Kocam Ailemle Kavga Etti, Şimdi Onların Ziyaretini Yasakladı: Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Bu evde artık kimseyi istemiyorum, özellikle de anneni!” diye bağırdı Serkan, gözleri öfkeyle dolu, sesi mutfağın duvarlarında yankılandı. O an elimdeki çay bardağı titredi, içindeki sıcaklık avuçlarımı yaktı ama asıl yanan içimde bir yerdi. Annem, babam ve küçük kardeşim Ece, salonda sessizce oturuyordu. Herkesin yüzünde bir şaşkınlık, bir utanç vardı. Annem, gözlerini yere indirdi, babam ise dişlerini sıkarak başını salladı. Ece, bana bakıp gözleriyle yardım istedi. O an, altı yıllık evliliğimin en karanlık anıydı.
Serkan’la evliliğimizin başında her şey çok güzeldi. Üniversitede tanışmıştık, ben Türk Dili ve Edebiyatı okurken, o mühendislikteydi. Mezun olur olmaz evlendik, İstanbul’un kenar bir semtinde, krediyle aldığımız küçük ama sıcak bir evde yaşamaya başladık. Annemler, ilk başta Serkan’ı çok sevmişti. Babam, “Adam gibi adam, kızım” derdi. Ama zamanla Serkan’ın öfke patlamaları, inatçılığı ve her şeyi kendi istediği gibi yapma arzusu ortaya çıktı. Önceleri göz ardı ettim, “Geçer” dedim. Ama geçmedi. Her tartışmada, her anlaşmazlıkta, Serkan’ın sesi yükseldi, benim sesim ise kısıldı.
O akşam, annemler bize yemeğe gelmişti. Annem, elinde börek tepsisiyle mutfağa girdiğinde Serkan’ın suratı asıktı. Masada, babam Serkan’a işinden bahsetti, “Senin sektörde de işler zorlaştı mı?” diye sordu. Serkan, kısa ve soğuk cevaplar verdi. Ece, üniversite sınavına hazırlandığını anlatırken Serkan’ın gözleri televizyondaydı. Annem, “Kızım, biraz kilo mu aldın?” diye sorduğunda Serkan birden patladı: “Sürekli karışıyorsunuz, bu evde kendi düzenimizi kuramıyoruz!”
O an, annem dondu kaldı. Babam, “Bak oğlum, biz ailece geldik, niyetimiz kötü değil” dedi. Serkan ise, “Siz gelince huzurumuz kaçıyor, lütfen bundan sonra haber vermeden gelmeyin!” diye bağırdı. Ece ağlamaya başladı. Annem, gözyaşlarını silerek, “Kalkın, gidiyoruz” dedi. Onları kapıya kadar uğurlarken, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Annem bana sarılırken, “Kızım, iyi misin?” diye fısıldadı. Sadece başımı sallayabildim.
O gece Serkan’la konuşmaya çalıştım. “Serkan, annemler sana ne yaptı? Neden böyle davrandın?” dedim. O ise, “Senin aileni çekmek zorunda değilim. Bu evde huzur istiyorum. Bundan sonra kimse gelmeyecek!” dedi. “Ama onlar benim ailem, annem, babam, kardeşim…” dedim. “Beni dinlemiyorsun. Eğer onları savunmaya devam edersen, bu evlilik yürümez!” dedi. O an, içimde bir korku oluştu. Altı yıl boyunca, Serkan’ın öfkesini hep görmezden gelmiştim. Ama şimdi, ailemle arama duvar örüyordu.
Ertesi gün annem aradı. Telefonu açmaya korktum. “Kızım, iyi misin? Serkan’la konuştunuz mu?” dedi. “İyiyim anne, biraz gerginlik oldu, geçer” dedim. Annem, “Bak kızım, biz senin mutluluğunu isteriz. Ama böyle devam ederse, seni kaybetmekten korkuyorum” dedi. O an, boğazımda bir düğüm oluştu. Annemin sesi titriyordu. “Anne, ben iyiyim, merak etme” dedim ama sesim bile bana yabancı geldi.
