Bir Karışık Hayat: Elif’in Blender Macerası ve Kırık Hayalleri

“Elif, yine mi mutfağı dağıttın? Şu eski blender’ı kullanmayı öğrenemedin gitti!” Annemin sesi, sabahın köründe mutfağın duvarlarında yankılandı. Elimdeki çırpıcıyı tezgâha bıraktım, gözlerim doldu. “Anne, o blender artık çalışmıyor! Dün de söyledim, kek hamurunu karıştırırken motoru yandı!” dedim, sesim titreyerek. Annem ise elini beline koydu, gözlerinde o tanıdık öfke parıltısı: “Her şeyin yenisi alınmaz Elif! Para kolay mı kazanılıyor?”

O an içimde bir şey koptu. Üniversiteyi bitireli iki yıl olmuştu, hâlâ iş bulamamıştım. Evdeki huzursuzluk, işsizliğin verdiği baskı ve annemin bitmek bilmeyen eleştirileriyle birleşince nefes alamaz hale geliyordum. Ama bugün kararımı vermiştim: Kendi paramla olmasa da, biriktirdiğim harçlıklarla yeni bir blender alacaktım. Belki de bu küçük zafer, bana biraz nefes aldırırdı.

Hızla üstümü giyip evden çıktım. Hava kapalıydı; İstanbul’un o gri sabahlarından biri. Otobüste camdan dışarı bakarken, içimdeki huzursuzluk büyüdü. “Bir blender… Sadece bir blender için mi bu kadar üzülüyorum?” diye düşündüm. Ama mesele blender değildi; mesele kendi kararlarımı verebilmekti.

Marketin kapısından içeri girer girmez, rengârenk raflar arasında kayboldum. Elektrikli ev aletleri reyonunda, çeşit çeşit blender dizilmişti. Bir tanesi gözüme çarptı: Parlak kırmızı, cam hazneli, tam da hayalini kurduğum gibi. Fiyatına baktım; biraz pahalıydı ama cebimdeki parayla tam denk geliyordu. Kutuyu elime aldım, kalbim hızlı hızlı atıyordu.

Tam kasaya yönelirken, yanımdan geçen iki kadın konuşuyordu:

“Yarın büyük indirim varmış kızım, yüzde elli! Ben de bekleyeceğim.”

Bir an duraksadım. Kutuyu elimde evirip çevirdim. “Ya yarın gelirsem ve kalmazsa? Ya annem yine kızarsa?” İçimdeki sabırsızlık galip geldi. Kasaya yürüdüm, sıraya girdim. Sıra bana geldiğinde kasiyer bana gülümsedi:

“İyi günlerde kullanın.”

Teşekkür ettim ama içimde garip bir huzursuzluk vardı. Eve dönerken elimdeki poşete bakıp durdum. Otobüste yanımda oturan yaşlı amca bile fark etti:

“Kızım, çok düşüncelisin. Hayırdır?”

“Ufak bir alışveriş yaptım da… Doğru mu yaptım bilmiyorum,” dedim.

Eve vardığımda annem hâlâ mutfaktaydı. Poşeti görünce kaşlarını çattı:

“Ne aldın yine?”

“Blender… Eski bozuldu ya…”

Annem poşeti açtı, kutuyu inceledi. “Kaça aldın bunu?”

Fiyatı söyledim. O an patladı:

“Elif! Yarın büyük indirim varmış! Komşunun kızı söyledi az önce! Neden beklemedin? Biz bu parayı kolay mı kazanıyoruz?”

Gözlerim doldu. “Anne, ben sadece… Sadece kendi kararımı vermek istedim,” dedim kısık sesle.

Annem başını iki yana salladı: “Senin yüzünden yine gereksiz yere para harcadık! Hep acele ediyorsun!”

O gece odama çekildim. Blender kutusu başucumda duruyordu ama içimde hiçbir sevinç yoktu. Sosyal medyada gezinirken marketin sayfasında büyük puntolarla yazılmış bir ilan gördüm: “Yarın tüm elektrikli ev aletlerinde %50 indirim!” Altında onlarca yorum: “Stoklar sınırlı”, “Sabah erken gelmek lazım”… İçimdeki pişmanlık büyüdü.

Ertesi gün annemle konuşmadık bile. Kahvaltıda sessizlik hâkimdi. Babam gazeteyi okuyor, ben ise ekmeğimi ufalıyordum. Annem bir ara göz ucuyla bana baktı ama hiçbir şey söylemedi.

Öğleden sonra komşumuz Ayşe Teyze uğradı. Elinde yeni aldığı blender kutusuyla geldi:

“Bakın kızlar, yarı fiyatına aldım! Elif de alsaydı keşke…”

Annem bana bakıp başını salladı: “Bizim kız aceleci işte…”

Ayşe Teyze kutuyu açtı, yeni blender’ını gösterdi. Herkes gülerken ben sessizce mutfağı terk ettim.

Akşam olunca babam yanıma geldi:

“Elif, annen biraz fazla tepki gösterdi ama biliyorsun, evde geçim zor. Sen de kendini üzme bu kadar.”

Başımı salladım ama içimdeki burukluk geçmedi. O gece uyuyamadım; tavanı izleyip düşündüm: “Neden hep yanlış zamanda doğru şeyi yapmaya çalışıyorum? Neden kendi kararlarım hep başıma dert oluyor?”

Ertesi gün mutfağa girdim, yeni blender’ı kutusundan çıkardım. Kek yapmak istedim ama elim titriyordu. Annem kapıdan bakıp iç çekti:

“Sen de haklısın belki… Bazen insan hemen çözüm bulmak istiyor.”

Göz göze geldik; ilk defa annemin gözlerinde anlayış gördüm.

Şimdi mutfağımda yalnız başıma oturuyorum. Blender tezgâhta duruyor ama içimde hâlâ bir boşluk var. Hayatta bazen en küçük kararlar bile insanın omuzlarına ağır geliyor.

Siz hiç böyle küçük bir seçim yüzünden kendinizi bu kadar çaresiz hissettiniz mi? Yoksa sadece ben mi büyütüyorum her şeyi?