Küçük Bir Banyoda Fırtına: Bir Çocuğun Gecesi

“Anne, yine mi başladı?” diye fısıldadım, gözlerim korkudan büyümüş, sesim titrek. Annem hemen yanıma geldi, beni kucağına aldı ve kalın battaniyeye sardı. Dışarıda gök gürültüsü öyle bir patladı ki, sanki apartmanın çatısı başımıza yıkılacak sandım. Annem, “Korkma yavrum, geçecek,” dedi ama sesindeki titremeyi ben de duydum.

Her fırtına gecesi aynı ritüel: Annem beni küçük banyoya götürür, kapıyı kapatırız. İçerideki plastik kova, deterjan kutuları ve eski paspas arasında yere otururuz. Annem beni sımsıkı sarar, ben de gözlerimi kapatıp onun kalp atışlarını dinlerim. O anlarda annemin kalbi de benimki gibi hızlı atar. Dışarıdan gelen gök gürültüsüyle karışan bu kalp sesleri, bana hem güven hem de tarifsiz bir korku verir.

Babam yine yok. Zaten çoğu gece yok. Annemle ben, bu küçük evde yalnızız. Babamın ne zaman geleceği belli olmaz; bazen sabaha karşı gelir, bazen günlerce gelmez. Geldiğinde ise ya sarhoştur ya da öfkeli. Annem o zamanlar daha çok korkar, ben ise annemin korkusundan korkarım.

Bir gece, fırtına daha da şiddetlendiğinde anneme sordum: “Anne, neden hep banyoya saklanıyoruz?” Annem gözlerini kaçırdı, bir süre sustu. Sonra başını eğip fısıldadı: “Burası en güvenli yer kızım. Hem… Hem baban gelirse de buradan duyamaz bizi.”

O an anladım ki, annem sadece gök gürültüsünden değil, babamdan da korkuyor. O gece ilk defa annemin gözlerinde çaresizliği gördüm. O zamana kadar annemi hep güçlü sanırdım; her şeyi halleder, bana hiçbir şey belli etmezdi. Ama o gece, annemin de korkuları olduğunu fark ettim.

Fırtına dinmedi. Saatler geçti, yağmur camlara vurdukça içimdeki huzursuzluk arttı. Annemle aramızda geçen sessizliği bozan tek şey, arada bir duyulan babamın ayak sesleri oldu. Kapının önünde durduğunu sandım bir an; nefesimi tuttum. Annem de öyle yaptı. Sonra ayak sesleri uzaklaştı.

Sabah olduğunda fırtına durmuştu ama içimdeki kasvet geçmemişti. Annem mutfağa geçti, bana kahvaltı hazırladı. Ben ise hala banyoda oturuyordum; sanki orası artık benim sığınağım olmuştu.

O gün okula gitmek istemedim. Annem ısrar etti: “Haydi kızım, okula gitmek sana iyi gelir.” Ama ben gitmedim. Annem bir süre sonra pes etti; bana sarıldı ve birlikte pencerenin önüne oturduk. Dışarıda insanlar işlerine gidiyordu; kimse bizim yaşadığımız fırtınadan haberdar değildi.

Bir hafta sonra babam eve geldiğinde her zamankinden daha öfkeliydi. Annem hemen beni odama gönderdi ama kapının aralığından olanları izledim. Babam bağırıyordu: “Neden bu kadar elektrik faturası geldi? Ne yapıyorsunuz siz evde?!” Annem sessizce cevap verdi: “Fırtınada çok korktu kızımız, ışıkları kapatamadık.” Babam daha da sinirlendi; elindeki gazeteyi yere fırlattı.

O an annemin gözlerinde bir damla yaş gördüm. İlk defa ağladığını gördüm ve içimde bir şeyler kırıldı. O gece yine banyoya saklandık ama bu sefer annem ağlıyordu, ben ise onun saçlarını okşuyordum.

Günler böyle geçti. Her fırtına gecesi bizim için yeni bir sınavdı. Okulda arkadaşlarım bana neden hep yorgun olduğumu soruyordu; ben ise “Fırtınada uyuyamıyorum,” diyordum. Kimse evdeki gerçek fırtınadan haberdar değildi.

Bir gün okuldan eve dönerken komşumuz Ayşe Teyze beni durdurdu: “Kızım, annen iyi mi? Dün gece çok ağlıyordu.” O an anladım ki, bizim yaşadıklarımız sadece bize ait değilmiş; komşular da biliyormuş ama kimse bir şey yapmıyormuş.

O akşam anneme sordum: “Anne, neden kimse yardım etmiyor?” Annem uzun süre sustu, sonra bana sarıldı: “Bazen insanlar korkar kızım… Bazen de alışır.”

O günden sonra anneme yardım etmeye karar verdim. Okulda rehber öğretmenime gittim ve her şeyi anlattım. Öğretmenim çok şaşırdı ama bana destek oldu; annemi okula çağırdı ve birlikte konuşmamızı sağladı.

Annem ilk başta çok korktu; “Baban öğrenirse ne olur?” dedi ama ben ona sarıldım: “Artık korkmak istemiyorum anne.”

Bir süre sonra sosyal hizmetlerden insanlar geldi; babamla konuştular. Babam bir süre eve gelmedi. Evimizde ilk defa gerçek bir sessizlik oldu; korkusuz bir sessizlik.

Aylar geçti, annemle birlikte yeni bir hayata başladık. Artık banyoya sadece temizlik yapmak için giriyoruz; fırtınalar geçtiğinde birbirimize sarılıp gülüyoruz.

Ama bazen geceleri hala o eski korkular geri geliyor; gök gürültüsü duyduğumda kalbim hızlanıyor. Anneme bakıyorum; o da bana bakıyor ve gülümsüyor.

Şimdi düşünüyorum da… Acaba kaç çocuk daha bu küçük banyolarda korkuyla sabahı bekliyor? Kaç anne daha sessizce ağlıyor? Sizce bu sessizliği nasıl bozabiliriz?