Annem Eski Eşime Yardım Etti, Ama Şimdiki Eşime Sırtını Döndü: Bir Evlat Olarak Arada Kaldım
“Yeter artık anne! Her seferinde aynı şeyi konuşuyoruz!” diye bağırdım, elimdeki çay bardağını masaya öyle bir koydum ki, ince belli bardak çatladı. Annem, başörtüsünü düzelterek bana dik dik baktı. “Senin yüzünden değil, çocuklar için yardım ettim Elif’e. Senin karınla bir ilgisi yok bunun!” dedi. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Yıllardır annemin gölgesinde, onun onayını almaya çalışarak yaşadığım hayat, bir anda üzerime yıkıldı.
Her şey, eski eşim Elif’in işten çıkarılmasıyla başladı. Kızım Zeynep’in okul masrafları, ev kirası, faturalar… Elif, annemi aramış, “Abla, ben bittim, ne olur yardım et,” demiş. Annem de, hiç düşünmeden, emekli maaşından ona para göndermiş. Oysa ben, yeni eşim Derya ile işsiz ve borç içinde kıvranırken, annemden yardım istediğimde, “Senin sorumluluğun, kendi aileni kendin geçindireceksin,” demişti.
İçimde bir öfke, bir kırgınlık… Derya mutfakta sessizce ağlıyordu. Onun gözyaşları, benim yetersizliğimin aynasıydı. “Anne, neden Elif’e yardım ediyorsun da Derya’ya etmiyorsun? O da senin gelinin!” dedim. Annem, gözlerini kaçırdı. “Elif’in kimsesi yok. Sen de ona doğru düzgün nafaka vermedin, bari ben destek olayım. Derya’nın ailesi var, onlar baksın,” dedi.
O an, annemin gözünde hâlâ Elif’in, yani eski eşimin, benim hayatımdaki yerinin Derya’dan daha önemli olduğunu anladım. Oysa ben, Elif’le boşanırken, annem bana, “Kızım gibi gördüm onu, ama senin kararın,” demişti. Şimdi ise, Derya’ya karşı soğuk, mesafeli, hatta bazen küçümseyici davranıyordu. Derya’nın başı önünde, elleri titriyordu. “Ben istemem, kimseye yük olmak istemem,” dedi kısık bir sesle.
İki yıl önce, Elif’le boşandığımda, herkes bana kızdı. “Çocuğun var, nasıl bırakırsın?” dediler. Ama Elif’le yıllar süren tartışmalar, geçim sıkıntısı, birbirimize olan sevgimizin tükenişi… Sonunda dayanamadık. Kızım Zeynep için iyi bir baba olmaya çalıştım, ama nafaka ödemekte zorlandım. İşlerim kötü gitti, borçlar birikti. Annem, her seferinde Elif’e destek oldu. “Çocuğun annesi, ona sahip çıkmazsak Zeynep perişan olur,” dedi. Ben ise, yeni hayatıma tutunmaya çalışıyordum.
Derya ile evlendiğimde, annem düğünümüze bile isteksiz geldi. “Çok acele ettin,” dedi. Derya’nın ailesi de pek varlıklı değildi. Birlikte küçük bir evde, zar zor geçiniyorduk. İş bulmak için her yere başvurdum, ama pandemi sonrası işsizlik alıp başını gitmişti. Derya, evde dikiş yaparak para kazanmaya çalıştı. Bir gün, elektrik faturası için annemi aradım. “Anne, bu ay çok zor durumdayız, biraz yardım edebilir misin?” dedim. Sesi sertti: “Bak oğlum, herkes kendi hayatını kuracak. Benim de gücüm bir yere kadar. Derya’nın ailesi var, onlar destek olsun.”
O gece, Derya sessizce ağladı. “Senin annen beni hiç istemedi,” dedi. “Ben ne yaptıysam yaranamadım. Elif’i hep daha çok sevdi.” O an, içimde büyük bir suçluluk hissettim. Derya’ya sahip çıkamamak, annemin sevgisini kazanamamak… İkisi arasında sıkışıp kalmıştım.
Bir gün, Elif aradı. “Zeynep’in okulunda etkinlik var, sen de gelir misin?” dedi. Gittim. Annem de oradaydı. Elif’in yanında, ona sarılmış, Zeynep’e kek yediriyordu. Ben ise, uzaktan onları izledim. Derya ise evde, yalnızdı. O an, ailemin ikiye bölündüğünü, annemin Elif’i hâlâ gelini olarak gördüğünü anladım.
Bir akşam, Derya ile tartıştık. “Senin annen yüzünden kendimi değersiz hissediyorum,” dedi. “Sanki ben bu ailenin yabancısıyım.” Ona sarıldım, ama içimde bir boşluk vardı. Annemle konuşmaya karar verdim.
Ertesi gün, annemin evine gittim. Mutfakta çay koyuyordu. “Anne, Derya ile ben çok zor durumdayız. Bir süre senin yanında kalabilir miyiz?” dedim. Annem, yüzüme bile bakmadan, “Oğlum, evim küçük. Derya da rahat edemez burada. Hem, Elif’le Zeynep bazen geliyor, karışıklık olur,” dedi.
O an, içimde bir şeyler koptu. “Anne, sen Elif’i benden daha çok seviyorsun. Benim yeni aileme neden sahip çıkmıyorsun?” dedim. Annem, gözleri dolu dolu bana baktı. “Oğlum, Elif’in kimsesi yok. Sen de ona sahip çıkmadın. Benim vicdanım el vermedi. Derya’nın ailesi var, onlar baksın. Benim gücüm bu kadar,” dedi.
Eve döndüğümde, Derya bana sarıldı. “Ne dedi annen?” diye sordu. “Bizi istemiyor,” dedim. Derya, gözyaşlarını tutamadı. “Ben bu evliliği daha ne kadar sürdürebilirim bilmiyorum,” dedi. O an, hayatımın en büyük çıkmazında olduğumu anladım. Bir yanda annemin sevgisi, diğer yanda eşimin gözyaşları…
Gece boyunca düşündüm. Belki de annem haklıydı; Elif’e yeterince sahip çıkmamıştım. Nafakayı zamanında ödeyememiş, kızım Zeynep’in ihtiyaçlarını karşılayamamıştım. Ama şimdi, Derya ile yeni bir hayat kurmaya çalışırken, annemin desteğine en çok ihtiyacım olduğu zamanda, o bana sırtını dönmüştü.
Bir sabah, Derya valizini topladı. “Ben anneme gidiyorum,” dedi. “Belki de senin annenin gölgesinden kurtulmadan mutlu olamayacağız.” Onu kapıya kadar uğurladım. İçimde bir boşluk, bir pişmanlık… Annemi aradım, “Anne, ben ne yapacağım?” dedim. Sessiz kaldı. “Oğlum, herkes kendi yolunu bulacak. Benim gücüm bu kadar,” dedi.
Şimdi, küçük bir odada, yalnız başıma oturuyorum. Ne annemin sevgisini kazanabildim, ne de Derya’yı mutlu edebildim. Kızım Zeynep’i görmek için Elif’in kapısını çalıyorum, ama içimde hep bir eksiklik…
Bazen düşünüyorum: Bir insan, annesiyle eşi arasında sıkışıp kalınca, gerçekten kendi hayatını kurabilir mi? Yoksa hep bir taraf eksik mi kalır? Siz olsanız ne yapardınız?