Yaptığımın Doğru Olduğuna İnanmıştım: Bir Akşamın Ardından Değişen Hayatım
“Alo, Zeynep abla, çok kısa konuşabilirim, Serkan’ı dövüyorlar!”
Bu cümle kulağımda yankılanırken, elimdeki telefonun titrediğini hissettim. Kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi. O an, zaman sanki dondu. Sadece birkaç saniye sürdü ama bana bir ömür gibi geldi. Sormak istedim: “Ne oldu? Kim dövüyor? Nerede?” Ama telefon kapanmıştı bile.
Serkan, o akşam iş çıkışı çocukluk arkadaşı Murat’la buluşacağını söylemişti. “Geç kalmam,” demişti, “Bir çay içer, dönerim.” Oysa şimdi, gecenin bir yarısı, bir yabancının sesiyle hayatımın altüst olacağını nereden bilebilirdim ki?
Hemen annemi aradım. “Anne, Serkan’a bir şey olmuş! Biri aradı, dövülüyormuş!” dedim. Annemin sesi titriyordu: “Kızım sakin ol, hemen polise haber ver!”
Ayaklarım beni nereye götürdüğünü bilmeden sokağa attım. Komşumuz Ayşe abla kapıda beni görünce şaşırdı: “Zeynep, hayırdır kızım?”
“Serkan’a bir şey olmuş abla! Biri aradı, dövülüyormuş!” dedim. Ayşe abla hemen kolumdan tuttu: “Dur, ben de geliyorum.”
Polisi aradık, adresi verdik. Sonra Murat’ın numarasını bulup aradım. Açmadı. O an içimde bir öfke ve korku birbirine karıştı. Serkan’ı kaybetmekten korkuyordum ama aynı zamanda ona kızgındım da… Neden hep böyle olurdu? Neden her şeyin yükü benim omuzlarımdaydı?
Yarım saat sonra hastaneden aradılar. “Zeynep Hanım, eşiniz Serkan Demir burada. Durumu stabil ama darp edilmiş.”
Hastaneye koşarken içimdeki fırtına dinmiyordu. Kapıdan içeri girdiğimde Serkan’ın yüzü tanınmaz haldeydi. Gözleri şişmiş, dudağı patlamıştı. Yanında Murat oturuyordu, başı önde.
“Ne oldu Serkan? Kim yaptı bunu?” dedim gözyaşlarıma engel olamadan.
Serkan gözlerini kaçırdı: “Boşver Zeynep… Yanlış yerde yanlış zamanda bulunduk.”
Murat araya girdi: “Bir grup genç laf attı, karşılık verdik… Sonrası malum.”
O an içimde bir şeyler koptu. Serkan’ın bana anlatmadığı bir şeyler vardı, hissediyordum. Ama o gece susmayı seçtim. Eve döndüğümüzde annem ve babam kapıda bekliyordu.
Babam öfkeliydi: “Serkan, senin yüzünden kızım perişan oldu! Ne işin vardı o saatte dışarıda?”
Serkan başını eğdi: “Haklısınız amca…”
O gece uyuyamadım. Serkan’ın nefes alışlarını dinledim. İçimde bir boşluk vardı; hem ona acıyor hem de ona kızıyordum. Sabah olduğunda annem kahvaltı hazırlamıştı ama kimsenin iştahı yoktu.
Bir hafta boyunca Serkan evden çıkmadı. Yüzündeki morluklar geçtikçe aramızdaki mesafe büyüdü. Konuşmuyor, göz göze gelmiyorduk. Bir akşam mutfakta bulaşık yıkarken annem yanıma geldi:
“Zeynep, kızım… Böyle devam edemezsin. Ya konuşup halledin ya da… Bazen insan en doğru bildiği şeyi yapmalı.”
O gece Serkan’la konuşmaya karar verdim. Salonda oturuyordu, televizyon açıktı ama izlemiyordu.
“Serkan… Bana doğruyu söyle. O gece ne oldu?”
Uzun süre sustu. Sonra gözleri doldu:
“Zeynep… Ben… Murat’la tartıştık aslında. O çocuklarla kavga etmedik biz; Murat bana saldırdı. Sonra olay büyüdü, başkaları da karıştı.”
Şok olmuştum: “Yani seni en yakın arkadaşın mı dövdü?”
Başını salladı: “Evet… Ama ben polise yalan söyledim. Onu korudum.”
O an içimdeki öfke patladı: “Neden?! Neden bana da yalan söyledin?”
“Çünkü Murat’ın ailesi perişan olurdu… Onun küçük kardeşi var, hasta… Benim yüzümden hayatları mahvolmasın istedim.”
Gözyaşlarımı tutamadım. Hem ona acıyor hem de ihanete uğramış gibi hissediyordum.
Ertesi gün Murat’ın annesi kapımıza geldi. Ağlıyordu:
“Zeynep kızım… Oğlum hata yaptı, biliyorum… Ama Serkan’ı affetsin ne olur! Murat kendini affedemiyor.”
O an anladım ki bu mesele sadece bizim değil, iki ailenin meselesiydi artık.
Günler geçtikçe mahallede dedikodular başladı. “Serkan’ı kim dövdü? Murat’la ne oldu?” Herkes konuşuyordu ama kimse gerçeği bilmiyordu.
Bir akşam babam sofrada patladı:
“Zeynep! Bu işin sonu nereye varacak? Herkes konuşuyor! Aileni düşün biraz!”
O an kararımı verdim. Serkan’la konuştum:
“Ya gerçeği açıklayacağız ya da bu yükle yaşayamam!”
Serkan başını salladı: “Haklısın… Yarın karakola gidip her şeyi anlatacağım.”
Ertesi gün Serkan ve ben karakola gittik. Her şeyi anlattık; Murat’ın ailesi de geldi. Polisler şaşkındı ama sonunda gerçek ortaya çıktı.
O günden sonra mahalledeki bakışlar değişti; bazıları bizi cesur buldu, bazıları ise hâlâ suçlu arıyordu.
Ama ben biliyorum ki yaptığımın doğru olduğuna inanmıştım. Vicdanım rahat mı? Bilmiyorum… Peki siz olsaydınız ne yapardınız? Aileniz için susar mıydınız yoksa gerçeği mi söylerdiniz?