Annemle Aynı Çatı Altında: Sessiz Çığlıklarım
“Yeter artık, anne! Bir gün de sessiz olamaz mısın?” diye bağırdım, sesim evin duvarlarında yankılandı. O an gözlerindeki kırgınlığı gördüm, ama artık kelimeler ağzımdan dökülmüştü bile. Annem, elleri titreyerek çay bardağını masaya bıraktı. “Kızım, ben sadece yardım etmek istemiştim,” dedi kısık bir sesle. O an içimde bir şeyler kırıldı; hem ona hem de kendime kızgındım.
İki yıl önceydi, babamı kaybettikten sonra annem yalnız kalmıştı. Kardeşim yurtdışında, ben ise İstanbul’da, kendi hayatımın telaşında savruluyordum. Annemi yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. “Gel anne, birlikte yaşarız,” dedim. O zamanlar ne kadar iyi bir evlat olduğumu düşünmüştüm. Arkadaşlarım da “Ne kadar fedakârsın, herkes yapmaz,” diyordu. Oysa şimdi, her sabah annemin mutfakta gürültüyle çay demlemesiyle uyanırken, içimde büyüyen pişmanlığı kimseye anlatamıyordum.
İlk başlarda her şey güzeldi. Annem evin işlerine yardım ediyor, yemekler yapıyor, bana çocukluğumdan hikâyeler anlatıyordu. Ama zamanla aramızdaki mesafe büyüdü. Annem eski alışkanlıklarını bırakmıyor, her şeye karışıyor, bazen misafirlerime garip sorular soruyordu. Bir gün arkadaşlarım geldiğinde, annem sofrada “Kızım hâlâ evlenmedi, torun hasretiyle yanıyorum,” deyince yerin dibine geçmiştim. O günden sonra kimseyi eve çağırmak istemedim.
Bir akşam işten yorgun argın döndüğümde, annemi salonda eski fotoğraflara bakarken buldum. “Bak kızım, bu senin ilkokul mezuniyetin,” dedi gözleri dolarak. O an içimde bir suçluluk hissettim; ona karşı bu kadar sabırsız olmamalıydım. Ama ertesi sabah yine aynı tartışmalar… “Kahvaltı yapmadan çıkma, bak tansiyonun düşer,” diye peşimden koştu. Ben ise “Anne, ben çocuk değilim!” diye tersledim.
Bir gün işyerinde arkadaşım Derya’ya açıldım: “Annemle yaşamak çok zor. Bazen keşke onu geri gönderebilsem diyorum ama nasıl yapacağım?” Derya omzuma dokundu: “Herkes senin yerinde olmak isterdi belki ama kimse kolay olduğunu söylemedi.” Haklıydı ama bu yükü taşımak beni her geçen gün daha da yoruyordu.
En çok da komşuların ve akrabaların laflarından korkuyordum. Annemi geri göndersem “Kızına bile yük oldu” diyeceklerdi. Zaten mahallede herkes birbirinin hayatını konuşur. Bir gün markette karşılaştığım Ayşe Teyze bile “Annenle iyi geçiniyor musunuz kızım?” diye sormuştu. Gözlerimi kaçırıp “Tabii, çok iyi” dedim ama içimden ağlamak geçiyordu.
Bir gece uykum kaçtı, salona çıktım. Annem pencerenin önünde oturuyordu, sessizce ağlıyordu. Yanına oturdum, elini tuttum. “Anne, mutsuz musun?” dedim. Gözyaşlarını sildi: “Sana yük olduğumu biliyorum kızım. Ama başka gidecek yerim yok.” O an boğazıma bir yumru oturdu. Ne annemi mutlu edebiliyordum ne de kendimi.
Ertesi gün işyerinde dalgın dalgın çalışırken müdürüm aradı: “Zeynep Hanım, son zamanlarda çok dalgınsınız.” Ne cevap vereceğimi bilemedim. İşte de evde de tükeniyordum.
Bir akşam kardeşim aradı Almanya’dan: “Anne nasıl?” diye sordu. “İyi” dedim kısaca. İçimde ona da kızgınlık vardı; bütün yük benim omuzlarımdaydı. “Bir süreliğine yanına alsan?” dedim çekinerek. “Çocuklar küçük, işler yoğun,” dedi hemen. Yine yalnızdım.
Bazen anneme bakarken kendi yaşlılığımı düşünüyorum. Ben de bir gün böyle yalnız kalacak mıyım? Kendi çocuğum olsaydı bana da böyle mi davranırdı? İçimdeki suçluluk ve öfke birbirine karışıyor.
Geçen hafta annem hastalandı, ateşi çıktı. Onu hastaneye götürdüm, serum takıldı. O an korkudan ellerim titredi; ya ona bir şey olursa? Eve dönerken takside sessizce ağladım. Annemin bana ihtiyacı vardı ama ben ona sabır gösteremiyordum.
Bir akşam sofrada yine tartıştık: “Anne, lütfen biraz bana alan bırak!” dedim yüksek sesle. Annem başını eğdi: “Ben de insanım kızım, ben de sevilmek istiyorum.” O an sustum; kelimeler boğazıma düğümlendi.
Şimdi bu satırları yazarken hâlâ ne yapacağımı bilmiyorum. Annemi geri gönderemem; hem vicdanım hem toplum izin vermez. Ama bu şekilde de devam edemem; kendi hayatımı yaşayamıyorum.
Siz olsanız ne yapardınız? Annemi sevmiyor muyum yoksa sadece yoruldum mu? Bir insan hem iyi bir evlat hem de kendisi olabilir mi? Lütfen bana yol gösterin…