Dokuz Yaşında Bir Çocuğun Gece Yarısı Acil Servisteki Yalnızlığı

“Anne, çok canım yanıyor, lütfen uyan!” diye fısıldadım karanlık odada, ama annem yine duymadı. Babamın horultusu, evin her köşesini dolduruyordu. Karnımda öyle bir sancı vardı ki, nefes almak bile zordu. Gözyaşlarım yastığımı ıslatırken, saate baktım: Gece üç. O an, kimseye güvenemeyeceğimi, kendi başıma kalacağımı hissettim. Sessizce kalktım, pijamalarımın üzerine montumu geçirdim, ayakkabılarımı giydim ve anahtarı cebime attım. Kapıyı usulca açıp sokağa çıktım. Ankara’nın soğuğu yüzüme çarptı, ama içimdeki acı daha büyüktü.

Yol boyunca, her adımda annemin bana sarılmasını, babamın başımı okşamasını hayal ettim. Ama biliyordum, onlar kendi dertlerine öyle gömülmüşlerdi ki, ben yokmuşum gibi davranıyorlardı. Babam işsiz kaldığından beri evde sürekli kavga vardı. Annem, “Sen adam olamadın, bu çocuğa bile bakamıyorsun!” diye bağırır, babam ise öfkeyle kapıları çarpar, bazen de bana bağırırdı. O gece, acil servise yürürken, içimde bir umut vardı: Belki hastanede biri bana yardım eder, belki biri bana gerçekten değer verir.

Hastaneye vardığımda, kapıdaki güvenlik görevlisi şaşkınlıkla bana baktı. “Oğlum, bu saatte burada ne işin var?” dedi. Gözlerim doldu, “Çok canım yanıyor, kimse yok evde,” diyebildim sadece. Beni hemen içeri aldılar. Hemşireler, doktorlar etrafıma toplandı. Bir hemşire saçımı okşadı, “Korkma, buradayız,” dedi. O an, içimde bir sıcaklık hissettim. Doktor, “Ailenden kimse yok mu?” diye sordu. Başımı salladım, “Evde uyuyorlar, ama ben uyandıramadım,” dedim. Doktorun gözlerinde bir hüzün gördüm.

Muayene sırasında, doktorlar karın bölgemde morluklar ve eski yara izleri buldu. “Bunlar nasıl oldu?” diye sordular. Utandım, cevap veremedim. Annemle babamın kavgasında, bazen arada kalırdım. Babam öfkeyle bir şey fırlatır, annem beni kollarından çekiştirirdi. O an, doktorlar birbirlerine bakıp fısıldaştılar. Bir hemşire bana su verdi, “Her şey yoluna girecek,” dedi ama gözlerinde bir endişe vardı.

Sabah olduğunda, annem ve babam hastaneye çağrıldı. Annem ağlayarak geldi, “Oğlum, ne oldu sana?” dedi. Babam ise suçlu bir ifadeyle başını öne eğmişti. Doktor, “Çocuğunuzun vücudunda darp izleri var. Bu nasıl olur?” diye sorduğunda, annem hemen, “Düştü, merdivenden kaydı,” dedi. Babam ise sessizdi. Doktorlar, sosyal hizmet görevlisini çağırdılar. O an, ailemin gözümün önünde parçalandığını hissettim.

Sosyal hizmet görevlisi, “Evde neler oluyor, bize anlatır mısın?” dediğinde, gözyaşlarımı tutamadım. “Annemle babam hep kavga ediyor. Bazen bana da kızıyorlar. Çok yalnızım,” dedim. Görevli, bana sarıldı. O an, ilk defa biri beni gerçekten dinliyordu. Annem, “Oğlum, neden böyle söylüyorsun?” diye ağladı. Babam ise, “Biz seni çok seviyoruz, yanlış anladın,” dedi. Ama ben biliyordum, sevgileri sadece sözdeydi.

O günden sonra, hayatım tamamen değişti. Bir süreliğine çocuk esirgeme kurumuna yerleştirildim. Orada, benim gibi yalnız, sevgisiz çocuklarla tanıştım. Her gece, annemin sesini duymak için ağladım. Babamı özledim, ama onun öfkesini değil, bana bir kez olsun sarılmasını istedim. Kurumda, öğretmenimiz Zeynep Hanım bana hep destek oldu. “Sen çok güçlü bir çocuksun, bu yaşadıkların seni daha iyi bir insan yapacak,” derdi. Ama ben sadece ailemi istiyordum.

Bir gün, annem ziyarete geldi. Gözleri şişmişti, elleri titriyordu. “Seni eve almak için çok uğraşıyorum,” dedi. “Babanla ayrıldık. Artık sana zarar gelmeyecek.” O an, anneme sarıldım, ama içimde bir boşluk vardı. Eve döndüğümde, babam yoktu. Annem sürekli ağlıyor, ben ise sessizce köşeme çekiliyordum. Okulda arkadaşlarım, “Neden bu kadar sessizsin?” diye soruyordu. Kimseye anlatamıyordum yaşadıklarımı. Herkesin ailesi mutlu görünüyordu, benimkisi ise paramparçaydı.

Bir gece, annem mutfakta ağlarken, yanına gittim. “Anne, neden hep üzgünsün?” dedim. Bana sarıldı, “Hayat bazen çok zor, oğlum. Ama senin için güçlü olmam lazım,” dedi. O an, annemin de ne kadar yalnız olduğunu anladım. Babamdan hiç haber almadık. Bazen, sokakta yürürken onun siluetini görür gibi oluyordum. İçimde bir öfke, bir özlem vardı. Neden bizi bu hale getirdi? Neden bana bir kez olsun ‘Seni seviyorum’ demedi?

Yıllar geçti. Annem çalışmaya başladı, ben de büyüdüm. Ama o gece, hastanede yaşadıklarım, hayatımın dönüm noktası oldu. O gece, bir çocuğun yalnızlığı, bir ailenin sessiz çığlığıydı. Şimdi, üniversiteye hazırlanırken, hâlâ o küçük çocuğun acısını içimde taşıyorum. Bazen, geceleri uyanıp karanlıkta annemin nefesini dinliyorum, yalnız olmadığımı hissetmek için.

Şimdi size soruyorum: Bir çocuk, ailesinin sevgisizliğini nasıl unutur? Yalnız büyüyen bir çocuk, gerçekten iyileşebilir mi? Siz olsaydınız, ne yapardınız?