Başka Bir Hayat İster Miydim?
“Yeter artık anne! Ben başka bir aile istiyorum!” diye bağırdım, sesim titreyerek. Annemin gözleri bir anlığına büyüdü, sonra dudakları ince bir çizgiye dönüştü. Mutfağın ortasında, elinde bulaşık beziyle öylece kaldı. O an, içimdeki öfke ve utanç birbirine karıştı. Babam salondan seslendi: “Ne oluyor orada?” Annem cevap vermedi. Ben ise çantamı kaptığım gibi kapıyı çarptım ve apartmandan çıktım.
Sabahın serinliği yüzüme çarparken, içimdeki fırtına dinmiyordu. Okula yürürken, kafamda annemin bana sürekli karışması, her şeye burnunu sokması dönüp duruyordu. Arkadaşlarımın anneleri gibi anlayışlı, sakin biri olsaydı keşke… Ya da babam, biraz olsun ilgilenseydi benimle. Hep iş, hep televizyon…
Okulun kapısından girerken, Zeynep yanıma koştu. “Duydun mu? Bugün sınıfta para toplanacakmış, öğretmenler günü için.” Gözlerinde heyecan vardı. “Evet,” dedim isteksizce. “Kimin fikriymiş?”
“Tabii ki Elif’in! Her zaman olduğu gibi…” Zeynep’in sesi hafif alaycıydı. Elif’in ailesi zengindi; annesi her etkinliğe gelir, babası okul aile birliğinde başkanlık yapardı. Elif’in saçları hep düzgün, kıyafetleri yeni olurdu. Onun annesiyle babası el ele okula gelirken, benimkiler birbirinin yüzüne bile bakmazdı.
Sınıfa girdiğimizde Elif ortada durmuş, herkesin listesini kontrol ediyordu. “Herkes 50 lira getirsin lütfen,” dedi gülümseyerek. “Öğretmenimize güzel bir hediye alacağız.”
Küçük bir kağıt parçasını avucumda buruşturdum. Annem dün akşam harçlığımı azaltmıştı; “Bu ay biraz idare et,” demişti. O an içimdeki öfke yeniden kabardı. Elif’in annesi olsa bana asla para sıkıntısı çektirmezdi.
Ders aralarında Zeynep’le kantine gittik. Masada otururken, yan masada Elif ve arkadaşları gülüşüyordu. Bir ara Elif’in annesi geldi; elinde poşetlerle, kızına ve arkadaşlarına kekler getirmişti. “Afiyet olsun kızlar!” dedi neşeyle.
Zeynep bana baktı: “Senin annen hiç okula gelmiyor.”
Omuz silktim: “Zaten gelmesini de istemem.” Ama içimde bir yer sızladı. Keşke annem de bazen böyle yapsa…
O gün okuldan eve dönerken, apartmanın önünde komşumuz Ayşe Teyze’yi gördüm. “Annen seni bekliyor kızım,” dedi hafifçe gülümseyerek. İçimden ‘Keşke beklemese’ dedim ama sesimi çıkarmadım.
Eve girince annem mutfakta yemek yapıyordu. Yüzü yorgundu ama yine de bana döndü: “Aç mısın?”
“Hayır,” dedim sertçe.
Bir süre sessizlik oldu. Sonra annem yavaşça konuştu: “Sabah söylediklerin için üzgünüm… Ama bazen senin iyiliğin için karışıyorum.”
Gözlerim doldu ama belli etmedim. “Ben başka aile istiyorum,” dedim yine, bu kez daha sessizce.
Annem arkasını döndü, sesi titriyordu: “Senin için elimden geleni yapıyorum kızım… Ama bazen senin de beni anlamanı isterdim.”
O gece odama çekildim. Telefonumda Elif’in sosyal medyada paylaştığı fotoğraflara baktım; ailesiyle Boğaz’da yemek yemişlerdi, herkes gülümsüyordu. Ben ise odamda yalnızdım.
Ertesi gün okulda Elif yanıma geldi: “Sen neden hiç etkinliklere katılmıyorsun? Annem senin annenle tanışmak istiyor.”
Bir an duraksadım. “Bizim evde işler biraz karışık,” dedim utançla.
Elif başını eğdi: “Benim annemle babam da kavga ediyor aslında… Bazen ben de başka bir ailem olsun istiyorum.”
Şaşkınlıkla ona baktım. “Ama hep mutlusunuz gibi…”
Elif hafifçe güldü: “Sosyal medyada öyle gözüküyor ama gerçek başka.”
O an kafamda bir şeyler değişti. Herkesin hayatı dışarıdan göründüğü gibi değildi demek ki…
O akşam eve döndüğümde annem sofrayı hazırlıyordu. Sessizce yanına gittim ve ona sarıldım. Annem şaşırdı ama sonra beni sıkıca kucakladı.
“Anne… Özür dilerim,” dedim gözlerim dolarak.
Annem saçımı okşadı: “Ben de seni çok seviyorum kızım.”
O gece yatağımda uzun süre düşündüm: Başka bir ailem olsaydı gerçekten daha mutlu olur muydum? Yoksa herkesin kendi derdi mi vardı? Sizce insan kendi ailesini seçebilseydi, hayat daha kolay olur muydu?