Artık Evlilik İstemiyorum – 33 Yıl Yeter: 55’ten Sonra Hayata Yeniden Başlamak
“Gülseren Hanım, kararınızdan emin misiniz?” diye sordu avukatım, gözlüklerinin üzerinden bana bakarak. Ellerim titriyordu, ama başımı dik tuttum. “Eminim,” dedim, “33 yıl yeter.” O an, yıllardır içimde biriken tüm korkular, pişmanlıklar ve umutlar bir anda boğazıma düğümlendi.
Eşim Mehmet’le evlendiğimde 28 yaşındaydım. O zamanlar herkes, “Kızım, Mehmet iyi adamdır, memurdur, seni üzmez,” derdi. Annem, “Kocan ne derse o olur,” diye tembihlerdi. Ben de sustum, kabullendim. Hayatım boyunca hep başkalarının doğrularına göre yaşadım. Mehmet’in gömleklerini ütüledim, çocuklarımızı büyüttüm, kayınvalideme baktım. Kendi isteklerimi, hayallerimi hep erteledim.
Ama yıllar geçtikçe içimde bir boşluk büyüdü. Çocuklar evden gidince ev daha da sessizleşti. Mehmet akşamları televizyonun karşısında uyuklarken ben mutfakta çay demlerken kendime sorardım: “Ben kimim? Ne istiyorum?”
Bir gün, kızım Elif aradı. “Anne, iyi misin?” dedi. Sesimdeki yorgunluğu hissetmiş olmalıydı. “İyiyim kızım,” dedim ama içimden ağlamak geldi. O gece uyuyamadım. Sabah ezanında kalkıp pencereye çıktım. Sokak bomboştu, ama içimde bir fırtına kopuyordu.
Mehmet’in bana olan ilgisi yıllar önce bitmişti aslında. Birlikte yaşadığımız ama birbirimize yabancı olduğumuz bir hayat… Her gün aynı rutinde kaybolmak… Bir sabah kahvaltı hazırlarken Mehmet’in bana bakmadan, “Çayın şekeri az olmuş,” demesiyle elimdeki bardağı masaya öylece bıraktım. “Mehmet,” dedim, “Hiç düşündün mü ben ne istiyorum?” O ise şaşkınlıkla yüzüme baktı. “Ne demek şimdi bu?” dedi. O an anladım ki, yıllardır kendimi anlatmamışım bile.
O günden sonra içimde bir karar filizlendi: Artık kendi hayatımı yaşayacaktım. Ama kolay olmadı. Annem aradı, “Kızım, bu yaşta boşanılır mı? El âlem ne der?” dedi. Kardeşim Murat ise, “Ablacığım, babam sağ olsaydı asla izin vermezdi,” diye çıkıştı. Herkesin bir fikri vardı ama kimse bana ne hissettiğimi sormadı.
Boşanma süreci sancılı geçti. Mehmet önce inanmadı, sonra öfkelendi. “Bunca yıl nankörlük mü ettim sana?” dedi. Oysa ben sadece kendim olmak istiyordum. Avukatımla adliyeye gittiğim gün ellerim buz gibiydi. Koridorda beklerken yanımdaki kadın bana fısıldadı: “Ben de 40 yıl sonra boşanıyorum abla… Korkma.” O an gözlerim doldu; yalnız olmadığımı hissettim.
Boşandıktan sonra ilk başlarda çok zorlandım. Ev sessizdi, yemek yapasım gelmiyordu. Komşular fısıldaşıyordu: “Gülseren Hanım da boşanmış… Yazık.” Pazara gittiğimde herkesin bakışlarını üzerimde hissediyordum. Ama zamanla alıştım. Sabahları erken kalkıp yürüyüşe çıktım, kitap okumaya başladım, hatta belediyenin resim kursuna yazıldım.
Bir gün kurs çıkışı parkta otururken yanımdaki kadın bana döndü: “Senin yüzünde bir huzur var,” dedi. Gülümsedim; belki de ilk defa gerçekten gülümsüyordum.
Çocuklarım başta bana kırgındı. Elif uzun süre konuşmadı bile. Ama zamanla anladılar; annelerinin de bir hayatı olduğunu kabul ettiler. Bir gün Elif bana sarıldı ve fısıldadı: “Anne, seninle gurur duyuyorum.” O an gözyaşlarımı tutamadım.
Şimdi 61 yaşındayım ve ilk defa kendimi özgür hissediyorum. Artık kimseye hesap vermek zorunda değilim. Bahçemde çiçek yetiştiriyorum, sabahları kahvemi güneşte içiyorum, akşamları kendi seçtiğim dizileri izliyorum.
Bazen geçmişe dönüp bakıyorum ve soruyorum: Neden bu kadar bekledim? Neden kendi mutluluğumu hep erteledim? Ama biliyorum ki hiçbir şey için geç değil.
Sizce insan kendi hayatını seçmekte geç kalabilir mi? Yoksa her yaşta yeni bir başlangıç mümkün mü? Yorumlarınızı merak ediyorum…