Salondaki Domuz Ben Değilim – Hayatımı Değiştiren Bir Akşam Yemeği
“Sen zaten hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun, Zeynep!” Serkan’ın sesi, salonda yankılandı. O an, elimdeki çatal titredi. Annem, babam, kız kardeşim Elif, Serkan’ın annesi ve babası, hatta çocukluk arkadaşım Derya… Herkesin bakışları üzerimdeydi. O an, tüm gözlerin önünde küçülmüş, nefes alamaz hale gelmiştim. İçimde bir yer, yıllardır biriktirdiğim sessizliği artık taşıyamayacağımı fısıldıyordu.
O akşam, sıradan bir pazar yemeği için toplanmıştık. Annem, her zamanki gibi çeşit çeşit yemekler hazırlamış, sofrayı donatmıştı. Babam, eski günlerden bahsediyor, Elif ise yeni işinden heyecanla söz ediyordu. Serkan ise, her zamanki gibi, masadaki sohbeti kendi etrafında döndürmeye çalışıyordu. Ben ise, herkesin tabağına yemek koyuyor, eksikleri tamamlıyor, bir yandan da Serkan’ın gözünün içine bakarak yanlış bir şey yapmamaya çalışıyordum.
Ama o akşam, Serkan’ın sabrı taşmıştı. Pilavı biraz fazla tuzlu bulmuş, bunu da herkesin önünde dile getirmekten çekinmemişti. “Zeynep, bu kadar basit bir şeyi bile beceremiyorsun. Annemden öğrenemedin mi hâlâ?” dediğinde, içimde bir şeyler koptu. Annem utançla başını eğdi, kayınvalidem ise hafifçe gülümsedi. Derya ise bana bakıp gözleriyle özür diledi, sanki onun da elinden bir şey gelmiyordu.
O an, yıllardır sustuğum, görmezden geldiğim, ‘idare et’ dediğim her şey bir anda patladı. “Yeter!” dedim, sesim titriyordu ama kararlıydı. “Yeter artık Serkan! Herkesin önünde beni küçük düşürmekten ne zaman vazgeçeceksin? Ben senin hizmetçin değilim. Hata yapabilirim, ama bu sana beni aşağılaman için hak vermez!”
Salonda bir sessizlik oldu. Babam, gözlüğünü çıkardı, annem bana bakmaya cesaret edemedi. Serkan’ın yüzü kıpkırmızı oldu. “Ne diyorsun sen Zeynep? Herkesin önünde bana mı kafa tutuyorsun?” dedi, sesi bu kez daha alçak ama daha tehditkârdı.
O an, yıllardır içimde biriktirdiğim korkunun yerini bir cesaret aldı. “Evet, sana kafa tutuyorum. Çünkü artık susmak istemiyorum. Yıllardır senin sözlerinle, bakışlarınla, davranışlarınla ezildim. Herkesin önünde beni küçük düşürdün, ama artık buna izin vermeyeceğim.”
Derya, elimi tuttu. Elif, bana destek olmak istercesine başını salladı. Kayınvalidem ise, “Aman kızım, aile içinde olur böyle şeyler, büyütmeyin,” dedi. O an, onun bu sözleriyle daha da öfkelendim. “Hayır, büyütüyorum. Çünkü yıllardır küçülttüm, sustum, sineye çektim. Ama artık kendim için konuşmak istiyorum.”
Serkan, sandalyeden kalktı, “Bu evde böyle konuşamazsın!” diye bağırdı. Babam, “Yeter artık, kavga etmeyin!” diyerek araya girmeye çalıştı. Ama ben, ilk defa kendimi bu kadar güçlü hissettim. “Belki de konuşmam gerektiği için bu kadar büyüdü her şey. Belki de herkesin önünde konuşmam gerekiyordu, çünkü herkesin önünde susturuldum,” dedim.
O akşam, yemek yarım kaldı. Herkes bir köşeye çekildi. Annem yanıma gelip sessizce ağladı, “Kızım, biz de zamanında çok şey yaşadık, ama aileyi bir arada tutmak için sustuk,” dedi. Ona sarıldım, “Anne, ben de ailemi seviyorum ama kendimi kaybetmek istemiyorum,” dedim. Elif, “Ablam, seninle gurur duyuyorum,” dedi. Derya ise, “Keşke ben de senin kadar cesur olabilsem,” diye fısıldadı.
O gece, Serkan’la uzun uzun konuştuk. O, ilk defa beni dinlemeye çalıştı. “Beni neden bu kadar kırdığını hiç düşündün mü?” diye sordum. O ise, “Ben de böyle gördüm, annem babam da böyleydi,” dedi. “Ama bu, doğru olduğu anlamına gelmez,” dedim. “Ben seninle eşit bir hayat istiyorum. Birbirimize destek olalım, birbirimizi küçültmeyelim.”
Ertesi gün, ailedeki herkes bu konuyu konuşuyordu. Kayınvalidem, “Zeynep biraz abarttı,” dedi. Babam ise, “Kızım doğru yaptı, kimse kimseyi ezemez,” diye arkamda durdu. Annem ise, “Belki de artık bazı şeyleri konuşmanın zamanı gelmiştir,” dedi. O günden sonra, evdeki hava değişti. Serkan, bana karşı daha dikkatli olmaya başladı. Her şey bir anda düzelmedi elbette, ama ben artık kendimi daha güçlü hissediyordum.
Bu olaydan sonra, çevremdeki birçok kadınla konuştum. Hepsi, benzer şeyler yaşadıklarını ama çoğu zaman sustuklarını anlattı. “Biz kadınlar neden hep susmak zorundayız?” diye sordum kendime. “Neden bir hata yaptığımızda, ya da bir konuda başarısız olduğumuzda, hemen yetersiz görülüyoruz?”
Bir akşam, Derya bana geldi. “Zeynep, senin o günkü cesaretin bana da güç verdi. Ben de eşimle konuşmaya karar verdim,” dedi. Elif ise, iş yerinde yaşadığı bir haksızlığı dile getirmiş. “Senin sayende, ben de sesimi çıkardım,” dedi. O an, yaptığımın sadece kendim için değil, başkaları için de önemli olduğunu anladım.
Serkan’la ilişkimiz hâlâ inişli çıkışlı. Bazen eski alışkanlıklarına dönüyor, bazen de gerçekten değişmeye çalışıyor. Ama ben artık susmuyorum. Kendi değerimi biliyorum. Ve biliyorum ki, bir kadının sesi, sadece kendi hayatını değil, çevresindekilerin hayatını da değiştirebilir.
Şimdi size soruyorum: Siz hiç susturulduğunuz bir anda, içinizdeki sesi dinleyip konuşabildiniz mi? Yoksa hâlâ içinizde biriktirdikleriniz var mı?