Aramızdaki Uçurum: Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Senin yüzünden oldu hepsi, Zeynep! Biraz daha sabretseydin, şimdi bu rezilliği yaşamazdık!” Annemin sesi mutfakta yankılandı. Ellerim titreyerek çay bardağını tezgâha koydum. Oğlum Emir, odasında sessizce ağlıyordu. Ben ise, içimdeki fırtınayı bastırmaya çalışıyordum.
Boşanmanın üzerinden üç ay geçti ama her şey dün gibi taze. Hayatım boyunca kendimi güçlü sanırdım; ama Cem’in başka bir kadına gittiğini öğrendiğimde, içimdeki bütün duvarlar yıkıldı. O gün, akşam yemeğinde Cem’in telefonuna gelen mesajı gördüm. “Seni özledim, aşkım.” Mesajı okurken ellerim buz kesti. Gözlerim doldu ama ağlayamadım. Sadece ona baktım: “Bu kim?” dedim. Cem başını öne eğdi, sustu. O an anladım; aramızdaki uçurum çoktan açılmıştı.
O gece Cem eşyalarını topladı ve gitti. Emir bana sarılıp ağladı: “Anne, babam bizi bırakmaz değil mi?” Ne diyebilirdim ki? “Hayır oğlum, baban sadece biraz uzaklaşmak istiyor,” dedim ama yalan söylediğimi ikimiz de biliyorduk.
Ertesi sabah annem aradı: “Kızım, ne oldu? Cem neden yok?” Sesi endişeliydi ama ben yine de ona her şeyi anlatamadım. “Biraz tartıştık anne, geçer,” dedim. Ama geçmedi. Cem geri dönmedi.
İki hafta sonra annem yanımıza taşındı. “Bu evde bir düzen kurmamız lazım,” dedi. Ama onun düzeni benim nefesimi kesiyordu. Her sabah erken kalkmamı, Emir’in derslerine daha fazla zaman ayırmamı, evin her köşesinin pırıl pırıl olmasını istiyordu. Ben ise sadece yatağımdan çıkacak gücü bulmaya çalışıyordum.
Bir akşam Emir odasından çıktı: “Anne, babamı arayabilir miyim?” Gözleri doluydu. Annem hemen atıldı: “O adamı unut! Annenin yanında ol!” Emir bana baktı, ben ona. O an oğlumla aramda da bir uçurum oluştuğunu hissettim.
Geceleri uyuyamıyordum. Kafamda sürekli aynı sorular dönüp duruyordu: Nerede hata yaptım? Daha iyi bir eş olsaydım Cem gider miydi? Annem haklı mıydı? Yoksa ben mi çok mu zayıftım?
Bir gün işyerinde patronum Asuman Hanım beni odasına çağırdı: “Zeynep, son zamanlarda dalgınsın. İşine odaklanmalısın.” Haklıydı ama nasıl toparlanacağımı bilmiyordum. Çıkışta tuvalete gidip sessizce ağladım.
Bir akşam annemle tartışmamız büyüdü: “Senin yüzünden torunum babasız kaldı! Biraz daha sabırlı olsaydın, Cem geri dönerdi!” Bağırdım: “Anne yeter! Ben de insanım! Ben de yoruldum!” Annem sustu, gözleri doldu. O an ilk defa annemin de acı çektiğini fark ettim.
Emir ise giderek içine kapanıyordu. Okuldan geldiğinde hemen odasına kapanıyor, benimle konuşmuyordu. Bir gün defterini karıştırırken bir not buldum: “Keşke babam gitmeseydi.” Kalbim paramparça oldu.
Bir akşam eski arkadaşım Elif aradı: “Zeynep, dışarı çıkalım mı? Biraz kafanı dağıtırsın.” Önce reddettim ama sonra kabul ettim. O gece uzun zamandır ilk defa güldüm. Eve döndüğümde annem kapıda bekliyordu: “Bu saatte neredeydin? Oğlun seni bekledi!” Yine suçluluk duygusu…
Bir sabah Emir ateşlendi. Hastaneye koştuk. Doktor, “Stres kaynaklı olabilir,” dedi. O an anladım ki oğlumun acısı benimkinden daha derindi.
Cem’le bir gün markette karşılaştık. Yanında o kadın vardı. Göz göze geldik. Cem başını eğdi, ben ise gözyaşlarımı tutamadım. Eve döndüğümde annem yine başladı: “Gördün mü bak, o kadın yüzünden…” Artık dinlemek istemiyordum.
Bir gece Emir yanıma geldi: “Anne, sen mutlu musun?” Ne cevap vereceğimi bilemedim. Sadece sarıldım ona: “Sana söz veriyorum oğlum, her şey güzel olacak.” Ama içimdeki boşluk büyüyordu.
Aylar geçti. Annemle aramızda sessiz bir barış oluştu. O da yorulmuştu, ben de… Bir gün bana sarıldı: “Kızım, ben de hata yaptım. Seni anlamadım.” O an ağladık birlikte.
Emir ise yavaş yavaş toparlanmaya başladı. Okulda bir tiyatro oyununda rol aldı. Gösteri günü sahnede onu izlerken gözlerim doldu: “İşte oğlum… Hayat devam ediyor.”
Ama içimde hâlâ cevapsız sorular var: Neden insanlar birbirine bu kadar acımasız? Bir kadın olarak neden hep güçlü olmak zorundayız? Sizce gerçekten suçlu kimdi? Yoksa hayat bazen sadece böyle mi olur?