:

— Ben hayatta izin vermem! Bu evden ancak gelinlikle çıkarsın! Başka türlü olmaz!

Gözyaşlarımı tutamadım:

— Baba, ben senin malın değilim! Ben de insanım! Ben de mutlu olmak istiyorum!

O gece evde kıyamet koptu. Annem ağladı, babam bağırdı, ben ise ilk defa kendimi savundum.

Ertesi gün işten izin aldım ve küçük bir daire buldum. Kira kontratını imzalarken ellerim titriyordu ama içimde garip bir huzur vardı.

Eşyalarımı toplarken annem yanıma geldi:

— Kızım, seni anlıyorum ama korkuyorum da… Bu şehirde tek başına kadın olmak kolay değil.

Elini tuttum:

— Anne, ben korkmuyorum artık. Belki zor olacak ama kendi yolumu çizmek istiyorum.

Babam o gün benimle konuşmadı bile. Kapıdan çıkarken arkamdan bakmadı bile.

Yeni evime ilk gece yalnız girdim. Sessizlik ürkütücüydü ama aynı zamanda özgür hissettim kendimi.

Pencereden dışarı bakarken düşündüm: “Acaba doğru mu yaptım? Yalnızlık mı özgürlük mü daha ağır basacak? Siz olsaydınız ne yapardınız?”