Annemin Yaşı ve Ben: Bir Kızın Sessiz Çığlığı

“Zeynep, annen geldi!” diye bağırdı Betül’ün annesi okul kapısında. Sınıf arkadaşlarımın gözleri bana çevrildi. İçimden bir ses, “Lütfen, lütfen bu sefer annem gelmiş olmasın,” diye yalvardı. Ama koridorun ucunda, elinde eski bir çanta, başında beyaz tülbentiyle annem duruyordu. Yüzündeki çizgiler, saçındaki aklar, diğer annelerden çok daha belirgindi. O an yine içime bir utanç dalgası yayıldı.

Yanımdan geçen Elif’in annesi, topuklu ayakkabıları ve makyajlı yüzüyle bana gülümsedi. “Zeynep’ciğim, annen mi geldi?” dedi. Sanki annemin yaşlılığını vurgulamak ister gibi bakışlarını kaçırdı. Arkadaşlarımın anneleri genç, bakımlı, modern kadınlardı. Benim annem ise sanki onların yanında bir yabancıydı. O an yine içimdeki o tanıdık öfke kabardı: “Neden benim annem böyle?”

Eve dönerken annem sessizdi. Ben de öyle. Eve girer girmez odama kapandım. Pencereden dışarı bakarken kendi kendime söylenmeye başladım: “Herkesin annesi genç, güzel… Benimki neden yaşlı? Neden bana böyle bir hayat düştü?”

O akşam sofrada babam, “Zeynep, bugün okulda nasıldı?” diye sordu. Annem gözlerimin içine baktı. Yutkundum, cevap vermedim. Annemin elleri titriyordu. Birden patladım:

“Baba, neden annem hep okula geliyor? Ben kendim de gelebilirim! Herkesin annesi genç, güzel… Benimki neden böyle yaşlı görünüyor? Herkes bana bakıyor, dalga geçiyor!”

Annemin gözleri doldu. Babam kaşlarını çattı: “Zeynep, annen seni düşünüyor diye mi kızıyorsun? Ayıp değil mi?”

Ama ben susmadım. İçimde yıllardır biriken öfke, utanç ve kıskançlık bir anda döküldü:

“Ben de genç bir anne isterdim! Arkadaşlarımınkiler gibi… Annemle gezmekten utanıyorum! Herkes bana ‘babanannen mi geldi’ diyor!”

O gece annem sessizce ağladı. Ben ise öfkemin içinde kayboldum. Ertesi sabah kahvaltıda annem bana göz göze gelmemeye çalıştı. Okula yalnız gittim ama içimde bir boşluk vardı.

Günler geçti. Annem bana karşı daha mesafeli oldu. Akşamları sessizce örgü örüyor, babamla fısıltıyla konuşuyordu. Bir gün mutfakta su içerken onları duydum:

“Ahmet, Zeynep bana çok kırıldı galiba… Onu utandırmak istemezdim.”

Babam derin bir iç çekti: “O da büyüyor, anlamıyor henüz… Zamanla geçer.”

O an içimde bir suçluluk hissettim ama gururum buna izin vermedi. Anneme yaklaşamadım.

Bir gün okulda Elif’in doğum günü vardı. Annesi herkesi evine davet etti. Eve gittiğimizde Elif’in annesi genç, şık ve güler yüzlüydü. Herkes ona hayran hayran bakıyordu. O an yine içimde o eksiklik hissettim.

Gece eve döndüğümde annem beni kapıda bekliyordu:

“Zeynep, iyi eğlendin mi kızım?”

Başımı salladım. Annem bana sarılmak istedi ama ben uzaklaştım.

O gece rüyamda kendimi küçük bir kız olarak gördüm; annem ise genç ve güzel bir kadındı. Uyanınca gözlerim doldu.

Bir hafta sonra okulda bir veli toplantısı vardı. Annem yine gelmek istediğini söyledi. “Anne, lütfen gelme! Babam gelsin!” dedim sertçe.

Annem sessizce başını eğdi. Babam ise bana kızgın bir bakış attı.

Toplantıdan sonra eve döndüğümüzde annem odama geldi:

“Zeynep, biliyorum utanıyorsun benden… Ama ben seni çok seviyorum kızım. Senin için her şeyi yaparım.”

İlk kez annemin gözlerinin içine baktım; yorgun ama sevgi doluydu. O an içimde bir şeyler kırıldı.

Bir akşam babam işten geç geldiğinde annemle baş başa kaldık. Cesaretimi topladım:

“Anne… Sen neden benden bu kadar büyüksün? Diğerlerinin anneleri daha genç…”

Annem derin bir nefes aldı:

“Kızım… Ben seni çok istedim ama uzun yıllar çocuğum olmadı. Doktor doktor gezdik babanla… Sonunda Allah seni bize verdiğinde yaşım ilerlemişti. Ama seni kucağıma aldığımda dünyalar benim oldu.”

Gözlerim doldu. Annemin ellerini tuttum ilk kez.

O günden sonra anneme karşı hislerim değişmeye başladı ama yine de arkadaşlarımın yanında onunla olmaktan çekiniyordum.

Bir gün okulda Betül’ün annesi hastaneye kaldırıldı; Betül ağlıyordu. Yanına gidip sarıldım:

“Ben de bazen annemi anlamıyorum Betül… Ama onsuz ne yapardım bilmiyorum.”

O gün eve koşarak gittim ve anneme sarıldım:

“Anne, seni çok seviyorum… Özür dilerim.”

Annem gözyaşları içinde bana sarıldı:

“Ben de seni çok seviyorum kızım.”

Şimdi lise son sınıftayım ve hâlâ bazen annemin yaşı yüzünden utanıyorum ama artık onun sevgisinin her şeyden önemli olduğunu biliyorum.

Bazen düşünüyorum: Acaba başka çocuklar da benim gibi hissediyor mu? Annelerimizin yaşı ya da görünüşü gerçekten önemli mi? Yoksa asıl önemli olan onların sevgisi mi? Siz ne düşünüyorsunuz?