Günler geçti. Serkan, annemleri evimize çağırmamı kesinlikle yasakladı. Hatta, “Eğer gizli gizli görüşürsen, bu evde yerin yok” dedi. İşten eve dönerken, annemlerin evinin önünden geçerken gözlerim doldu. Ece, mesaj attı: “Ablacım, seni çok özledim. Annem her gece ağlıyor.” Ben ise, ne yapacağımı bilemeden, kendi evimde bir yabancı gibi hissetmeye başladım. Serkan, akşamları eve geldiğinde, sessizce yemek yiyip televizyon izliyor, bana tek kelime etmiyordu. Bir gün, “Serkan, ben ailemi görmek istiyorum. Onlar benim her şeyim” dedim. O ise, “Benim dediğim olacak. Ya onlar ya ben!” dedi. O an, hayatımın en zor seçimini yapmak zorunda kaldım.
Bir gece, rüyamda annemle eski evimizde oturuyordum. Annem saçlarımı okşuyordu, “Kızım, mutlu musun?” diye soruyordu. Uyanınca gözlerimden yaşlar aktı. Serkan yanımda uyuyordu, yüzünde huzurlu bir ifade vardı. O an, onun huzuru için kendi huzurumdan vazgeçtiğimi fark ettim. Sabah işe giderken, aynada kendime baktım. Gözlerimin altı morarmış, yüzüm solgundu. “Bu ben miyim?” dedim kendi kendime.
Bir gün, iş yerinde arkadaşım Elif, “Neden bu kadar sessizsin?” diye sordu. Dayanamadım, her şeyi anlattım. Elif, “Kızım, bu hayat senin. Aileni kaybetmeye değer mi?” dedi. O an, ilk defa biri bana ayna tuttu. Eve dönerken, annemi aradım. “Anne, seni çok özledim. Görüşmek istiyorum” dedim. Annem, “Kızım, ne zaman istersen gel. Kapımız sana her zaman açık” dedi. O an, içimde bir umut filizlendi.
O akşam, Serkan’a, “Ben annemi görmek istiyorum. Yasaklaman doğru değil” dedim. Serkan, “Benim kurallarıma uyacaksın!” diye bağırdı. İlk defa, ona karşı sesimi yükselttim: “Bu evde sadece senin kuralların yok. Ben de varım, benim de ailem var!” Serkan, şaşkınlıkla bana baktı. “Eğer bu şekilde devam edersen, ben de kendi yoluma giderim” dedim. O an, Serkan’ın gözlerinde bir korku gördüm. İlk defa, onun da kaybetmekten korktuğunu hissettim.
O gece, annemlere gittim. Annem beni kapıda sarılarak karşıladı. “Kızım, iyi misin?” dedi. Ağladım, saatlerce ağladım. Annem saçlarımı okşadı, “Sen bizim canımızsın. Hiçbir adam, hiçbir evlilik seni bizden koparamaz” dedi. O an, içimde bir huzur oluştu. Babam, “Kızım, güçlü ol. Hayat senin, karar senin” dedi. Ece, bana sarıldı, “Ablacım, seni çok özledim” dedi.
Serkan, ertesi gün aradı. “Neredesin?” dedi. “Ailemdeyim. Bir süre burada kalacağım” dedim. “Beni bırakacak mısın?” dedi. “Hayır, ama artık kendi kurallarımı koymak istiyorum. Ailemi görmekten vazgeçmeyeceğim” dedim. Serkan, uzun süre sessiz kaldı. “Dönmeni istiyorum” dedi. “Döneceğim, ama şartlarım var. Ailemi görmekten, onlarla vakit geçirmekten vazgeçmeyeceğim. Eğer bunu kabul etmiyorsan, bu evlilik yürümeyecek” dedim. Serkan, ilk defa yumuşadı. “Düşüneceğim” dedi.
Şimdi, kendi hayatımın kontrolünü elime almaya çalışıyorum. Belki de yıllarca sustuğum için bu noktaya geldim. Belki de, bir kadının en büyük savaşı, kendi sesiyle başlar. Siz olsaydınız ne yapardınız? Aileniz ve eşiniz arasında kalınca, hangi tarafı seçerdiniz?