Doktor Kartonumu Açtığında: Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Yine mi düştün, Elif?” Doktorun sesi, odada yankılandı. Kollarımın üzerindeki morlukları saklamak için ceketimin kollarını çekiştirirken, gözlerim yerdeydi. Yanımda oturan kocam Murat, dudaklarını sımsıkı kapatmış, gözlerini kaçırıyordu. O an, içimde bir fırtına koptu; yıllardır sustuğum, yuttuğum, bastırdığım her şey bir anda boğazıma düğümlendi.
Doktor, dosyamı açtı. “Bu, son altı ayda üçüncü düşüşünüz. Elif Hanım, bana doğruyu söylemenizi istiyorum. Gerçekten merdivenden mi düştünüz?” Sesi yumuşaktı ama gözleri delip geçiyordu. Murat birden öksürdü, “Doktor Bey, eşim biraz sakardır. Hep aceleyle hareket eder.” dedi, sesi titriyordu. O an, doktorun bakışları Murat’a kaydı, sonra tekrar bana döndü. “Elif Hanım, yalnız konuşmamız mümkün mü?” dediğinde, Murat’ın yüzü bembeyaz oldu.
Murat, istemeye istemeye odadan çıktı. Kapı kapanınca, doktor sandalyeye yaklaştı. “Bakın, ben bu işte yeniyim değilim. Sizi ilk kez görmüyorum. Bu morluklar, bu yaralar… Bunlar düşmekle olmaz. Size yardım etmek istiyorum. Lütfen bana güvenin.” Gözlerimden yaşlar süzüldü. O an, yıllardır içimde biriktirdiğim korku, utanç ve çaresizlik bir sel gibi aktı. “Korkuyorum,” dedim, sesim neredeyse bir fısıltıydı. “Beni öldürmesinden korkuyorum.”
O an, doktorun elini omzumda hissettim. “Yalnız değilsiniz. Size yardım edeceğim. Ama önce, bunu yüksek sesle söylemeniz gerek.” O an, ilk kez kendime itiraf ettim: “Eşim bana şiddet uyguluyor.”
Odaya dönen Murat, doktorun ciddiyetini görünce bir an duraksadı. “Her şey yolunda mı?” diye sordu, sesi bu kez daha sertti. Doktor, “Elif Hanım’ın biraz dinlenmesi gerekiyor. Sizi dışarı alalım,” dedi. Murat’ın gözleriyle beni tehdit ettiğini hissettim. O bakış, yıllardır gördüğüm, her gece kabusum olan bakıştı.
O gece hastane odasında yalnız kaldım. Annemi düşündüm. Babamı küçük yaşta kaybetmiştim, annem ise hep güçlü olmamı isterdi. “Kızım, kimseye boyun eğme,” derdi. Ama ben, Murat’a boyun eğmiştim. İlk başlarda çok iyiydi, bana çiçekler alır, şiirler okurdu. Sonra işsiz kaldı, sinirleri bozuldu, içmeye başladı. İlk tokadı yediğimde, “Bir daha olmayacak,” dedi. Ama oldu. Her seferinde daha da kötü oldu.
Kardeşim Zeynep’i düşündüm. Ona hiçbir şey anlatmamıştım. “Ablacığım, neden hep uzun kollu giyiyorsun?” diye sorduğunda, “Üşüyorum,” demiştim. Oysa içimde donan, kırılan, ezilen benliğimdi.
Sabah olduğunda, doktor tekrar geldi. “Polise başvurmak ister misiniz?” diye sordu. O an, içimde bir savaş başladı. Ya Murat beni bulursa? Ya ailem duyarsa? Ya herkes bana acırsa? Ama sonra, aynadaki yorgun, bitkin kadına baktım. “Ben artık korkmak istemiyorum,” dedim. “Yardım istiyorum.”
O gün, sosyal hizmet uzmanı geldi. Bana kadın sığınma evinden, hukuki haklarımdan, koruma kararından bahsetti. Her şey çok hızlı gelişti. Murat, hastaneye tekrar geldiğinde polisler onu dışarıda bekliyordu. O an, Murat’ın gözlerindeki şaşkınlık ve öfke birbirine karıştı. “Bunu bana nasıl yaparsın?” diye bağırdı. “Sen benim karımsın!”
O an, ilk kez başımı dik tuttum. “Ben senin malın değilim,” dedim. “Artık korkmuyorum.”
Hastaneden çıkınca, Zeynep’i aradım. “Ablacığım, sana anlatmam gereken çok şey var,” dedim. Zeynep, telefonda ağladı. “Keşke daha önce söyleseydin. Biz senin yanındayız,” dedi. Annem de öğrendiğinde, önce şok oldu, sonra sarıldı. “Kızım, senin canın her şeyden kıymetli,” dedi.
Sığınma evinde geçirdiğim ilk gece, korku ve umut iç içeydi. Diğer kadınlarla tanıştım. Her birinin hikayesi farklıydı ama acımız ortaktı. Birlikte ağladık, birlikte güldük. Orada, ilk kez kendimi yalnız hissetmedim.
Boşanma süreci zorlu geçti. Murat, tehditler savurdu, ailemi aradı, beni suçladı. Ama bu kez pes etmedim. Avukatımla birlikte her adımı attım. Mahkeme günü, Murat’ın gözlerinin içine baktım. “Ben artık özgürüm,” dedim.
Şimdi, kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Bir iş buldum, Zeynep’le aynı evde yaşıyorum. Her sabah aynaya baktığımda, artık kendime yalan söylemiyorum. Yaralarım iyileşti ama izleri hâlâ var. O izler bana, ne kadar güçlü olduğumu hatırlatıyor.
Bazen geceleri, Murat’ın sesini rüyamda duyar gibi oluyorum. Korku geri geliyor. Ama sonra, derin bir nefes alıp kendime şunu soruyorum: “Bir kadın, ne kadar acı çekerse çeksin, yeniden başlayabilir mi?”
Sizce, toplumumuzda kadınlar neden hâlâ susmak zorunda kalıyor? Ben sustum, ama artık susmak istemiyorum. Siz olsaydınız, ne yapardınız?